Ülkemizin içinde bulunduğu, tabiri caizse buhran ortamında; terör alabildiğine devam ederken, ekonomide döviz rekorları kırılırken, sınır ötesi savaş devam ederken ülkenin gündemini başkanlık sistemi, Anayasa değişiklikleri ile oluşturmak, TBMM’yi haftalarca bu konuyla uğraştırmak bize göre akıl kârı değildir. Diyelim ki doğru bir şey yapılıyor olsun. Meclis çalışmalarını izlediğimiz zaman insanlık adına veya medeniyet adına utanç verici sahneleri izlemekten artık utanır olduk. Efendim bacak ısırmalarından, kadın vekillerinin darp edilmesine kadar her türlü çirkin görüntüler, her ne kadar da Meclis TV vermedi ise de başka yollardan kamuoyuna yansımıştır.
“Ne olursa olsun bu sistem değişmeli, yani “odunumun parası” diyerek meseleyi biraz da illegal şekilde çözmek acaba ne kadar doğrudur?
Getirilen başkanlık sistemi ülkede işsizliği azaltacaksa, terör belasını def edebilecekse, fukaralığı ortadan kaldıracaksa, toplumun sosyal problemlerini çözecekse o zaman eyvallah… Tamam, sizin dediğiniz gibi olabilir. Ama aksine, biz tereddütlüyüz. Bu zihniyet devam ettiği sürece bahsettiğimiz problemler değil sistem değişikliği, padişahlık da getirseniz olmayacaktır.
Kaldı ki, sizin asıl düşünceniz iki partili başkanlık sistemidir. Yani bu toplumda başka görüşe, düşünceye yer yoktur. Cumhurbaşkanı partili olacak. O partiye oy verenlerin başkanı olacak. Ona oy vermeyenlerin başkanı kim olacak? Siz bu kadar yetkiyi bir adamda topladığınız zaman, Meclisi fes etme yetkisini aldığınız zaman, Yargı bağımsızlığını ortadan kaldırdığınız zaman, olağanüstü hal gibi yetkileri kullandığınız zaman adeta bir diktatorya rejimini bu ülkeye getirmiş olursunuz.
Diyelim ki bütün bu yetkilerle (size tam olarak güvendiğimizi varsayarsak) sizin dışınızda birisi başkanlığa gelirse siz bundan hoşnut olur musunuz? Sorusunu bu sistemi savunanlara sormamız lazım. Yani bugünkü Ana muhalefet partisi başkanının bu yetkilerle Cumhurbaşkanı olacağını varsayarsak, bu sistemi savunan ve referandumda “Evet” oyu vereceğini düşünenler, özellikle AKP’liler bir kez daha düşünsünler. Acaba hala “Evet” diyebilecekler midir!? Tabi ki hayır! Samimi ve dürüst olalım. Siz sadece bir tek adamı düşünerek hareket ediyorsunuz. Ülkenin geleceğini, bekasını gerçek anlamda düşünüyor olsanız, bu duruma asla “Evet” diyemezsiniz.
Meselenin bir boyutu da MHP’lileri ilgilendiriyor. Sayın Bahçeli kayıtsız ve şartsız desteklerken, hatta konuyu bizzat kendisi gündeme getirirken sözde devleti düşünen, ülke menfaatlerini gözeten bir devlet adamı izlenimi verilen zatı muhterem, bu durumda şahsi menfaatini mi, yoksa ülke menfaatini mi düşündüğü hususunda kocaman bir soru işareti oluşturmuştur. MHP tabanına bunu teşmil edemeyiz. Zira tabanda Bahçeli’nin bu tutumuna karşı rahatsızlıkların olduğunu bizzat yakinen bilmekteyiz. Onun için yaş ile kuruyu aynı kefeye koymamalıyız.
Biz Milli Görüşçüler olarak baştan beri çekincelerimizi ortaya koyduk ve bunu da gerekli yerlere ilettik. Lakin bizim görüşümüz doğrultusunda herhangi bir gelişme olmadı. Bu husus kendilerinin arzu ettiği şekilde tezahür ettiğinden biz ülke menfaatleri açısından olumlu görmediğimiz için şahsım adına söylemek istiyorum ki bu duruma “Evet” diyemeyeceğim. Haksızlığa rıza göstermek zulümdür. Takdir sizlerindir. Vesselam.