Maneviyat, bir milletin ruhudur…

Ruhu olmayan bir beden, dışarıdan ne kadar güçlü ne kadar zengin görünürse görünsün, içeriden çürümeye mahkûmdur.

"Önce ahlak, önce maneviyat" diyerek yola çıkanların, o manevi temeli korumakla mükellef olanların, bugün müstehcenliğin ve kültürel yozlaşmanın en büyük hamisi haline gelmiş olması, tarihin gördüğü en hazin siyasi çelişkidir.

Erbakan Hocamızın o meşhur düsturu, bugün maalesef sadece bir nostaljiye dönüştürüldü.

***

Whatsapp Image 2026 08 06 At 23.19.09 (1)

Milli Gazete’nin her ay okurlarına sunduğu Maaile Dergisi Ağustos 2026 Sayısını ‘Müstehcenlik’e ayırdı ve konuyu ayrıntıları ile okurlarına sundu.

Maaile Dergisi Ağustos 2026 Sayısında yer alan dosyalardan biri de Bedriye Marufoğlu’na ait.

Bedriye Marufoğlu, “Önce Ahlak ve Maneviyat” başlıklı yazısında şu ifadeleri kullandı;

​Bir toplumun çöküşü gürültülü olmaz; sessizce, adım adım başlar. Önce "ayıp" kavramının içini boşaltırlar, sonra manevi hassasiyetlerimizi bize bir yük gibi göstermeye başlarlar, en sonunda da utanma duygusunu bir zayıflık nişanesi haline getirirler.

Bugün Türkiye, işte bu derin çöküşün tam ortasında. Bir zamanlar bu milletin harcı olan, onu ayakta tutan o sarsılmaz "ahlak ve maneviyat" değerleri; bugün sadece seçim meydanlarında hatırlanan, vitrinlere süs diye dizilen, içi boşaltılmış birer slogandan ibaret haline geldi.

Oysa maneviyat, bir milletin ruhudur; ruhu olmayan bir beden, dışarıdan ne kadar güçlü ne kadar zengin görünürse görünsün, içeriden çürümeye mahkumdur.

​Erbakan Hocamızın o meşhur düsturu, bugün maalesef sadece bir nostaljiye dönüştürüldü.

"Önce ahlak, önce maneviyat" diyerek yola çıkanların, o manevi temeli korumakla mükellef olanların, bugün müstehcenliğin ve kültürel yozlaşmanın en büyük hamisi haline gelmiş olması, tarihin gördüğü en hazin siyasi çelişkidir. Bizler "ahlak" derken onlar "dünya" dediler; bizler "maneviyat" diye çırpınırken onlar "popülerlik ve güç" dediler. Sonuç ise ortada.

BATAKLIĞA SÜRÜKLENEN BİR TOPLUM

Geriye, manevi omurgası kırılmış, edep duygusunun "gericilik" diye yaftalandığı, tepeden tırnağa müstehcen bir bataklığa sürüklenen bir toplum kaldı.

​Bu mesele artık sadece siyasi bir tercih veya bir yönetim meselesi değil; mesele, sokaklarımızın, ekranlarımızın, çocuklarımızın zihninin her gün daha fazla maneviyattan koparılarak o müstehcen bataklığa gömülmesidir. Eskiden karanlık dehlizlerde saklanan, "ayıp" olduğu için gizlenen ne kadar rezillik varsa; bugün "sanat", "özgürlük" ve "modernlik" kılıfıyla orta yere seriliyor.

Müstehcenlik, bir giyim kuşam meselesi olmaktan ziyade bir toplumun manevi zırhının parçalanmasıdır. Maneviyatı olmayan, edebi kaybetmiş bir toplum, ne kadar gelişirse gelişsin, sadece bir tüketim kalabalığına dönüşür.

Whatsapp Image 2026 08 06 At 23.19.09 (2)

O SÖZDE SANATSAL AHLAKSIZLIKLARA KİM İZİN VERİYOR?

​ErbakanHocamızın, "Bir milletin asıl gücü tankı, topu veya tüfeği değil; imanlı ve inançlı gençliğidir" sözü, bugün yaşanan bu yozlaşmanın aslında neden bu kadar derinleştiğine ışık tutuyor. Çünkü biz başta idarecilerin yanlış kararları olmak üzere toplumca, o manevi zırhı gençliğimizin üzerinden sıyırıp aldık. Hocamız hep vurgulardı: "Biz ne yaparsak yapalım, mutlaka ahlak ve maneviyatı başa almalıyız. Çünkü ahlak ve maneviyatı olmayan bir milletin, diğer hiçbir meselesini çözmek mümkün değildir." diye. Ama bugün bu düsturu başa alan değil, tam tersine ayaklar altına alan bir düzenle karşı karşıyayız.

​En acı tarafı da yıllarca "Önce Ahlak ve Maneviyat" diyerek toplumsal destek toplayan, o muhafazakâr damarın temsilcisi olduğunu iddia edenlerin; bugün bu müstehcenlik bataklığına en büyük kalkanı oluşturmasıdır. Bugün Türkiye'nin dört bir yanında, aile yapımızı dinamitleyen, gençliğin zihnini kirleten, manevi dünyamızı yerle bir eden o yapımlara, o sözde sanatsal ahlaksızlıklara bir bakın. Kim izin veriyor? Kim "güvencemiz altındasınız" diyerek o ekranları, o kültürel yozlaşmayı koruyor?

Hurmuz Reu 2455455

Yıllarca "maneviyat" nutukları atanlar, şimdi o nutukların tam tersini yaparak, milletin gözünün içine baka baka toplumun dokusunun bozulmasına göz yumuyorlar. Bu, basit bir ihmal değil; bu, bilinçli bir teslimiyettir.

SİYASETÇİLER "ÖZGÜRLÜK" DİYOR. HANGİ ÖZGÜRLÜK?

​Tepedekiler, "aman Batı ne der", "aman küresel odaklar kızmasın" diyerek, kendi toplumunun mayasını bozan o akımların önünü açtılar. Sokaklarımız, ekranlarımız ahlaksızlığın reklam panosuna döndü. Çocuklarımız, daha okul çağındayken, ekranlardaki o kirli yaşam tarzlarının, o teşhirciliğin bombardımanı altında. Siyasetçiler ise "özgürlük" diyor. Hangi özgürlük? Bir milletin manevi geleceğini, namus anlayışını yozlaştırmanın özgürlüğü mü olur?

​Eskiden "ayıp" denilince akan sular dururdu. Şimdi "ayıp" ve "manevi sınır" diye bir şey maalesef kalmadı. Neden? Çünkü yukarısı, siyasetin en tepesi, bu hayasızlığı "normal" diye yutturdu. "Siz nasıl yaşarsanız yaşayın" dediler ama üzücü olan o "nasıl yaşarsanız yaşayın"ın bedelini, bugün manevi boşluğa düşmüş, utanma duygusunu unutmuş bir nesil ödüyor.

Whatsapp Image 2026 08 06 At 23.19.08

​İnsanlar artık nutuklara bakmıyor, sonuçlara bakıyor. Bir yanda "maneviyat" diyorlar, diğer yanda müstehcenliğin zirve yaptığı bir bataklığa kol kanat geriyorlar. Bu, halkın vicdanına vurulmuş en ağır darbedir. Vatandaş haklı olarak soruyor: "Madem bu kadar değerlerimize bağlısınız, neden bu edepsizliğe dur demiyorsunuz?" Cevabı açık: Çünkü ahlak ve maneviyat, onlar için sadece bir seçim malzemesi; koltukları ise bu değerlerden daha değerli.

​Artık siyasetin düzelteceği bir manevi zemin kalmamıştır. Aksine, siyasetin kendisi bu yozlaşma sürecinin en büyük koruyucusu haline gelmiştir.

"ÖNCE AHLAK VE MANEVİYAT" BİR SİYASİ PARTİ SLOGANI OLMAKTAN ÇIKMALI!

Artık "Önce ahlak ve maneviyat" bir siyasi parti sloganı olmaktan çıkmalı, bu kokuşmuşluk derecesine varan edep haya yoksunluğuna karşı karşı toplumun direnci yapılmalıdır.
Şahsi olarak veya toplum olarak bu düstur kalkanımızdır Aileyi, evladı, zihniyeti ve manevi dünyamızı korumak; bu düzenin "normal" dediği o bataklığa karşı "hayır" diyebilmek, bugün benim için toplumumuz için en büyük vatan borcudur.

Whatsapp Image 2026 08 06 At 23.19.08 (1)

Eğer bugün o haya yoksunluğuna karşı ayağa kalkmazsak; yarın evlatlarımıza bırakacağımız tek şey, köklerinden kopmuş, edepsizliğin sıradanlaştığı bir enkaz olacaktır.

​Maskeleri yırtıp atma zamanı gelmiştir; ya değerlerimize ve maneviyatımıza sahip çıkacağız ya da bu ahlaksızlık girdabında hep birlikte boğulacağız. Bugün bu direnişi başlatmazsak, yarın geç kalmış olacağız.

Unutulmayalım ki; bir milletin asıl zenginliği banka hesaplarında değil, o milletin çocuklarının kalbindeki edep ve haya duygusundadır.

Erbakan Hocamızın o şuurunu yaşatmak, bu yozlaşmış düzenin karşısında dik durmak benim, senin, onun yani topyekûn boynumuzun borcudur.”

(BEDRİYE MARUFOĞLU, Maaile Dergisi Ağustos 2026 Sayısı)

(Maaile Dergisine abonelik için tlf no’ları: 0546 401 33 86. Ya da 0212 697 10 00’dan dahili 132)Whatsapp Image 2026 08 06 At 23.19.09

Kaynak: Haber Merkezi