Bir defa şunu kesin olarak ifade etmek isterim; doların ve döviz kurlarının bir gecede düşmesi, normal seviyelere gelmesi sevindirici. Ama anlaşılması, anlatılması gereken bazı hususlar var;

* Elbette, piyasada dövizin yükselmesini gerekçe göstererek müthiş zamlar yapılan süt, ekmek, peynir, zeytin, yumurta, tuvalet kâğıdı başta olmak üzere temel gıda maddelerinin ve diğer emtianın fiyatları düşecek mi düşmeyecek mi?

* Astronomik oranda artan otomobil fiyatları düşecek mi düşmeyecek mi?

* Roket hızıyla fırlayan fiyatlar, paraşütle mi inecek? Gerçekten inecek mi?

* Kısaca, doların artışını gerekçe göstererek fiyatları zirve yapan her şeyin fiyatı, yeniden ve en azından doların düşmesi kadar azalacak mı?

Ancak asıl sorulardan biri şudur;

* Bankalarda parasını faizli hesaba yatıranlar, alacakları faiz dolar kurunun gerisine düşerse, kur farkı miktarı, bu faize eklenecek. Özetle, bankada TL’si olanların ‘kur yükseliyor…’ endişesi olmayacak! Dolar artmış, uçmuş onları fazla ilgilendirmeyecek! Peki, faize eklenecek olan bu miktar banka tarafından mı ödenecek? Hayır! Hazine tarafından ödenecek. Yani milletin parasından. Soru şudur; “Yani, birileri parasını TL olarak bankada tutma karşılığında daha fazla faiz geliri elde etsin diye bütün bir Türkiye cebinden para mı verecek? Bu ek faizi ya da başka bir deyişle ‘örtülü faiz’i, bankalar neden karşılamıyor da, Hazine (millet) karşılıyor?”

* Öyle anlaşılıyor ki, bu uygulama geçtiğimiz yıllarda farklı ülkelerde denenmiş; ‘dövize çevrilebilir mevduat’ (DÇM) formülüyle. Bilhassa gurbetçi Türklerin paralarını ülkemize kazandırabilmek için 1970’li yıllarda ülkemizde de uygulanmış. Ama uygulama tartışmaları da beraberinde getirmiş.

* Faiz, dinimizde kesinlikle haram! Doları düşürmek için uygulamaya konan bu yönteme, ‘opsiyon formülü’ deniliyor.

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu’nun, ‘dövize çevrilebilir mevduat’ (DÇM) konusunda verdiği fetva şöyle;

“Opsiyon sözleşmesinde üzerinde akit yapılan şey (ma’kûdun aleyh); fıkhen karşılığında bedel alınabilen meşru bir mal, menfaat veya mali haklar arasında değildir (Karadâğî, Bahsun el-Esvâku’l-mâliyye fî mîzâni’l-fıkhi’l-İslâmî, I, 72-194; ed-Darîr, ‘el-İhtiyârât’, I, 61-271; Zuhaylî, Ukûdü’l-ihtiyârât, I, 250-260). Bu itibarla opsiyon sözleşmeleri caiz değildir.”

* Bir soru da şudur elbette; parasını bankada tutan ama dini gerekçeyle faizli hesaba yatırmayanların kaybı ne olacak?

* Son bir husus; yeni sistemde bankalar, kendilerinden kredi almış olanlara reel faiz de uygulayabilecekler…

***

Tekrar edelim; fabrika… Üretim… Yatırım… İstihdam… Ağır sanayi hamlesi… Türkiye’nin bunlardan başka çıkar yolu yok! Nokta.

ANLAYANA SİVRİSİNEK

ben severken benlik ölür

sen olur her bir şey

hey şair

aşk mı iki kişiliktir

aşk ikiyi bir bilmektir

seninle olmak belki

belki seninle ölmektir

SELAMİ GÜDER

[email protected]

DOKTOR İSTİFALARI NASIL DURDURULACAK?

Sağlık Bakanlığı bütçe görüşmelerine ne yansıdı? 

Esasen uzun süredir konuşuluyor, doktor istifaları. 

2018 yılında 877 olan doktor istifası sayısı, 2021 yılında 4 bin 582’ye çıktı. 

53 misli artmış…

Resmi rakamlar bile, sorunun büyüklüğünü gösteriyor! 

Doktor istifalarıyla ilgili birkaç notu da aktarmak istiyorum; 

* Almanya’nın sağlık personeli açığı nedeniyle Türk doktorlarını tercih ettiği ve çok sayıda doktorun Almanca öğrenmeye başladığı… 

* “Ekonomik yetersizlik, çalışma şartlarının ağırlığı ve şiddet olayları” doktorların kamudan ayrılmasının en önemli nedenleri... 

* Özellikle pandemi dönemindeki ağır şartların bu sürece etkisi olduğu…

***

Sahi, doktor istifaları nasıl durdurulacak?

 

DERT BİR DEĞİL ELVAN ELVAN! 

Geçen yazımda büyük kısmına değindim; 1987 Genel Seçimleri’ne gidilirken, Refah Partisi karargâhında hazırlanan notların kalan bölümünü de sizlerle paylaşmak istiyorum. 

Notlara göre o dönem en büyük sorunlar şu şekilde sıralanıyor; 

* Pahalılık, geçim sıkıntısı, para yetmiyor. * İşsizlik. * Fakirlik.  

* Sağlık hizmetlerindeki perişanlık. *Adalet hizmetlerindeki haksızlıklar; icralarda binlerce dosyanın yığılması. * Gelir dağılımının bozulması, yüz altmış ülke içinde Türkiye sondan beş ülke arasına düşmüştür. Gelir dağılımındaki adaletsizlik.  

* Güçsüzlük, yatırımların durması. * Müstemleke tipi kalkınma. * Dış ve iç borç, geleceğin tahribi. Bağımlılık. * Yabancı Sermaye. Sömürü. * YÖK faciası. * İlmi araştırma yok. 

* Teknolojik gelişme yok. * Televizyon programları: Her akşam ahlâk dışı filmlerle içki ve fuhuş propagandası yapılıyor. Millet zehirleniyor. * Milli ahlâk tahrip ediliyor. * Bir kısım renkli basının, gittikçe daha müstehcen fotoğraflarla, bilhassa gençlerin ahlâkının tahrip edilmesine göz yumuluyor. * Plâjlar ve sahiller tamamen çıplaklarla dolup taşıyor. Bu amaç için dışarıdan milyarlarca lira borç alınıyor. * Milletin istikbali ağır borçlar altına sokuluyor. * Turistik yatırım adı altında harıl harıl ahlâk tahribatı için çalışılıyor. * Büyük dövizler ödenerek kumar makineleri ithal ediliyor. * Turistik otellere yabancı uzmanlar nezaretinde kumarhaneler açılıyor. * Rüşvet ve haksız kazançtan geçilmiyor. * İltimas her yeri kaplamış. 

* Fuhuş salgın halinde gelişiyor. * Toplumun bütün değer hükümleri tahrip ediliyor. * Her şey parayla alınıp satılır hale getiriliyor. * Sıra kendi partisine haksız menfaat sağlama maksadını güden kanunları çıkarmaya gelince sabahlara kadar Meclis’te oturmakta, vetolara rağmen bu kanunları çıkarmak için çaba göstermekte. * Taklitçi, kendi gücü ile kalkınamaz. Montaj sanayi kurar. Şahsiyetli dış politika yürütemez. Bağımlı olur. Lider ülke olamaz uşak olur. 

*** 

Aradan yıllar geçti… Siz söyleyin, değişen bir şey var mı, yok mu? 

 

NELER YAPILMALI?  

Çözümlerin bir kısmını da burada zikredelim;

* Traktör, gübre için zaruri sübvansiyonlar. * Tohum, yem, damızlık, zirai mücadele.  * Köylünün vergi ve faiz yükünden kurtarılması.  * Köylere el sanatları sanayisi. * Köylere sağlık hizmeti. * Tohumluk, damızlık temini (uygun şartlarla). * Faizsiz zirai kredi. * Faizsiz mesken kredisi. * Bütün faizlerin silinmesi. * ‘İsteyene derhal iş’ programı. * ‘Bölgesel Kalkınma’ projelerinin bütün yurda yaygınlaştırılması…