Türkiye’den bir Aziz Sancar geçti…
Nobel ödüllü Aziz Sancar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la görüştükten hemen sonra son derece çarpıcı bir röportaj verdi.
Röportajı yapan A Haber muhabiri Murat Ovucu. Bakın Aziz Bey bu ilk kapsamlı röportajında hangi mesajları iletti;
* “Benim Türkiye’deki eğitim konusunda pek bilgim yoktu. Ben buradayken doğuda kızlarımızın yüzde 90’ı okula gitmezdi. Şimdi anladığım kadarı ile yüzde 95’i okula gidiyor. O beni çok sevindirdi. Kızların, pozitif bilimlerde, kimya, biyoloji, fizik alanlarında çalışmalarını nasıl sağlarız o konuları konuştuk.
* Mardin’in Savur’undan gelen bir çocuk eğer Nobel alırsa İzmir’de İstanbul’da olan çocuklar da güzel araştırma yapar, bilim yaparlar düşüncesi oluyor tabi. Ama ondan ayrı biraz da acıklı bir şey var. Biz 80 milyonluk memleketiz. Bizden daha ufak memleketlerin bilmem kaç tane bilim ödülü var. Bu bizdeki ilk bilim ödülüdür.
* Ben milliyetçi insanım. Memleketim adına çok sevindim. Dünyanın her tarafından davetiyeler aldım. “Gel bir ders ver” diye. Memleketim adına sevindim.
* Ne konuda çalıştığım sorulduğu zaman “DNA onarımı üzerine çalışıyorum” diyorum. İlk soru, “Kanseri ne zaman tedavi edeceksin ” Benim de cevabım şu: “Sigara içmezseniz kanserlerin yüzde 50’si yok olur.”
* Mayıs ayında önemli bir araştırma yayınladık. Bir yöntem geliştirdik ve bu yöntemle bütün insan genomunun DNA haritasını çıkarabiliyoruz. İnsan genomunda 6 milyar baz var. Her bazın her noktasında olan onarımın nasıl yapıldığını şimdi bir yöntem geliştirdik o yöntemle görebiliyoruz. O yöntemi kullanarak kanser hücrelerinde nasıl oluyor normal hücrelerde nasıl oluyor, ikisindeki farklara dayanarak kanseri daha iyi tedavi yöntemleri geliştirebilir miyiz o yönde çalışıyoruz şimdi.
* Nobel ödülümü Genelkurmay Başkanı’na teslim ettim. Genelkurmay Başkanlığı’nın kasasında saklanacak. Hem sertifika hem madalya. 19 Mayıs’ta Allah kısmet ederse Anıtkabir’e koyacağız. Çünkü bu Atatürk’ün ve Cumhuriyet’in madalyasıdır.
* Savur olsun, Mardin olsun, neresi olursa olsun benim büyüdüğüm yıllarda çok güzel eğitim vardı. İlkokuldan tutun liseye üniversitesine kadar. Ben memleketime çok minnettarım.
* Her zaman söylerim. Bizim Anadolu’da bin yıllık tarihimiz var. Selçuklu, Osmanlı, Türkiye Cumhuriyeti, bizim bunlar tarihimizdir. Ben Osmanlı ile gurur duyarım. Kravatım Osmanlı, yakamda da Türkiye Cumhuriyeti bayrağı var. Biz buyuz.
* 69 yaşındayım. Türkiye’ye gelip bir ekip kurup laboratuarı oturtup yüksek seviyede araştırma yapmak 10 yıl alır. O zamanda 80 yaşında olurum. Zor olur. O bakımdan Türkiye’ye gelmeyi düşünmüyorum. Fakat Türk öğrenci almaya devam edeceğim.
* Biliyorsunuz Midnight Express diye bir rezalet vardı. Daha öncesi Lawrence of Arabia diye bir film vardı. İkisi de Türklere karşıydı. Amerikalılar onlarla büyüdü. Türkler hakkında çoğu Amerikalı onları biliyor. O bakımdan kendimizi onlara tanıtmak çok önemli.
* Türkiye’nin neresini özlemeyeyim. Suyunu özlerim, en çok insanı özlerim. Biz özel insanlarız. Bizdeki sıcaklığı hiçbir yerde bulamazsınız. Ondan ayrı Ankara simidini özlerim. İzmir incirini özlerim. Türkiye’den arkadaşlar gelince, ‘Aziz ne istiyorsun’ deyince incir ve simit derim.”
***
Güzel bir röportajdı. Sevgili Murat Ovucu’yu buradan tebrik ediyorum.
SADIK ALBAYRAK DENİLİNCE AKLIMA İLK GELEN…
* Sadık Albayrak denilince aklıma ilk, 1970’lerden 2003’e dek aktif gazetecilik yapan, kitaplar yayınlayan ve bu nedenle hem ödüller alıp hem de hüküm giyen bir kalem geliyor.
* Sadık Albayrak denilince aklıma ilk, “Of” geliyor, “ateşli konuşmalar” geliyor, “Karadeniz şivesi” geliyor.
* Sadık Albayrak denilince aklıma ilk, “mahkeme” geliyor, “DGM” geliyor, “ağır ceza” geliyor, “İskilipli Atıf Efendi” geliyor, “Silivri kapalı cezaevi” geliyor, “sıkıyönetim” geliyor.
* Sadık Albayrak denilince aklıma ilk, Milli Gazete’deki “Mizan” köşesi geliyor.
* Sadık Albayrak denilince aklıma ilk, “Son Devir Osmanlı Uleması” geliyor.
* Sadık Albayrak denilince aklıma ilk, “Sömürüye Karşı İslam”, geliyor, “Yürüyenler ve Sürünenler”, geliyor, “Taşlaşma-Çağdaşlaşma” geliyor, “31 Mart Vakası” geliyor, “Meşrutiyet İslamcılığı ve Siyonizm” geliyor.
* Sadık Albayrak denilince aklıma ilk, “Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar” geliyor.
***
Posta kutumdan gazeteci-yazar Sadık Albayrak’ın ikinci baskısını yaptığı “41 Orijinal Belge Işığında Eski İstanbul’da Sosyal Hayat ve Çevre” kitabı çıktı.
Nefis bir kitap. Hatta kitap değil eser.
Kitapta, Osmanlı’daki gündelik hayata ilişkin bilgilerden-belgelerden önce şu temel yaklaşım dikkat çekiyor:
“Osmanlının şehir hayatında ve toplum düzeninde yürürlüğe konan hayat tarzının izleri, bazı müelliflerin eserlerinde bilimsel olarak zikrettikleri İslami hayat tarzının sosyal yapısının bir yansıması gibidir.”
Ve kitaptan bir belge; ikindi vaktinden sonra hayvan çalıştırmanın yasaklandığı ferman 19 Ekim 1731 tarihli. Sultan 1. Mahmut döneminde yayınlanmış... Bu ferman daha sonra “yük hayvanları” için Cuma günü tam gün tatile dönüşmüş…
Belgelerde, şehrin temiz tutulmasından, kanalizasyona, çöplerin dökülmesinden üretici-tüketici ilişkisinin düzenlenmesine ilişkin bir dizi kurallar silsilesi yer alıyor ve nasıl uygulandığı paylaşılıyor.
***
Sadık Bey’le bugüne kadar görüşme imkânım olmadı. Ama kendisini çok eskiden bu yana tanıyan bir arkadaşı, “Sadık Albayrak denilince aklıma ilk gelen devamlı ve kesintisiz yakışıklı olması ve iyi giyinmesidir” dedi, bir sohbetimizde.
Kitap için çok teşekkürler, efendim…
SEMBOLLER ZİNCİRİYLE GELDİ GEÇTİ!
Nobel ödüllü bilim adamı Aziz Sancar… Elbette tebriki hak ediyor, Aziz Bey. Bilim alanındaki başarılarının devamını diliyorum. Ama Türkiye’ye gelişi, görüşmeleri, verdiği mesajlar adeta “semboller zinciri” gibiydi…
* Semboller zinciri gibiydi, zira; yakasındaki bir başka rozet Türk bayrağıydı...
* Semboller zinciri gibiydi, zira; kravatında Osmanlı tuğrası vardı.
* Semboller zinciri gibiydi, zira; kimilerinin “kaçak” dediği Saray’a gitti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın anti-sigara tutumuna övgüler yağdırdı.
* Semboller zinciri gibiydi, zira; Ülkü Ocakları ile temas kurdu, ülkücülerle görüştü.
* Semboller zinciri gibiydi, zira; ödülünü Türk Silahlı Kuvvetleri’ne emanet etti. Ödülü Genelkurmay’a teslim etme kararı aldı.
***
Bütün bunlar güzel de Aziz Bey neden acaba Milli Görüşçülerle de bir araya gelme ihtiyacını hissetmedi Kendi tercihi mi yoksa birilerinin engeline mi takıldı
Ben de bunu merak ettim!
NOT: Bugün, 18 Aralık 2015, Cuma. 1) Emekliler yılda 15–20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim ” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Otur, sıfır!