Bismillahirrahmanirrahim;
Alemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c)›a hamd ederim. Salât ve selâm, peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s. a. v)’ya, âline ve sahabelerine olsun.
Canlı ve cansız varlıklar. Mükellef olan ve olmayan canlılar. Mükellef olanlar, Allah Teâlâ’nın kullukla sorumlu kıldığı canlılardır. Bunlar insanlar ve cinlerdir. Mükellefler, mümin ve kâfir olmak üzere iki gruptur. Kâfirler de kendi içinde müşrikler ve münafıklar diye sınıflara ayrılır. İtaat eden müminler olduğu gibi, isyan eden günahkâr müminler de vardır. İtaat edenler ve etmeyenler âlimler ve cahiller olarak da sınıflanırlar. Gurur ve kibir; hangi inançtan olursa olsun bütün insanlar için olumsuz özelliklerdendir. Bütün kâinatı, Allah Teâlâ’nın yaratmış olduğunu unutmak veya inkâr etmek bir aldanmadır. Günahlarda; içkide kumarda, zinada, faizde, materyalist eğitimde saadet aramak bir aldanmadır. ABD ve İsrail’i stratejik ortak edinmek, AB’yi bir medeniyet hedefi olarak görmek başka bir aldanmadır. Müslüman olup da, “din ve düzen” olarak İslam’ı yaşamamak bir aldanmadır.
ALDANANLAR
1. Kâfirlerin, müşriklerin ve münafıkların aldanması
Bu grupları akılları, dünya hayatı ve zanları aldatmıştır. Diyorlar ki: “Peşin olan, veresiyeden hayırlıdır. Dünyanın zevk ve lezzetleri peşindir ve kesindir. Fakat ahiretin zevk ve lezzetleri hususunda şüphe mevcuttur. Kesin olan, şüpheli şeyden dolayı terk edilmez.” Bu yanlış ve sakat bir kıyastır. Ölünce arkada kalan şeylerin kalıcılığından ve kesinliğinden söz edilemez. Bu zevkler ve lezzetler, dünya hayatının geçici eğlencelik şeylerindendir. Onların, biz yaşarız ve ölürüz bundan öte bir şey yoktur demeleri, inkâr edegeldikleri hakikati ortadan kaldırmaz. İnsan için dünya hayatı geçici, ahiret hayatı ise ebedidir. Kâfirlerin Allah hakkında aldandıkları yöne gelince, onların kendileriyle ilgili olarak söyledikleri şu sözlerini ele alabiliriz: “Eğer Allah bizi tekrar diriltilecek olursa, zaten biz buna başkalarından daha çok hak sahibiyiz.” Bu aldanmanın sebebi, şeytanın mantık yoluyla yaptığı hatalı kıyastır. Allah›ın dünyada kendilerine verdiği nimetlere bakıp ahiret nimetlerini buna kıyas ediyor; bazen de Allah›ın dünyada kendilerine hemen azap göndermediğine bakıp ahiret azabını buna kıyas ediyorlar. Onların tasavvurlarında düzenledikleri kıyas şöyle: «Allah bize dünya nimetlerini ihsan etmiştir. Her ihsan eden sever; her seven de ihsanda bulunur.» İşin doğrusu böyle değildir. ARAF 182-183: “Ayetlerimizi yalanlayanları, hiç bilmeyecekleri yerden yavaş yavaş helâke götüreceğiz. Onlara mühlet veririm; (ama) benim cezam çetindir.”
2. Müminlerin Aldanması
İnananların aldanmaları; Allah bağışlayıcıdır, merhametlidir, O bizi nasıl olsa affeder zannıyla devamlı günah işlemek, Kur’an ve Sünnete uymayan işler yapmaktır. Hâlbuki ki Allah’ın, kullarının günah işlemesine ve yanlış işler yapmasına rızası yoktur.
Aldanan Âlimler: İlimleriyle gurur ve kibre kapılan âlimlerdir. Kıyamet günü insanlardan en şiddetli azaba uğrayacak kişi, Allah’ın kendisini ilmiyle faydalandırmadığı âlimdir.
Aldanan İbadet ve Amel Sahipleri: Bunlar da amelini beğenenler ve yaptıkları şeylerin karşılığını dünyada görmek isteyenlerdir. Şu kadar çalıştım, bir şey elde edemedim çalışmalarım hep boşa gitti diyenler aldanırlar.
Farz Yerine Nafile ile Uğraşanlar: Bunlar farzları ihmal edip nafile işler ile meşgul olanlardır. Nafilelere verdikleri önemi helal ve haram konusunda göstermezler. Cihadı terk ederler ama nafileleri ihmal etmezler. Bunlar da aldanmışlardandır.
Kur’an-ı Kerim ile Aldananlar: Bunlar Kur’an’ı okurlar ve fakat okudukları Kur’an’ın ahkâmını bilip yaşamazlar. Bir kişi Kur’an’ı gündüz gece olmak üzere isterse yüz defa okusun, eğer onun emir ve yasaklarını terk ederse aldananlardan olur.
Haram Parayla Hayır Yapanlar: Paralarını zulüm, şüpheli yollar, rüşvet ve haram yerlerden kazanan kimi insanlar ve bununla hayır işler yaparlar. Bu hayırların onlara Allah katında hiçbir faydası olmaz. Bunlarda kendilerini aldatanlardandır.
Gösteriş ve Şöhrete Kananlar: Bunlar riyayı, övülmeyi ve şöhreti önemseyen kimselerdir.
Şekle Aldananlar: Bir kısım sofiler sözlerle, kılık kıyafetle ve dış şekille gururlanırlar. Böyle davranmanın kendilerini kurtaracağını zannederler. Biz siyasetten uzağız derler ve toplumun hiçbir meselesiyle ilgilenmezler. Bunlar da aldananlardandır. Çünkü cihadı terk ederler.
ALDANMAKTAN KURTULMAK İÇİN
Müslüman Allah ve Resulünün bütün emirlerine teslim olmuş kimsedir. Aldanmaktan kurtulmak için İslam’ı “din ve düzen” olarak yaşamak, yani Milli Görüşe sarılmak gerekir.
Milli Görüşçü olmak ise üç şeye sahip olamaya bağlıdır. 1. Hakkı üstün tutmak: Rantiyeciyi, kaba kuvveti, çoğunluğu değil, Hakkı üstün tutmak. 2. Maneviyatçı olmak: Materyalizme değil, maneviyata önem vermektir. Bunun için “Önce Ahlak ve Maneviyat” diyoruz. 3. Nefis terbiyesini esas almak: Bir insan nefsini terbiye etmezse diğer insanlara faydalı olamaz. Bir kimse özünde, hakkı üstün tutarsa, maneviyatçı olursa, nefis terbiyesini esas alırsa Allah, bu kimsenin eylemlerinde üç şeyi ortaya çıkarır. 1. Hidayet: Doğru ile yanlışı, faydalıyla zararlıyı, adaletle zulmü, güzelle çirkini, iyiyle kötüyü ayırt edip güzelin, iyinin, faydalının, adil olanın, doğru olanın peşinde koşmak demektir. 2. Feraset: Hayırla şerri ayırt edip, Hakk’ın peşinden koşmak demektir. 3. Dirayet: Doğru bildiğini hayırlı olduğuna inandığını sonuna kadar savunmak demektir. Milli Görüş yolunda ilerleyen bir kimse yukarıda sayılan özellikleri sahip olduğu için Allah’ın inayetiyle yanılmaktan kendini kurtarabilir. Ve bu kimse; 1. Yaşanabilir Bir Türkiye, 2. Yeniden Büyük Türkiye, 3. Yeni Bir Dünya kurmak için üzerine düşeni yerine getirmek için Saadet Partisi’nin sadık bir neferi olarak cihad eder. Selam hidayete tabi olanlara…