Bu günlerde siyasetin trafiği hızlandı. Amerika dan gelenler, Amerika ya gidenler, bunlardan çok kötü senaryolar yazanlar veya sıvazlanmanın tadıyla mayışanlar oldu.

Kasabın koyuna ot vermesi sırtını sıvazlayarak okşaması sevdiğinden değil, kesme zamanının gelip gelmediğini kontrol içindir.

1928 yılında Amerika nın Boston kentinde "Bizansı yeniden canlandırma enstitüsü" kurulur. İlk iş olarak İstanbul daki Ayasofya Camii nin tamirini yapmak isterler. Wittemore başkanlığında bir heyet Ankara ya gelir. Bütün masrafları çekerek Ayasofya yı tamir etmek istediklerini bildirirler.

Ankara da ki yetkililer masraf yapmadan tamir edileceğinden kabul ederler. 1932 yılında başlayan ta mir  1934 yılına kadar devam eder. Bu arada yapılan ikili görüşmelerle Ayasofya yı müzeye çevirmeye karar aldırırlar. (Bak prof. Semavi Eyice, Ayasofya s. 20-21) Yapı ve Kredi yayınları İst. 1986)

Avcının, tuzağa yem dökmesi cömertliğinden değildir. Balığa, olta ucunda et vermek balığa bahşiş değildir. (Mesnevi, Tahir-ül-Mevlevi terc. 6955-56)

Kuzey Irak ta Peşmergelere Merkez Bankası yapıveren, para basıveren, bayrak dikiveren, otobanlar yapıveren, Amerika aynı zamanda yol boyunca camiler de yapıvermiş.

Halkımıza mal olmuş bir çok kedi-fare hikayeleri vardır. Gülşehri (ö.1317)inin  "Felek-nâme" isimli eserinde(Kültür Bak. Yay. S, 209) anlattığı bir hikaye vardır ki o hikaye de halka mal olmuştur.

Hint ülkesinde bir kedi, altın sarayında sevinç içinde, güler yüzle, fare deliğine kadar gelir ve "Bu gün doğum günüm. Bu delikten şu deliğe kadar şu kadar zamanda varırsan sana bir kilo peynir vereceğim" der.

Bu teklife, fare sıcak bakmaz. Kedi sebebini sorunca, Fare:  "Mesafe küçük, ödül büyük, tehlike yok. Burada benim aklımın ermediği bir tuzak var" diye cevap verir.

Batılılar, Avrupa nın her tarafına dağılan Yahudilerin birçoğunu Hitler in eliyle yok ettikten sonra geride kalanlardan kurtulmak için ellerine tenekeler dolusu altın vermişler ve Filistin e yerleşmesini istemişler. Yahudi sormuş:

Osmanlı ne olacak

Osmanlı yok

Ya Filistinliler

Avrupalı, Onların da parası ve silahı yok" deyince Yahudi, bal tasına dalan sinek gibi dalmış.

Batının desteğiyle işgal ettiği topraklarda debelenip durmakta. Ölme korkusuyla yaşayıp öldürmekte. Amerikan çıkarlarının Jandarmalığını yapmakta. Dünyanın bütün işgalcilerinin psikolojisi aynıdır.

Akrebin kendi sırtında hep zehir taşıdığı gibi Filistin deki Yahudi de evinin her köşesinde Amerikan malı silahlar taşımakta.

1980 öncesinde banker olaylarında görülen, günümüzde holding olaylarında görülmekte.

Asgari ücretle geçinip gitmekte olan, görünümü güven veren bir adama bir gün bir teklif gelir:  "Bizim şirkete güvenebileceğimiz bir müdür lazım. Biz, sizi uygun bulduk. Aslında az olduğunu biliyoruz ama şimdilik beş bin dolar aylık uygun gördük. İlerde artırırız" derler.

Fare kadar aklı olmayan bu adam kendini bulunmaz Hint kumaşı zannederek gelenleri kırmamak için kabul eder.

Bir müddet sonra toplanan paraları alıp sıvışanlar, sınırların ötesine çıkınca şirketin müdürü hesaba çekilir.

Layık olmadığınız makam, size teklif edilse de sakın kabul etmeyin.

Başkasının bastığı havayla şişenler, yine o adamın iğnesiyle sönerler.