Uzun süredir birkaç televizyonun üst köşelerinde RTÜK ve
YSK sansürüne hayır şeklinde siyah bantlı bir tepki yazısı dikkatimi çekiyor.
Hatırlatalım, seçimler sonrasında Yüksek Seçim Kurulu, siyasi taraflılığına
hükmettiği bu kanalların tamamına RTÜK eliyle belgesel yayınlama cezası vermişti.
Kimine 5, kimine 50 yayın Seçimler boyunca, yandaş ve paydaş bir yayıncılık
mantalitesiyle kendilerini kurgulayan, Türkiye de başka bir siyasi hareket veya
parti yokmuş gibi, tek bir siyasi partinin sesi gibi davranan bu televizyon
kanalları içinde TRT nin de bulunması gerçekten akıllara seza bir durum olarak
dikkat çekiyordu. Seçimler ertesinde yazdığımız köşemizde, TRT nin özellikle
haber dairesinin ikişer maaş ikramiyeyi fazlasıyla hak ettiğini, bu ödemelerin
de zaten bir elleri bizim elektrik faturamızda olanlar tarafından bizlere
giydirilebileceğini ifade etmiştim.
Sansüre elbette hayır Devlet mekanizmasının veya farklı
bir otoritenin kalkıp bizim yayınlarımızı düzenlemeye kalkışmasını elbette
kabul etmiyoruz. Ama kardeşim, önce aynaya bakacaksınız! Daha sonra feveran
edeceksiniz!
Bir televizyon kanalı tarafsız olmayabilir Zaten bu
cezalara maruz kalan kanalın da tarafsız olmadığını sağır sultan dâhil cümle
âlem biliyor. Ama tüm siyasi partilerin eşit şekilde yarışması gereken bir
seçim ortamında, kayırma denilen kavramı istismar ederseniz, işi fazlasıyla
abartırsanız, bu konuda amir bir hüküm bulunur da bir şekilde deveye hendekten
atlatmaya kalkışırsanız, olacağı işte budur. Tarafsız olan bertaraf olur diye
çok haklı bir söz vardır Elbette taraf olacağız Biz de tarafız Hangi
taraftayız Haktan, adaletten, özümüze ilişkin değerlerin yerli yerine
konulmasından, hakkaniyetten, güzellikten, milli ve manevi değerlerin zihnimize
yerleştirilmesiyle ilgili bir yayın mantalitesinden tarafız. Bizi asimile
ederek tüm manevi değerlerimizi yozlaştırmak ve İslami kimliğimizi yok
etmek, mantarlaşmış, koflaşmış, çürümüş
yaşam tarzlarını bizlere dayatmaya çalışan AB nin, bizi onların kapı kulu
yapmaya çalışanların kuyruğunda gezinenlerin tarafında değiliz. Olamayız,
olmamalıyız Türkiye, maalesef 13 yıldır iktidarda olan AKP nin dümen suyunda,
bodoslama bir şekilde AB kıyılarına doğru yol almaya devam ediyor.
Yaşadığımız ikircikli durumu insanlarımıza anlatabilmek
için ise tüm kanallar tıkanmış durumda. Medya, hakkaniyetten, hukuktan,
adaletten bahsedeceğine, tamamen iktidarın borazanı bir tavır sergiliyor.
Yapılan yanlışlara, Yanlış yapıyorsunuz bile diyemeyeceğimiz bir otoriter
hava estiriliyor. Dediğim dedik, öttürdüğüm düdük şeklinde özetlenebilecek bu
hâkim havanın bizi getireceği ve vuracağı duvar ise alttan alta işleniyor.
Karakterinde muhalif olması gereken medya, gidilen
istikametin yanlış olduğuna dair hiçbir şey söyleyemiyor. Hatırlarsanız,
geçtiğimiz yıllarda durdurulan MİT TIR larıyla ilgili epey bir tantana
koparılmıştı. Bu tantananın ardından zaten afişe olan TIR ların içindekilerle
ilgili haber yapan gazeteciler ise tutuklanıp Silivri ye yollandı. Yanisi,
malumun ilanı gibi olan, içeriği ve muhteviyatı akıl sahiplerince tahmin
edilen, gizliliği kalmamış, Devlet Sırrı olmaktan çıkmış bir olayı bile
haberleştirmek, medya özgürlüğü, ifade özgürlüğü çerçevesinde
değerlendirilmedi.
Demek istediğimiz şu: Gazeteci tecessüs sahibidir, ama
Türkiye de özellikle bu olağanüstü dönemde tecessüs sahibi olabilmek için bin
yıl düşünüp daha sonra atacaksınız. Sakın ola ki, sistemin ve uluların ayağına
basacak bir eylemde bulunmayınız. Ayrısı gayrısı bu!