Bismillahirrahmanirrahim;

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a (C.C.) hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa’ya (S.A.V.), âline ve sahabelerine olsun.

İslam’dan “din ve düzen” olarak ayrılıp, Siyonizm’in ve müşrik batının bize dayattığı “zulüm düzenine” döndüğümüz günden itibaren iki yakamız bir araya gelmiyor. Çünkü rıza gösterdiğimiz mevcut “faizci materyalist zulüm düzeni” bizim her şeyimizi allak bullak etti. Biz, Kur’an ahlakı yerine, Batı ahlakına özenerek yaşamaya başladık, süreç içerisinde bozulduk ve tanınmaz hale geldik. Ahlaken yıkıma uğradık, aile yapımız bozuldu, cemiyet hayatımızda düzen diye bir şey kalmadı. Yaşadığımız ahlaki tahribatın toplumda mağdur etmediği kimse de kalmadı. Şimdilerde AB ile aramızda zahirde bir çatışma var gibi gözükse de, gerçekte AB ile uyum kapsamında çıkarılan yasalar, toplumu çürütmeye devam ediyor. Kötü ahlakın sahibi AB’ye küfret, ahlakıyla yaşamaya devam et, ne iyi iş değil mi? 

Kur’an ilminden materyalist bilime döndük, dünyanın en cahil toplumu olduk, batının karanlığını Kur’an’ın nuruna tercih ettik, hidayetimizi, ferasetimizi, dirayetimizi kaybettik. EĞİTİM ve ÖĞRETİM, bir takım gizli ve örtülü anlaşmalar ile nesillerimizi maneviyatsız, bencil ve anarşist olarak yetiştirip Siyonizm’e ve müşrik Batı’ya sadık köleler olarak sunuyor. Batının değersiz değerleriyle yetiştirilen nesiller, göz göre göre batı canavarının önüne ucuz bir yem olarak atılıyor.

BİR GARİP KONFERANS

18 Kasım 2016 tarihinde Ankara’da MEB Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü’nün “Türkiye ve AB Ortak Değerleri: Eğitim Sistemine Yansımaları-2” adıyla düzenlediği konferansa dikkatlerinizi çekmek istiyorum. Konferansın açılış konuşmacıları MEB Müsteşarı Yusuf TEKİN, AB Türkiye Delegasyonu Başkan Yardımcısı, Büyükelçi Gabriel Munuera VINALS ve Genel Müdire Funda KOCABIYIK. Konferansın amacı ise, “İnsanlığın ortak birikimi olan ortak değerleri çocuklarımıza öğretmek” olarak belirlenmiş. MEB Müsteşarı Yusuf Tekin konferansta yaptığı konuşmada, Avrupa’nın insanlık adına ortak değerler emanetini  korumakla mükellef olduğunu hatırlatarak, “Demokrasi insan hakları, hukuk devleti gibi kavramlar insanlığın ortak birikimidir. AB bunun koruyucularından biridir. İnsanlığın ortak birikimi olan bu değerleri kendi çocuklarımıza öğretebilmek ise amacımızdır. Bakanlık olarak, Türkiye’de AB üyeliğine yönelik kamuoyu desteğinin azalmaya başladığı bir dönemde Öğrenciler AB’yi Öğreniyor Projesi’ni başlattık, insanların bilmedikleri gerçeklikler konusunda çekimser davrandıkları önermesinden hareket ederek öğrencilerin okul çağında AB’yi öğrenmeleri konusunda heyecanla yola çıktık…” diye söyledi.  AB Türkiye Delegasyonu Başkan Yardımcısı, Büyükelçi Gabriel Munuera Vinals ise, “Türkiye de, AB’nin bir parçasıdır. AB çok farklı geleneklere sahip devletleri bir araya getiriyor. Biz ortak değerleri paylaştıkça AB başarılı olacak. Türkiye AB’ye giderek yakınlaşmaktadır” dedi. Vinals bu yakınlaşmanın her alanda Türkiye’nin İslam’dan uzaklaşarak gerçekleştiğini en iyi bilenlerdendir. İki konuşmacının da dillendirdiği “ORTAK DEĞERLER” nedir ki biz, AB ile bu değerler üzerinde birlik olmaya çalışıyoruz. Bilmeliyiz ki bu “ORTAK DEĞERLER” Rabbimizin razı olduğu İslam’ın ulvi değerleri değildir. MEB müsteşarı Yusuf TEKİN beyden istirhamımız şudur: 1-Çocuklarımızı İslam’dan uzaklaştırmak için tasarlanmış “Öğrenciler AB’yi Öğreniyor Projesi’nin” bütçeye olan maliyeti nedir? 2-AB ile bizim aramızda “ORTAK DEĞERLER” olarak ilan edilen değerler, din ve ahlakta, ilimde, talim ve terbiyede, iktisatta, helal ve haramda, siyaset ve hukukta olmak üzere hangi değerlerdir? Yusuf Tekin Bey, cehaletimize yorup bu iki konuda bizi ve aziz milletimizi aydınlatırsa memnun oluruz. MEB’in bize dayattığı materyalist eğitim, zulümlerin en büyüğü ve tehlikelisidir. Biz bu eğitimle de saadet bulmayız. Nesillerin maneviyatları karartılarak, salih nesiller yetişmez. Çare maneviyatçı eğitimdir.

ZALİM VERGİ, FAİZCİ ZULÜM DÜZENİ

Maliye Bakanı Naci AĞBAL bir açıklasa da, Türkiye’de vatandaşın cebindeki parayı devletin kasasına aktarmak için kullanılan kaç kalem vergi çeşidi vardır, öğrensek iyi olmaz mı? Elbette iyi olur? Bu konuda kimsenin ciddi bir bilgisi de yoktur. Benim bilebildiğim kadarıyla; 1-Kurumlar vergisi, 2-Gelir vergisi, 3-Tüketim vergisi 4-Harçlar olmak üzere yaklaşık iki yüzden fazla vergi türüyle vatandaş soyuluyor. Bu ülkede alım ve satım, vergiye tabidir. Bu verginin mantığını birisi bize açıklasın. Bir de verginin vergisinin alındığı başka bir ülke var mı dünyada? Emlak Vergisi neyin nesidir? Bir ülke; halkından, insan hakkı olarak koruması gereken haklarından vergi alıp milletine zulmederse, o ülkenin başı belalardan kurtulmaz. İnsanların mallarını haksız yere yemek İslam’da haram ve zulümdür. Zulüm ise, saadet getirmez. 

Bir diğer zulüm aracı da FAİZDİR. Faiz, Allah ve Resulü ile savaşmak olarak tanımlanmıştır. Bütçesinin en büyük gider kalemlerinden birisinin FAİZ gideri olduğu bir ülkede, huzur ve barışı sağlamak mümkün olmaz. Vatandaşın bankalara olan toplam borcu yaklaşık 450 milyar TL civarındadır. Bir toplum HAKSIZ VERGİLER ve FAİZ kullanılarak çökertiliyor. Türkiye ağır vergi ve faiz yükü altında yok olmaya doğru götürülüyor. Allah ile savaşılarak bir topluma saadet getirmek imkânsızdır. Türkiye’yi idare edenler, bu gafletten kurtulmadan ve Adil Düzen’e dönmeden iflah olmazlar.

ZALİM TİPLER

Üç çeşit zalim vardır. Birincisi: Allah’a karşı isyan eden kâfirler veya Allah’a ortak koşan müşrikler. İkincisi: Toplum ve kişi haklarına tecavüz eden yöneticiler. Hak ve adaleti dağıtma makamında olanlar, adaletten ayrılırlarsa, zalim olurlar. Üçüncüsü: Kendi kendine zulmeden zalimler. Müslüman olsun, inkârcı olsun, kim Allah’ın hükmü dışında iş yaparsa, o zalimdir. Kurtuluşun tek çaresi Adil Düzen’dir. Adil Düzen, kazancın serbest, faizin yasak, verginin adil olduğu bir düzendir. Bu düzeni sadece Saadet Partisi savunuyor. Selam hidayete tabi olanlara…