Sayıştay tarafından yapılan denetimler, ülkemizde usulsüzlüğün usul haline geldiği gerçeğini ortaya koyuyor.

Sayıştay, bakanlıkları denetliyor.

Usulsüzlükler gırla gidiyor.

Sayıştay, üniversiteleri denetliyor.

Usulsüzlükler gırla gidiyor!

Yani Sayıştay hangi kamu kurumunu elden geçirecek olsa usulsüzlükler tespit ediliyor!

Adeta kamuda hangi taşı kaldıracak olsanız altından insanı karamsarlığa düşürecek usulsüzlükler fışkırıyor!

Peki, bu usulsüzlükler nasıl usul haline gelmiş olabilir?

Allah-u âlem ülke yönetimine hâkim olan yönetim anlayışı böyle bir tablonun zuhur etmesinde etkili olmuş olabilir.

Herhangi bir yolsuzluk haberi ortaya çıktığında yolsuzluk yapmakla suçlananın değil de yolsuzluk yapmakla suçlayanın hakkında soruşturma başlatılınca böyle bir tablo çıkmış olabilir.

Yani denetimlerdeki sapmalar ağır basmış olabilir!

Şimdi endişemiz Sayıştay tarafından usulsüzlükleri tespit edilen kurumlar hakkında soruşturma yapılması yerine bu usulsüzlükleri tespit eden Sayıştay’ın hedef haline gelmesidir. 

Yakında Sayıştay’ın birtakım yetkileri tırpanlanacak olursa bu endişemizde ne kadar haklı olduğumuzu anlayacağız.

Son yılların bariz vasıflarından biri ülke yönetimine hâkim olan anlayışın denetimden hiç hoşlanmaması!

Denetim adeta gereksiz ve yersiz bir işlem olarak görülüyor.

İcraat konumunda bulunanlar, kafalarına estiği gibi hareket etmek istiyorlar.

Denetim yapanların art niyetli olduğuna inananlar var.

Ancak bütün bu varsayımlar gerçekleri değiştirmiyor.

Sayıştay denetimleri, usulsüzlükleri gözler önüne seriyor.

Ne bakanlıklar ne de üniversiteler bu denetimlerden yüzlerinin akı ile çıkamıyorlar.

Pek çoğunda usulsüzlük olduğu görülüyor.

Sürekli oy kaybı yaşayan iktidar partisi AKP bize kalırsa bu konuda ciddi bir çalışma yapmalı.

Ve nerede usulsüzlük varsa usulsüzlük yapandan hesap sormaya başlamalı!

Yönetimde bulunan kişilerin usulüne uygun işler yapmasını mutlaka sağlamalı.

Yani Sayıştay denetimleri ciddiye alınarak gereği yerine getirilmeli!