Tuhaf şeyler oluyor, bugünlerde.
Kim kime çalışıyor, kim kime tuzak kuruyor, iyice birbirine karıştı.
Söz gelimi AKP’nin hukuk kurmayları...
Şu İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerinin yenilenmesi ile, CHP’nin milyonluk oy farkıyla İstanbul’u almasına sebep olan hukukçuları kastediyoruz.
Hukukla ilgili AKP’nin ihtiyaç duyduğu düzenlemeleri kurgulayıp, hazırlayıp Cumhurbaşkanı’nın tasvibine sunuyorlar. O hukukçu değil, “ekonomist” olduğu için hukuk konusunda kurmaylarına güvenmek zorunda. Hukukçularının getirdiği metinleri aynen AKP meclis grubuna gönderir, orada da prosedüre uygun olarak başkanlığa, komisyonlara, Genel Kurul’a getirirler, kaldır-indir metodu ile aynen kanunlaştırırlar. Muhalefetin haklı veya haksız önerileri veya verdikleri ret oylarının hiçbir kıymeti harbiyesi olmaz.
AKP’nin hukuk kurmayları bu şekilde geçtiğimiz yıllarda çok önemli metinlerin kanunlaşmasını sağladılar.
Öncelikle eski Anayasa’da “başkanlık sistemine geçişi” sağlayan çok köklü değişiklikler yapıp yeni Anayasa’yı yaptılar. Bir cumhurbaşkanına en çok iki dönem seçilebilme imkânını tanıdılar. Üçüncü defa aday olabilmesinin tek yolu ise ikinci görev süresi bitmeden önce, TBMM, en az 360 oy ile seçimlerin yenilenmesi kararı alırsa mümkün olabilir, diye hükme bağladılar. İkinci görev süresi bitmeden önce kendisi, yetkileri arasında bulunan seçimleri yenileme kararı vermesi halinde ise yeniden aday olamayacağı hükmünü getirdiler.
Yeni Anayasa, halkoyunun tasvibini aldıktan sonra yürürlüğe girdi. Aynı hukukçular, seçim kanununu da yenileyerek, bir yıl yani 6 Nisan 2023 tarihinden sonra yapılacak seçimlerde geçerli olmak üzere muhalefetin bütün engelleme çabalarına rağmen, belli prosedürlerden geçirip kanunlaştırdılar.
Gerek yeni Anayasa gerekse seçim kanunu bu kurmaylarca inceden inceye AKP’nin lehine olacak şekilde hazırlandı, içine tuzaklar yerleştirildi. Okuyucularımız hatırlayacaklardır, bu konu aylarca gündemden düşmemek üzere konuşuldu, tartışıldı, tuzak hükümler deşifre edildi.
Şimdi seçim yılına girdik, birkaç ay sonra hem milletvekili hem de cumhurbaşkanlığı seçimi olacak. AKP ve ortağı MHP, cumhurbaşkanlığına, üçüncü defa seçilmek üzere Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı aday göstereceklerini ilan ettiler. Ayrıca da muhalefetin çırpınmalarına rağmen “Türkiye bir kabile devleti değildir, erken seçim yok, seçimler zamanında yani 23 Haziran 2023’te yapılacak” diye de güçlü ve vurgulu açıklamalar yaptılar. Yapmasına yaptılar ama bugünlerde çok tuhaf durumlar ortaya çıktı:
Seçimler normal zamanında yani 23 Haziran’da yapılacak olursa, Sayın Erdoğan’ın aday olması, hukuk kurmaylarınca hazırlanan yeni anayasa ile engellenmiş. Erken seçim yapılması gerek. Erken seçim kararını Cumhurbaşkanı yetkilerini kullanarak alacak olsa, kendisi aday olamıyor, yeni anayasayı hazırlayan hukuk kurmayları buna kesin engel koymuşlar. AKP ve MHP oyları ise muhalefet destek vermediği için 360’ın altında kalıyor. Erken seçim kararı alınamıyor. Muhalefet AKP’nin içi tuzaklarla dolu olan yeni seçim kanunu ile değil, 6 Nisan’dan önce ve eski seçim kanunu ile erken seçime gitmek üzere destek vereceğini ilan ve deklare etmiş. Bunun da seçim hazırlıkları dikkate alınırsa fiiliyata geçmesi için bugünlerde hemen derhal karar alınması gerekecek. İyi ama AKP eski seçim kanunu ile seçime gidilmesi halinde seçimleri kaybedeceğini biliyor. Bu durumda Sayın Erdoğan aday olsa bile seçilemeyeceği kesin gibi. Şimdi “erken seçim” terimini kullanmadan “güncellenmiş seçim” gibi hukuk kurmaylarının kanunlara koymayı “unuttuğu” bir terime sarılarak, TBMM’deki kendi oyları ile Mayıs ayı içinde bir erken seçim kararı alıp problemi aşmak istiyorlar. Bunun da kanunlarda olmadığı için seçim kuruları tarafından kabul edilmeyeceği kesin gibi.
Yazımızın başında ne dedik:
“Tuhaf şeyler oluyor bugünlerde…”
“Kim kime çalışıyor, kim kime tuzak kuruyor, iyice birbirine karıştı.”
Demek istediğimiz, AKP’nin hukuk kurmayları kılı kırk yararak, hem anayasa hem de seçim kanunu yaptılar. Acaba gizlice muhalefetle iş birliği yaparak Sayın Erdoğan’a tuzak kurup altını oymaya mı çalışmışlardı?”
Biliyoruz bu mümkün değil ama insan düşünmeden de edemiyor!
Son bir cümle var; tuzak kurma ile ilgili Kur’an terimi. Yok yok, onu burada zikretmek doğru olmaz!
EY MİLLET
Beş yılda bir oyun var,
Yılda beş bin oyun var!