İsveç Devlet Başkanı Olof Palme, faili meçhul bir cinayete kurban gitti. Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat, korumalarının gözleri önünde öldürüldü. Türkiye Başbakanı Adnan Menderes asıldı. İran şahı Pehlevi tacından tahtından oldu. Gurbet ellerde kanser yedi bitirdi.

Amerika Cumhurbaşkanı Kennedy C.I.A. ve F.B.I. nın koruması altında kurşunlanarak öldürüldü.

Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali şehit edildiler. Çünkü devlet başkanlığı makamı hükmetme makamıdır. Onun için "Hükümet" denmiştir.

Sermayeye, menkul ve gayrimenkul bütün mallara, insanların yaşamına kadar her sahaya hükmetmenin verdiği hazzı tatmak için insanlar, kralları, şahları, padişahları öldürdükleri gibi halifeleri, peygamberleri şehit etmişler, daha da ileri giderek Firavun gibi Allah ı da öldürmeye yol aramışlardır. (Bak; Mü min suresi ayet: 36)

Sırdaşın, senin düşmanlarınla kardeş olur. Başını koyup güvenebileceğin bir kucak bulamazsın. Osmanlı da, valide sultanlardan bir kısmı, bağrına baş koyan yavrusunun başını alırken, Hindistan da en güvendiği korumaları tarafından bayan Gandi vurularak öldürülür.

Sezar, kendi yetiştirdiği Brütüs tarafından hançerlenirken, İsmet İnönü, elleriyle büyüttüğü Bülent Ecevit tarafından başkanlıktan uzaklaştırılır.

Sevgili peygamberimizin torunu, Hz. Fatıma validemizin ciğerparesi, bizim efendimiz Hz. Hasan (r.a.) başını bağrına emanet ettiği eşi Ca de binti Eş as tarafından uykuda başı kesilmiş ve zalim Yezid e getirilmiştir.

Şair:

"Meydandaki baş içindir esfer,

Ser ver, olasın bu yolda server" diyor.

Yani: Başkanlık tacı koltuğu, korkusuzca meydana çıkan ve mücadelesini verenler içindir. Bu yola baş koy ki başkan olasın.

Mevlana devam ediyor:

"Saltanat/devlet başkanlığı, baş korkusu, can korkusu ve din korkusundan ibarettir. Biz, insanlar için bunun gibi bir imtihan yoktur." (Tahir-ül-Mevlevi: 2613)

"Süleyman aleyhisselam gibi himmeti yüce, maneviyyatı kuvvetli bir hükümdar olmalı ki yüz binlerce renk ve kokudan kendini kurtarabilsin." (T.M. 2614)

Dostlarınız önünüzde, düşmanlarınız arkanızda kuyu kazmaktalar. Nefsinizin sevdiği her türlü yiyecek, giyecek, oynayacak nimetler size sunulur.

Nefsinizin hoşlanacağı kelimeler lügat kitaplarından çıkarak hizaya dizilerek önünüzden resmigeçit yaparlar.

Doğruları görmemeniz için her renk gözlüğü takacak uzmanlar, kötü kokuları duymamanız için her türlü parfümü sıkacak azmanlar çevreni sararlar.

Kurtuluş yolu yok mu

Olmaz olur mu "Her zorluğun iki kolaylığı vardır" (Bak İnşirah suresi) Süleyman aleyhisselam gibi olacaksın. Karıncanın dahi gülmesini sağlayacaksın.

"Süleyman peygamber, "Ey benim Rabbim, beni afvet. Bana öyle bir mülk ve saltanat ver ki, benden sonra bir kimse için layık ve nasip olmasın." (T.M. 2609)

Mevlana burada Sad Suresi nin 35 inci ayetini tefsir ediyor. Hz. Süleyman aleyhisselam karalara, denizlere ve gökyüzüne, rüzgara, cinlere ve insanlara Allah adına hükmediyordu.

"Süleyman aleyhisselamın "Benden sonra kimseye layık ve nasip olmasın" nüktesini candan, yani kemali dikkatle oku. Bu isteğini cimrilik ve haset bilme." (T.M. 2611)

"Belki O, saltanatta yüzlerce tehlike görmüştü. Çünkü dünya saltanatı tamamıyla baş korkusundan, yani hayat tehlikesinden ibarettir." (T.M. 2612)

"Süleyman aleyhisselamda böyle bir yüce himmet, özellikle peygamberlik gibi manevi bir kuvvet varken, mülkünün ülkesinin dalgaları ve olayları onun bile nefesini kesti" (T.M. 2615)

"Hz. Süleyman, saltanat hissesinden etkilenince dünyanın bütün hükümdarlarına acıdı" (T.M. 2616)

"Onların şefaatçısı oldu da dedi ki: "İlahi, bu saltanatı ve sancağı bana verdiğin gibi bir kemal sahibine ver" (T.M. 2617)

"Her kime mülk ve saltanat verir ve hakkında böyle bir keremde bulunursan o kimse Süleyman dır. Yani adeta "Ben" dir." (T.M. 2618)

"Öyle bir kimse, benden sonra değil, benimle beraberdir. Benimle beraber ne demek Da vasız, hilafsız benim aynımdır." (T.M. 2619)

Brütüslerden, valide sultanlardan, Ca delerden Sırımı nı dil meye hazır sırdaşlardan korkmadan, Musa suretindeki Firavunlardan çekinmeden, herkese aynı gözle bakabilmek ve hakkı hak sahibine verebilmek için Cenabı Hakkın hukukunu gözeterek hareket edenler, kemale erdirilen İslam dininin kurallarıyla kemale erenler Süleyman olurlar.