Amerikan polisi şüphelendiği herkesi vurmaya devam ediyor!

Bir bakıma önüne gelene ateş ediyor denilebilir!

Amerikan polisinin bu pervasız tavrı bize “imam gaz kaçırırsa cemaat altına pisler” atasözünü hatırlatıyor.

ABD Başkanı Trump bu kadar ölçüsüz önüne gelene çatıp kafasına eseni yapmaya başlayınca Amerikan polisi de adeta ondan geri kalmadığını ispatlıyor.

Amerikan polisi hiçbir Amerikalı sokağa çıkıp protesto eyleminde bulunmasın istiyor!

Bu isteğe rağmen sokağa çıkanları da bir bahane uydurarak vurmayı ihmal etmiyor.

Hatta bahane uydurmaya da ihtiyaç duymuyor.

Amerikan polisi kendisinin meşru müdafaa halinde olduğunu söyleyerek önüne gelene rahatlıkla ateş açıyor.

Sanki kelimenin tam anlamıyla “imam gaz kaçırırsa cemaat altına pisler” atasözü ile karşı karşıyayız!

ABD Başkanı Trump Venezuela Başkanı Maduro’yu evindeki yatağından kaçırtıyor!

Ve bu korsanlığı kendisinin en tabii hakkı olarak görüyor.

Bir ülkenin başkanı böyle olunca polisi de elbette önüne çıkana ateş etmekte bir sakınca görmüyor.

Amerika giderek karışıyor!

Başkan Trump’ın birtakım kararlarını protesto edenlerin daha doğrusu etmek isteyenlerin sayısı çığ gibi büyüyor.

Sokaklar protestocularla dolup taşınca Amerikan polisinin tavrı daha da sertleşiyor!

Bu gerilim nereye kadar devam eder?

Bu hususta bir şey söyleyebilmek için vakit henüz çok erken!

Ancak Trump yönetimine karşı olan tepkinin giderek öfkeye dönüştüğü söylenebilir.

Trump yıllar öncesinin anlayışı ile ABD’yi hatta tüm dünyayı yönetmeye yelteniyor.

Astığım astık, kestiğim kestik, dediğim dedik politikaları ile tüm dünyaya meydan okuyor.

Ama her geçen gün kendisine karşı olanların sayısı artıyor.

Gerek ABD içinde gerekse ABD dışında bir Trump aleyhtarlığı gelişiyor.

Yani Trump istenmeyen, sevilmeyen adam halini alıyor.

Bugüne kadar “ben yaptım oldu” mantığı ile yola devam etti!

Ama yarınlarda bu politika kendisinin başına “bela olacak” gibi görünüyor.