Bismillahirrahmanirrahim
Ağzını açan eğitimin öneminden söz ediyor. Ülkeyi yöneten
iktidarlar eğitimin süresini artırmak için yarış ediyor; içeriği dikkate
almadan yeni eğitim materyalleri geliştirerek eğitime önem verdiklerini
göstermeye çalışıyorlar. Buna rağmen eğitimden memnun olan bir tek Allah ın
kulu yok. İdareci, öğretmen, öğrenci, veli Hiç kimse! Peki, bunun sebebini hiç
araştırdık mı
Osmanlı dan sonra oluşan yönetimler Müslüman halka karşı
varlıklarını koruyabilmek için katı bir laiklik uygulaması dayattılar. Laik
yapıyı oturtmak amacıyla Avrupa ve ABD den eğitim uzmanları (!) getirdiler.
John Dewey bunlar arasında. Batılı uzmanların sundukları raporlar ışığında
Türkiye deki eğitimi düzenlemeye kalkıştılar.
Yabancıların yönlendirmesiyle yürütülen eğitim
milletimizin taleplerine cevap veremedi. Eğitimin başındaki milli kelimesi, piyangodaki milli ye benziyordu.
Her ikisi de dış etkilerle yapılanmıştı. Halbuki vatandaşın vicdanı, inancıyla
bütünleşen bir eğitim sisteminden yanaydı.
Başlangıçta bu uygulama eğitimin ifsadından korkan ailelerin
çocuklarını okula göndermemesine yol açtı. Ancak, bu bir çözüm değildi.
Sistem, İmam Hatip Okulları açarak probleme ara bir çözüm
bulmaya çalıştı. Fakat İmam Hatiplilerin inançlarından aldıkları hızla
harikulade başarılara imza atmaları bazılarını ürküttü. 28 Şubatçılar, zorunlu
eğitimi kesintisiz 8 yıla çıkararak İmam Hatiplerin orta kısımlarını
otomatikman kaldırdılar. Hafızlık müessesesine darbe vurdular. Eğitimde kalite
düştü. Dünyada benzeri bulunmayan bu pedagojik yanlışlık uzun süre devam ettirilemedi.
İNSAN YAPISINA ZIT BİR SİSTEM
Dış bağlantılar ve onların icazetiyle kurulan bir
partinin oluşturduğu hükümet 8 yıllık kesintisiz eğitimin sıkıntılarını daha da
artırdı. 4 + 4 + 4 = 12 yıllık zorunlu eğitim uygulamasını başlattı. İslami hassasiyetlere
sahip halkımız İmam Hatiplerin orta kısımlarının yeniden açılması hatırına bu
sisteme itiraz etmedi. 28 Şubat ta gördüğü baskılar sebebiyle, vardır bir
bildikleri diyerek onlara güvendi.
Mesela ortaokul ve liselerin 4 er yıla çıkarılması konusu
hiç mi hiç tartışmaya açılmadı. Öğrenim süresi ve Niçin zorunlu eğitim
konusunda da ciddi bir araştırma yapılmadı.
Bugün, 12 yıllık zorunlu eğitimin toplumsal dengeleri
bozduğu, insanlara büyük sıkıntılara soktuğu yaşanarak görülüyor.
Önce eğitim merak, ilgi, yetenek ve kapasite işidir. Bu
özelliklere sahip olmayan evlatlarımızı illa da ortaokul, lise öğrenimine
zorlamak hem insan yapısına aykırı, hem de onlara yapılabilecek en büyük
işkencedir.
Zorlamayla yapılan eğitimde çarpıklıklar oluşur. Öğrenim
yeteneğine sahip olmayan öğrenciler okulları kız erkek arkadaşlığı edinme
yerleri olarak kullanırlar. Flört yaygınlaşır. Fuhuş ve zina artar.
İslami eğitimde ilim öğrenen kişiye talebe denir. Yani,
ilim öğrenme isteklisi . Halbuki, bugünkü sistem yeteneği ve merakı olmayan
gençleri 12 yıl esir alıyor, öğrenmeye zorluyor . İstidat ve cevher yoksa
elden ne gelir Bu özellikteki öğrenciler için yapılan ancak boşa kürek
çekmektir. Harcanan zaman, emek ve
masraflara yazık etmiş oluyoruz.
ÇARPIK EĞTİMİN SONUÇLARI
Zorunlu eğitim berberlik, terzilik, fırıncılık gibi
mesleklerle sanayi esnafının çırak bulmasını engellemiştir. Ortaokul, lise
öğrenimine merak, ilgi ve yeteneği olmayanların buralarda çırak olup meslek
edinmesi veya çiftçilik öğrenmesi daha mantıklı değil mi Çırak, kalfa, ustalık
gibi meslek dallarını yok ederek insan gücünden yararlanmayı engellemek
Türkiye nin yararına değildir.
Zorunlu eğitim evlilik yaşını da geciktiriyor. 18 - 20
yaşından sonra üniversiteye yönlendirilen, sonra kariyer yapmaya teşvik edilen
genç meslek edinip para kazanıncaya kadar yaş 30 u geçiyor. 13 - 14 yaşında
akıl baliğ olan gençlere böyle bir işkence yaşatma hakkımız var mı Flört,
fuhuş ve zinanın artması ve ahlak tahribatının en başta gelen sebeplerinden
biri de bu çarpık eğitimdir. Gençleri böyle bir cenderenin içine girmeye
zorlayan eğitimin bize uygun olduğu söylenebilir mi
Zorunlu eğitim yetenekleri köreltiyor; fikir adamı,
sanatçı, edebiyatçı yetiştirmenin önünü kesiyor; maddeciliği körüklüyor; anne
baba, akraba ve komşularına karşı duyarsız, bencil bir insan tipi oluşturuyor.
ÖĞDER in yayın organı Milli Şuur dergisinde eğitimle
ilgili çok faydalı yazılar yayınlanıyor. Eğitimci Mehmet Kurt, 12 Yıllık
Zorunlu Eğitim Nereden Geldi başlıklı araştırmasında zorunlu eğitimin ortaya
çıkardığı zararları anlatarak çözümü gösteriyor: Yapılacak şey eğitimin
zorunlu olmaktan çıkarılıp bütün kademelerde serbest ve gönüllü olmasıdır.
(Milli Şuur, Sayı: 34, Haziran 2015, Sh. 45)