BAŞBAKAN Binali Yıldırım, “Zamanında hükümeti uyardık ama dikkate alan olmadı” diyen eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök paşayı diline dolamış!
“Belgelere baktık” diyor Başbakan Binali Yıldırım ve baktıkları belgelerde, “Nurculara ve hizmet hareketine dikkat edilmeli” denildiğini gördüklerini ifade ediyor!
“Cemaatleri terör örgütü olarak mı görecektik? Bizim açımızdan kırmızıçizgi 25 Aralık” diye sözlerini sürdürüyor!
Başbakan Binali Yıldırım bu siteminde haklı mı?
Bize göre pek haklı değil!
Zira anlattıklarından şu sonuç çıkıyor:
Dönemin Genelkurmay Başkanı tehlikeyi fark etmiş ve uyarı görevini yerine getirmiş ama siyasi iktidar oralı olmamış!
Kuşkusuz o dönemlerde uyaran sadece dönemin Genelkurmay Başkanı değil!
Tehlikeyi fark eden başkaları da uyarı görevlerini yapmış ama “kıblemiz aynı”, “abdestli namazlı adamlar” gibi cevaplar alarak susmak zorunda kalmışlar! Başbakan Binali Yıldırım keşke böyle sitemde bulunacağına, “Bize yapılan uyarıları atlamışız” türünden “hakkı teslim etme” yolunu seçse çok daha güzel olmaz mıydı?
Oysa “hakkı teslim etme” gibi bir fazilet örneği sergileme yerine, “Zamanında uyardık ama dikkate alan olmadı” anlamında konuşan eski Genelkurmay Başkanı’nı ordudaki paralel yapıya “seyirci kalmakla” suçluyor!
O günlerde Genelkurmay Başkanı’nın uyarısı dikkate alınsa ve “bu yapılanmaya mani ol” emri verilseydi ve buna rağmen Genelkurmay Başkanı “oralı olmasaydı” elbette bu sitemleri hak etmiş olurdu!
Bugün “ihanet” ile suçlanan kadroların geçmişte “ısrarla” savunulduğu kimsenin inkâr edemeyeceği bir gerçek değil mi? Evet, iktidar kendi kendine “bir milat ilan ederek” o tarihten sonraki faaliyetleri ihanet kapmasında ele alıyor öncekileri ise görmezden ve duymazdan gelmeyi tercih ediyor!
Kendilerinden daha önce tehlikeyi sezen ve gereken uyarı görevini yapanları ise “zamanında tedbir almamak” ile suçluyor! Zaten işin bütün garabeti de “kendi kendilerine” ilan ettikleri milat ile ortaya çıkıyor!
Bu tarihten sonraki faaliyetleri suç olarak görüp, önceki faaliyetlerin suç olarak kabul edilmemesini farklı bir adalet anlayışı olarak görebilirsiniz!
Sanırız böyle bir ayrım, “iktidarı suçlamaların hedefi” haline gelmekten kurtarmak için yapılıyor!
Geçmişte yapılan uyarılar dikkate alınsa fena mı olurdu?