Esed rejiminin Aralık 2024'te devrilmesinin ardından Suriye topraklarındaki emellerini gizlemeyen işgalci İsrail ordusu, bölgedeki saldırılarını ve ihlallerini tırmandırmaya devam ediyor.
Birleşmiş Milletler Golan Ateşkes Gözlem Gücü'nün (UNDOF) varlığına ve devriyelerine rağmen güney hattında adeta terör estiren İsrail güçleri hem sivilleri hem de stratejik noktaları hedef alıyor.

- BÖLGEDE KURAL TANIMAZ İHLALLER!
Suriye'nin güneyinde barışı korumakla görevli UNDOF'un sahadaki aktif varlığına rağmen İsrail ordusu uluslararası hukuku hiçe sayıyor.
1974 tarihli Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması'nı tek taraflı olarak çöktüğünü ilan eden işgalci güçler, tampon bölgeyi ve Şeyh Dağı'nın Suriye tarafındaki stratejik tepelerini ele geçirmişti.
Eylül ayının başından itibaren kara ihlallerini artıran İsrail, bölgede sivil yaşamı tamamen felç etmeyi amaçlayan bir strateji izliyor.

- BİLANÇOSU HER GEÇEN GÜN AĞIRLAŞIYOR!
İsrail’in rejimin devrilmesinden bu yana Suriye’nin güneyinde gerçekleştirdiği hukuksuzluklar rapora şöyle yansıdı:
- Toprak Gaspı: Yaklaşık 12 bin dönümlük tarım ve yerleşim arazisi işgal edildi.
- Alıkonulanlar: Esed sonrası dönemde 50'den fazla Suriyeli sivil alıkonulurken, son baskınlarda 3 sivil daha kaçırıldı.
- Ağır Silahlarla Hedef Alınan Hat: Dera, Kuneytra ve Şam kırsalındaki sivil yerleşim yerleri top mermileri ve ağır makineli tüfeklerle vuruluyor.

- HANGİ BÖLGELER VURULUYOR?
İsrail ordusu, son günlerde özellikle tarım arazilerini ve çobanları hedef alarak bölgedeki ekonomik hayatı da bitirme noktasına getirdi.
Hedef alınan başlıca noktalar şunlar:
- Dera Kırsalı: Batı kırsalındaki Abidin ve Rakkad vadileri ile Yermuk Havzası'ndaki Cümle ve Abidin köyleri yoğun topçu ateşine tutuldu.
- Kuneytra Bölgesi: Bi'r Acem, Er-Rafid, Hamidiye ve El-Meşaala köyleri çevresindeki sivil alanlar bombardıman nedeniyle zarar görürken, çok sayıda küçükbaş hayvan telef oldu.
- Şam Kırsalı: Başkentin güneyindeki Beytcin köyü ile Harbun ve Batalverde tepeleri şiddetli topçu saldırılarının hedefi oldu.
Uluslararası toplumun ve UNDOF'un bu açık işgal ve saldırılar karşısındaki sessizliği sürerken, bölge halkı topraklarını terk etmeme mücadelesi veriyor.




