Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimiz’e, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Millî Görüş, sıradan bir hareket değildir. Millî Görüş; temeli sevgi, merhamet ve şefkat olan bir inancın kapısını tutar. Gayesi bütün insanlığın saadetidir. Ve de İslamsız saadet olmaz. Bütün insanlığın saadetini temin etmek için kulun, ben Müslümanım diyen herkesin, üzerine farz olan cihat ve mücadele görevleri yerine getirmesi gerekir. Bugünkü dünya düzenini kuran Irkçı Emperyalizm ve Haçlılar düzenlerini zulüm üzerine inşa etmişlerdir. Bu zulüm dünyasında İslam ve Müslümanlara yer yoktur. Siyonizm’in ve haçlıların mücadelelerinin temelinde Büyük İsrail’in kurulması vardır. Onlar bu hedeflerinden dönmezler, vazgeçmezler, kimseyle bu hedefe zarar verecek bir anlaşma yapmazlar. Bunların kurduğu bu düzende, Müslümanların ve diğer toplulukların, efendilerine hizmet eden köleler olarak yaşamanın dışında bir hakları da yoktur. Kurdukları kölelik düzenleri ile bütün insanlık âlemini kendileri için çalışan ve hizmet eden köleler haline getirmeyi zahiren başarmışlardır.

ZULMÜN TARİHİ

Şu gerçeği birlikte görelim. 1945 yılının Şubat ayında ABD, İngiltere ve Sovyetler Birliği’nin katılmasıyla Yalta Konferansı yapılmıştır. 24 Ekim 1945’te Birleşmiş Milletler Teşkilatı kurulmuştur. BM’nin ana organları şunlardır: Genel Kurul, Güvenlik Konseyi, Ekonomik ve Sosyal Konsey, Yönetim Konseyi, Genel Sekreterlik ve Uluslararası Adalet Divanı. Teşkilatın görünen yüzü Genel Sekreter, görünmeyen yüzü ise Irkçı Emperyalizmin baş tetikçisi ABD’dir. Teşkilatın en önemli organı güvenlik konseyidir. Bu konseyin ABD, Çin, Fransa, İngiltere ve Rusya daimi üyesidir. Usule ilişkin konulardaki oylamalar dışında, daimi bir üyenin olumsuz oy vererek “veto hakkını” kullanması, karar alınmasını engeller. Birleşmiş Milletler’in tüm üyeleri Güvenlik Konseyi kararlarına uymakla yükümlüdürler. Bu bilgiler bizi bu teşkilatın bir barış ve huzur teşkilatı değil, Büyük İsrail’i Kurma ve Irkçı Emperyalizmin dünya hâkimiyetini sağlama teşkilatı olduğu gerçeğine götürür. Nitekim bu teşkilat, kuruluşundan kısa bir süre sonra 1947'de Filistin topraklarının Araplar ve Yahudiler arasında bölünerek, Kudüs'e uluslararası statü tanınmasını onaylayarak işe başlamıştır. 14 Mayıs 1948'de sözde bağımsız İsrail Devleti'nin kurulduğu ilan edilmiştir. Bütün büyük sayılan devletler İsrail’in kuruluşunu tanımışlar ve Türkiye de İsrail’in kuruluşunu tanıyan ülkeler arasında yerini almıştır. 11 Mayıs 1949 da İsrail BM’ye kabul edilmiştir. O günden günümüze kadar bölgede ve dünyada huzur ve barıştan eser kalmamıştır.

ZULME RIZA

Müslümanların böyle bir dünyayı onaylamaları imkânsızdır. Bizler böyle bir dünyadan razı olamayız. Bu dünyanın zinde güçleriyle sebep ne olursa olsun iş birliği yapamayız. Onların stratejik ortağı olamayız. Din ve Ahlak kurallarını, talim ve terbiye esaslarını, ilim esaslarını, iktisat ve ticaret esaslarını, siyaset, idare ve hukuk esaslarını onlardan alamayız. Gâvurların arkasına takılarak saadet bulamayız. Onları güçlü zannederek himayeleri altına girenler bilmelidirler ki; mülkün sahibi Allah’tır. Allah’ın gücü mutlaktır. Bu gücü kimse yenemez.

Kur’an’ın şu gerçeğine kulak verelim ve realitenin esiri olmayalım. Haşr 1-4: “Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ı tesbih etmektedir. O, üstündür, hikmet sahibidir. Ehl-i kitaptan inkâr edenleri, ilk sürgünde yurtlarından çıkaran O'dur. Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin, kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Ama Allah (O'nun azabı), onlara beklemedikleri yerden geliverdi. O, yüreklerine korku düşürdü; öyle ki evlerini hem kendi elleriyle hem de müminlerin elleriyle harap ediyorlardı. Ey akıl sahipleri! İbret alın. Eğer Allah onlara sürgünü yazmamış olsaydı, elbette onları dünyada (başka şekilde) cezalandıracaktı. Ahirette de onlar için cehennem azabı vardır. Bu, onların Allah'a ve Peygamberi’ne karşı gelmelerinden dolayıdır. Kim Allah'a karşı gelirse bilsin ki Allah'ın cezalandırması çetindir.” Bu ayet-i kerimeler dikkatlice okunduğunda elde edilecek sonuç Irkçı Emperyalizm ve Haçlıların gücün Allah’ın gücü yanında bir hiç mesabesinde olduğudur. Bu dünya böyle gitmez ve gitmeyecektir de.

GÖREVİMİZ

Allah; mülkü yani iktidarı salih kullarına miras bırakmıştır. Müslümanlar dünyanın idaresini Irkçı Emperyalizme, Haçlılara ve onların iş birlikçilerine bırakamaz. Allah, bütün insanlığın dünya ve ahiret saadeti için İslam dinini bir hayat nizamı olarak tanzim etmiş ve peygamberleri vasıtası ile insanlara bildirmiştir. Müslüman’ın temel görevi İslam’ın temel esaslarına bağlı Yeni Bir Dünya kurmaktır. Ben Müslüman’ım diyen herkes bu görevin içindedir. Hiçbir Müslüman bu görevin dışında değildir. Bugün bu görevi Millî Görüş yapmaktadır. Bütün Müslümanların Millî Görüş’te birleşmeleri ve bu hareket içinde sorumluluklarını yerine getirmeleri inancın gereğidir. Türkiye; Millî Görüş’e dönmek zorundadır, bugünkü anlayışla hiçbir meselesini çözemez. Ekonomik kalkınma, herkese refah, milli, güçlü, süratli, yaygın kalkınma, adil bir düzenin kurulması, sömürülmeye, açlığa, yoksulluğa ve borca, esarete son ancak Millî Görüş ile sağlanabilir. Bu gerçekler doğrultusunda Müslümanların ilk yapacağı iş, Millî Görüş’ün tek temsilcisi Saadet Partisi’ni iktidara taşımaktır.

Bugün Türkiye’de ve dünyada topluluklar, hareketler ve partiler sağcı veya solcu olarak değil Millî Görüşçüler ve iş birlikçiler olarak tarif edilmektedirler. İnanan her bir kimsenin siyasi tercihlerini bu gerçekleri düşünerek yapması gerekir. Kalp gözüyle bakarsak görürüz ki; İslam’a dayanmayan hiçbir işten hayır gelmez. Sömürülmeye, köleleştirmeye, yok edilmeye, İsrail’e vilayet yapılmaya, içi boşaltılmış ılımlı bir İslam’a hayır dedikten sonra Yaşanabilir Bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye, Yeni Bir Dünyanın ancak Millî Görüş’le kurulacağına olan inancımız işte o zaman, bütün çalışmalarımıza hâkim olacaktır. Selam hidayete tabi olanlara…