Teknolojinin itibar kaybı, onun hakkındaki yaygın algı nedeniyle henüz anlaşılmış değil. Teknolojinin insan için faydası geçen yüzyıl sona ermişti. Bugün ego çevresinde bir heyecan uyandırıyor. İnsanın deruni yönüne hitap etmiyor. Artık dünyanın bir başka keşfe çıkması gerekiyor. Madde ile mana arasında, çağın insanını yeniden tanıma zamanı. Bütün teamülleri etkileyecek yeni bir dönem başlıyor fakat henüz adını da koymadığımız gibi hazır da değiliz.

Bugünkü savaşları ve insanını neden savaşan bir varlık olduğunu ya da neden savaşması gerektiğinin üzerinde durmalı. Tarihi bu gözle yeniden okumalı. İnsanın kendini keşiftir bu. Bugünkü kavgaların arkasındaki din olgusunu ve bunun tarihsel izdüşümlerini sağlıklı değerlendirmemiz gerekiyor.

İnsan içinde bulunduğu dekor arasında pek seçilemiyor. Donanımını kısırlaştıran ne varsa, gün geçtikçe ona yaklaşıyor. Benliğini hiçleştiren dışını cilalayan ne varsa hepsi kıymet hükmünde.

Artık bilimle uğraşanların arkadan gelenleri daha çok şeytanlaştırmadan elini insan ruhundan çekmesi gerekiyor.

Din, bilim, ve felsefe insanı anlamak için yaklaşım olarak insanın gündeminde. Binlerce yıllık geçmişiyle felsefe insanı mutlu edecek bir tez ileri süremedi. Onun insanlığa son armağanları; dünyada hiçbir şeyin anlamının olmadığını vurgulayan nihilizm, bulantı odağında varoluşçuluk ve yerle göğü birbirinden ayırır gibi pozitivizm.

Bilim ise iki yüzyıldan beri insanı biyolojik bir varlığa indirgeyerek cüceleştirdi. Hatta meşhur bir hurafeye göre insan hayvandan türedi. Bizde de heyecan uyandıran yeni akıma göre insan ruhsal yapısı beyne indirgeniyor. Bilim nöron odalarında dolaştıkça heyecan artıyor.

İnsana ait her şeyi ölçen ve ruhuna ve duygularına dair rakamsal ifadeler sunan bilginin karşısında insanın boynu bükük. Sayısal değerlerle kendini bulmaya ve tanımaya çalışıyor. Binlerce ruhsal ölçeğin tehdidi altındasınız. Psikolojik bir ölçekle hayatınız kararabilir. IQ ölçeği ise hala annelerin yüreğine heyecan salmaya devam ediyor.

Ruha dokunan ve onu ölçmek için gelişen bilim karşısında ruh, bedene iliştirilmiş bir motif sanki. İnsanı ruhsal varlığında soyan bir kötülükle karşı karşıyayız. İnsan beyniyle kaim varlık bugün. Beyindeki nöron odacıkları arasında aktive olan kimyasalların marifetine muttali oldukça gaip olan ruh itibarsızlaşıyor. Henüz neden ‘ruh hakkında az bilgi verildi’ğine dair sırları tartışmamıştık oysa.

Hz. Muhammed (s.a.v.) “midenin üçte biri boş kalsın” buyurmuştu. Sahabe neden diye sormamış. Şu kadar faydası var denilerek madde madde sayılmamış. Çünkü doğru bilgi geldikten sonra onu kurcalayan ya da moda tabirle sorgulayan bir kafa yoktu o zaman. İtaat değerliydi, teslimiyet ruhsal bir bütünlüğe davet ediyordu. Şimdiki gibi ‘sorgulama’ denilen her şeyi itibarsızlaştıran akıl oyunları icat edilmemişti. Ne ki itaatin en kötü örneğini 15 Temmuz’da görmemize rağmen. Aidiyet ruhunun çok anlamlı karşılıklarını yeniden, serinkanlı bir şekilde tartışmamız gerekir.

Bir hadise inanmayı aklı sorgusundan çıkararak yeniden ilmin kriterlerine dahil etmedikçe dini mahkum etmeye devam edeceğiz. Diniyle barışık ve onu biçimlendirmeye çalışmayan bir dil geliştirmeliyiz. Sevgi yeni kavramlarımızdan biri olmalı, mücahede kavramı da gündemde olmalı.

STREÇLENMİŞ DERİ

‘İnsan yakın gelecekte cep telefonları tarafından yönetilecek’ dediğimizde kimse şaşırmasın. İnsan kullandığı aletler tarafında organize edilmeye başladı. Teknolojinin insana kast ettiği nükleer silahlardan daha tehlikeli bir durumla karşı karşıyayız.

Yeni kuşağın kendini bulduğu; aklı, duyguları, düşüncesi ve davranışları teknoloji tarafından ambalajlanmaya başladı. Kat kat streçleniyor çocuklarımız. Cep telefonundaki her uygulama bir kat doluyor çocuklarımızı. Çizgi filmlerin masum kurgu gerçek karmaşası tarih oldu. Artık kurgu gerçeği çerçevelemiş durumda.

İnsan derisinin, cildinin, sentetik cihaz yüzeyinin karşısında, bir benzeşme yönelimi var. Çocuklarımız ekran yüzeyinin parlak albenisi karşısında aş eriyorlar. Çocuklarımızın beyin haritasında nöronlar arası akitvasyon haritası değişim geçiriyor. Üreten bir beyinden çok, taşıyıcı nitelikte günümüz çocuklarının zihinleri.

Bilim ve teknoloji insanın duygu ve düşünce ve davranışlarını kontorl etmek için dördüncü ‘d’yi icat etti: Dijital. Bilimle ahlak, teknoloji ile edebi mecedilemediği için insan her karşılaştırmada birinden vazgeçti. Zamanın çocuklarına bakılırsa galip gelenin ne olduğu anlaşılır. Çocuğunuzu bir hafta bütün dijitallerden uzaklaştırın, neler oluyor bakalım bir izleyin; evin önceki ‘dijital huzur’unu arayacak mısınız? Sahi sizde bir uzmanın kapısını çalmak zorunda olduğunuzu düşünüyor musunuz?

ÇOCUK YETİŞKİN ROL DEĞİŞİMİ

Dikkat ettiniz mi çocuklarımız neden bizden daha iyi teknoloji kullanıyor? Büyülenerek aldığınız yeni cihazın bütün donanımını, on yaşındaki çocuğunuz sizden daha iyi çözdüğünü biliyorsunuz. İnsanoğlunu biçimlendiren yeni bir dil gelişiyor. Tarihte eşine rastlanmayan yeni bir gelişme. Çocuk karşısında sizi küçülten, cahilleştiren bir yeni gelişme. Tarihin sonu mu?

Yetişkinlik deneyimi çocuk karşısında itibarını yakın gelecekte yitirebilir. Yetişkinliğin bilgi ve tecrübe aktarımı geçerliğini yitirdiğinde insan nesli tükeniyor demektir. İnsan, bilgi, düşünce, duygu ve deneyimin, kuşaktan kuşağa kültür yoluyla aktarımı ile tarih yapabilmektedir. Hayvan türüne baktığımızda ise sadece üremeye bağlı bir tür koruması vardır.

Çocuk küresel dünyanın yeni idollerine eklemlendiğin de artık ebeveynin tarih sahnesinden çekilme vakti gelmiştir.

Bilim başat bir değer olarak aklı ve büyüleyedursun, teknolojik imkanlardan yoksun kalmış toplumlarda hala diri kalan güzel özellikler var. Teknolojinin getirdiği benlik krizi onlarda yok. Hayat yavaş akıyor ve kaygısını çektikleri yeni model arayışında değiller. İnsan için gerekli olan temel ihtiyaçlarla insan herşeye sahip olabilir. Düşünceyi kısırlaştıran bilimsel geri kalmışlık değil.