Mısır meydanında tarihin adını unutamadığı Firavun, kendi
kölelerine konuşuyor.
Arkasında zenginliğin sembol ismi Karun ile çağdaş
eğitimcilere bile örnek olmaya devam eden Haman ve üst düzey Kıptı bürokratlar
var.
Naziat süresinde Firavun un konuşmasının en öz cümlesi
haber verilir.
O konuşmasında Ben, sizin en yüce Rabbinizim der.
Yani, siz, benim koyduğum kanunlara uyacaksınız, Musa ile
Harun un Rabbine uymayacaksınız der.
Burada durun ve düşünün, çağlar boyu adından bahsedilen,
zalim ordulara sahip Firavun, ekonomik güce sahip Karun, eğitimde zirvede duran
Haman denen şeytan üçgeninin içinde Musa ile Harun aleyhisselamların şansı
nedir
Başarılarını Kur an-ı Kerim den okuyup sonucu
bildiğimizden bizim mantığımızı fazla sarsmaz bu olay.
Biz, evlerde, dükkânlarda, üniversitelerde, kışlalarda,
parlamentoda günümüz sorunlarıyla başa çıkabilmek için örnek olarak kimi
alıyoruz Dünkü tartışmanızı yeniden bir gözden geçiriniz.
Karun un kapitalist ekonomisine sahip oluversek, Haman ın
Amerikan eğitiminden geçiversek bu iş tamam demiyor muyuz.
Haram-helal fark etmez, ilerde tövbe ederiz mantığıyla
nereye varılacağını da haber veriyor Rabbimiz.
İmansız boğulup gitmek var.
Bizans imparatorluğu, Pers imparatorluğu, Habeş
imparatorluğu arasında kalan Mekke de yetim ve dünya fakiri Sevgili
Peygamberimize ilk günlerinde kimse şans vermemişti.
628 yılında Medine den bu üç imparatora Müslüman olması
için mektup yazdığında bile maddi güç olarak onların bir tek vilayetinin gücüne
denk değillerdi ama aradan yirmi yıl geçmeden Şam, Mısır, İran, Irak Müslüman
olmuştu. Biz, sahip olduğumuz gücün farkında değiliz.
İslam dinini kendine ait bir gücü var.
İslam düşmanları bunun farkındalar.
Afrika, Suriye, Afganistan ve Irak tan Avrupa ya göçler
devam ederken sınırlarını elektrikli tellerle çeviren, bugüne kadar işleyen
sınır denetimlerini, vize işlemlerini artıran Avrupa ülkelerinin başkanlarının
endişesi maddi yük değildir.
Geçen hafta Avrupa Parlamentosu aldığı bir kararla biz
parayı verelim, göçmenleri Türkiye de besleyelim kararı aldılar.
Nedenini, Macaristan devlet başkanı ağzından kaçırdı:
Halkımızın Müslüman olmasından korkuyoruz
Üç milyonun üzerinde Müslümanın yaşadığı İngiltere de
doktorasını yapan Siyasal Bilgiler ve İslam enstitüsü mezunu bir arkadaş,
işçisinin dürüstlüğüne bakarak Müslüman olan işveren ve sendika başkanlarıyla
görüşerek tezimi tamamladım demişti.
İHH nın yardımları için Afrika ya gidip-gelen bir dostum,
üzülerek bir durumu aktarmıştı:
Bir köyün ortasında yol geçer.
Yolun sağ tarafında yardım tenekelerinden yapılmış evler.
Cami bile tenekeden yapılmış. Yollar, yazın toz, kışın çamur. Temizlik
görevlileri kaç yıldır gelmemiş.
Yönetim Hıristiyanların elinde.
Yolun sol tarafında Hıristiyanlar oturur.
Yollar asfalt ve tertemiz. Bütün milleti ezecek şekilde
bir kilise.
Kilisenin papazının gömleği kolalı, iskarpinleri cilalı.
Şimdi bu manzarayı gören bir putperest Afrikalı hangi
dine girer Dedi.
Bugüne kadar hangi dine daha çok giren olmuş Diye
sorduğumda İslam a girenlerin daha çok olduğunu söyledi.
Peki, aynı yolun sağından soluna Hıristiyan olarak geçen
olmuş mu
Cevap hayır .
Yolun solundaki Hıristiyanlardan Müslüman olan olmuş mu
Evet, olmuş ama kendi evinde kalmış.
Olsun, İngiltere de Kont un oğlu da Müslüman oldu ve
kendi oturduğu kontlar semtinde yaşamaya devam ederken camide namazını kılmaya
geliyor.
O yoldan geçen, ormanlar arsında yaşayan putperest biri
bile yolun sağı ile soluna baktıktan sonra yönetimin de Hıristiyanlara ait
olduğunu görünce, iç dünyası onu sağdaki Müslümanlara çeker.
Dinimizin özünde taşıdığı güçten fazla haberimiz yok
bizim.
Kendimizi dev aynasında görüp her şeyi kendimizin
yapacağına inandığımızdan daha güçlü olmak için içimize haram almaya çalışıp
farkına varmadan haramileşiyoruz gibi geldi bana.
Yanılıyorsam, lütfen beni uyarınız.