Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Siyonizm’in İslam iktisat ve ekonomisinin, yani adil ekonomik düzenin yerine ikame ettiği kapitalizmin iktisatçıları, vergi konusunda biri istifade diğeri ise iktidar olmak üzere iki teori geliştirilmiştir. Bu her iki görüş de ırkçı emperyalizmin köle toplum ve Siyonist devlet felsefene dayandırılmıştır. İstifade teorisi, devletin sosyal mukaveleye dayandığı doktrininden ortaya çıkmıştır. Bu devlet anlayışına göre her hak bir “vazife" karşılığıdır; buna göre her hizmet de mutlaka mukabil bir hizmetle karşılanır. Devletin vazifesi kişilerin mal ve canlarını korumak; buna karşı fertlerin vazifesi de devletin bu konuda yapacağı harcamalara katılmaktır. Buna güre devlet, bir ticari şirket gibidir. Vergi de bu şirketteki paylara göre ödenmesi gereken bir vazifedir. İktidar teorisi ise organik devlet görüşünden hareket etmekte buna göre fert, kamu harcamalarından sağladığı faydadan müstakil olarak, bu harcamaların finansmanına katılmalıdır. Devlet vatandaşlar üzerine vergi koyma yetkisine sahip, vatandaşlar da konulmuş olan bu vergiyi ödemekle yükümlüdürler. Vergi vermek, devlete karşı yerine getirilmesi gereken mücerred bir vazifedir. Görüldüğü gibi kapitalist emperyalist iktisatçılar, faydalanma teorisiyle düz oranlı, ve iktidar teorisiyle de artan oranlı olmak üzere iki çeşit vergi anlayışı getirmişlerdir. Bu iki anlayışa gere de vergiler, tüketim üzerinden devletin koyduğu oranlarda tahsil edilir. Kapitalizmde devletin topladığı vergilerin tamamında Siyonist akidenin etkisi vardır. Tüketim ve hizmetler üzerinden alınan vergilerin tamamı Siyonizm’e kölelik vergileridir ve AK Parti iktidarının yürüttüğü vergi düzeni de, bu kölelik vergi düzenidir.

ADİL VERGİ

Türkiye, halkı Müslüman bir ülkedir ve İslam adil vergiyi emreder, haksız ve batıl yollarla vergi toplamayı zulüm sayar. Adil vergiler üretimden alınan vergilerdir. Adil vergi konusunun anlaşılması için İslam’ın iktisadi hayatla ilgili ortaya koyduğun temel hükümlerin bilinmesi gerekir. İslam'a göre devlet, öyle bir sigorta veya ticari bir şirket değil, bilakis vatandaşlara eşit muamele eden, bir veli ve baba gibi aralarında adalet dağıtan, koruyan, kollayan, kamu üzerinde velayeti olan, bunun için de sorumluluğu bulunan hükmi bir şahsiyettir. Devlet, toplumda aile gibi tabii bir uzviyettir. Veli ve adil olan bir devlet, vergileri haklı kaynaklardan toplamak zorundadır. İnsan iradesine dayanan her türlü hareket ve davranışların ölçüsünün, kaide ve kurallarının adresi dindir ve ilahi kitaplardır. Vergide adalet isteniyorsa, bunun yolu hak din İslam’a son hak kitap Kur’an’a itibar etmektir. İtibar edilen batı; aydınlanma, yani Yahudileşme çağı ile toplumdan, hukuk ve ekonomiden dini dışlamıştır. Bu dışlamanın sebebi ise, faizin ve haksız vergilerin ekonominin içine sokulması ve toplumların köleleştirilmesidir

Batıda dini, siyasi ve ekonomik alanlarda yaşanan değişim, toplumun dengesini bozmuş ve nirengi noktalarını alt üst etmiştir. Çünkü dünyanın mülkiyeti Allah’a değil Yahudi’ye aitti. Öyleyse Yahudi olmayanlar dünyada yararlandıkları her şeyin kullanma bedelini ödemeleri gerekirdi. Bunun için faiz ve haksız vergiler, bir araç olarak kullanıldı, faizci kapitalizm devreye sokuldu.  Türkiye’de Milli Görüşe ve İslam topluluklarına düşen görev, adalet ve helal kazanç aleyhine ifsat edilmiş iktisadi ve sosyal düzeni yeniden rayına oturtmaktır. Bu bir karşı mücadeleyi gerektirir. Adil Düzen ve Yeni Bir Saadet Dünyası kurmak için kıvamında bir mücadele verilmediği sürece, başarılı olmak mümkün olmaz. Allah boşuna; “Allah yolunda; kıvamında, hakkını vererek cihat ediniz…” buyurmuyor. Milli Görüşçülerin ve İslam topluluklarının, bu emir üzerinden bir iç muhasebe yapmaları gerekir. Vücut; içerdeki sağlam hücreleri yerse, gücünü kaybeder ve mikropların istilasına uğrar.  

VERGİDE ZULÜM

Verginin haksız kaynaklardan alınması zulümdür. Adil vergi, üretim üzerinden alınan vergidir. İslam’da emredilen zekât, tam olarak bir üretim vergisidir. Kapitalizm ise vergiyi, faydalanma ve iktidar hakkı olarak tüketim üzerinden alıyor. İşte AKP iktidarı, kapitalizmin vergi rejimini uygulayarak, üretimi değil, tüketim ve hizmetleri vergilendiriyor. Sonunda bütün vergi yükü, son tüketici olan vatandaşın sırtına yükleniyor. Erbakan Hocamızın; “satın alınan her şey için ödenen ücretin üçte biri faiz, üçte biri haksız vergi, üçte biride malın gerçek bedelidir” sözü, bu zulüm çarkını ifade ediyor. Sanayici ve ithalatçı, ödediği faizi ve vergiyi maliyete dâhil ediyor ve malın fiyatı artıyor. Bir olan malın bedeli üç oluyor. Üretim olmadığı için vatandaş fakirleşiyor, rantiyeciler zengin oluyor. Ak Parti iktidarının vergi paketinin içine bakıldığında şu vergiler görülür. 1. Gelir üzerinden alınan vergiler; gelir ve kurumlar vergisi. Bunun içinde ticari kazançlar, zirai kazançlar, serbest meslek kazançları, ücretler, gayrimenkul ve menkul sermaye iratları, diğer kazanç ve iratlar vardır. Bu vergiler helal ve haram gözetilmeden salt gelirler üzerinden alındığı için zulümdür. Adil bir düzende ücretlerden vergi alınmaz. 2. Harcamalar üzerinden alınan vergiler; katma değer vergisi, özel tüketim vergisi, banka ve sigorta muameleleri vergisi, özel iletişim vergisi, şans oyunları vergisi, damga vergisi, gümrük vergisi ile belediye gelirleri kanununca alınan vergiler. Adil bir düzende bu vergilerin hiçbirisi olmaz ve bu vergilerin tamamı zulümdür ve Yahudi’ye kölelik vergileridir. 3. Servet üzerinden alınan vergiler; veraset intikal vergisi, emlak vergisi, motorlu taşıtlar vergisi ve diğer bütün vergiler. Bu vergiler de adil bir düzende olmaz ve haksız vergiler olduğu için zulümdür. Sayın Şimşek; “çözeceğiz” diyor? Faiz, haksız vergi ve israfla mı çözeceksiniz? Allah’la harp ederek, hiçbir konuyu çözemezsiniz. Selam hidayete tabi olanlara…