"Bir elimizde Kur an, bir elimizde Nutuk, aklımızda bilim, yüreğimizde inanç var. Onlardan, önce Allahımızı geri alacağız."
Bu cümleleri, kim, nerede, niçin söylemiş olabilir
Ben bu cümleleri Türkiye deki iyi gelişmelerin belirtisi olarak görüyorum.
Nereden nereye
Sakız adasından esir bir çocuk olarak getirilen, İbrahim Edhem adı verilen, esirken Sadrazam (Başbakan)lığa yükselen İbrahim Edhem Paşa nın büyük oğlu Osman Hamdi beyin bir resmi bizim o günkü perişan halimizi çok acı ve net bir şekilde ortaya koyar.
Batı anlamında müzeciliğin öncülüğünü yapan, Güzel Sanatlar Akademisi (Sanayi Nefise) nin ilk müdürü olan Osman Hamdi bey (30 Aralık 1842-24 Şubat 1010) in bir resminde üzerinde Kur an okunan, açılıp kapanabilen, sedef kakmalı rahle üzerinden Kur an ve diğer kitaplar ayak altına atılmış, rahlenin üzerine başı ve göğüsleri açık, yaka ve kolları Fransız danteliyle süslü bir kadın sırtını kıbleye dönmüş şekilde oturmuş.
Kadının arkasında İmamın namaz kıldırmak için öne geçtiği Mihrap var. Mihrabın çini süslemeleri Rumi, Hatai ve etrafında ayet el kürsinin bir son kısmı var.
Özetle, sırtını kıbleye dönmüş, kitapları ayakları altına atmış, batı tarzı giyinmiş bir bayan resmiyle o günün yönünü bize resmedivermiş.
Osman Hamdi beyin Sakızlı olmasından dolayı yine dönmeliğinden başlayarak kabahati başkalarına atıvererek rahatlamaya kendimizi zorlamayalım.
Babası çocukken gelmiş. Osmanlının ellerinde büyümüş bir babanın çocuğu olarak on beş yaşına kadar İstanbul da eğitim görmüş bir insanın çektiği fotoğraftır bu.
Ressama kızmak yerine ülkeyi o hallere düşürenlere kızmalı.
Gelelim makalemizin giriş kısmındaki cümleye. Bu cümleyi Sayın Tuncay Özkan, Menemen deki toplantıda halka hitap ederken söylemiş. Ben gazetelerden okudum, dinleyemedim.
Kendisini tebrik ederim. Ülkemizde sayıları çok az da olsa, sayıları on binde bir bile olmasa bazı insanlar İslâmdan, Kur ân dan uzaklaşma planları kurarken birileri onların yanına yaklaşıyor ve ellerine Kur an tutuşturuveriyor.
Kur an, Allah kelamıdır. Kimsenin malı değildir. Herkes ona sahip çıkmada, sımsıkı sarılmada, ona sarıldıkça kurtuluşa ermede eşit haklara sahiptir.
İşte bunu çok iyi bilen Televizyon proramcısı Sayın Tuncay bey, televizyonu bırakmış ve Menemen e koşmuş ve orada Allahımıza da, Kur anımıza da sahip çıkalım, onu dolarla, euro ile kirletmeye çalışanlara fırsat vermeyelim anlamında "Bir elimizde Kur an, bir elimizde Nutuk, aklımızda bilim, yüreğimizde inanç var. Onlardan, önce Allahımızı geri alacağız. Onlar Allahım ihale ver. Dolar verme, taşıması kolay olsun, Euro ver diye dua ediyor. Allah diyerek paraya tamah edenlere hesap soracağız" demiş.
Yönümüzü kıbleye döndük, elimize Kur an ı aldık, ayrı kollardan aynı yönde yürüyüşe devam ediyoruz.
Yolumuz açık olsun.