Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c)’a hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimize âline ve sahabelerine olsun.

Solculuk, sağcılık, liberalizm, kapitalizm, muhafazakârlık gibi siyasi kavramlar bize batıdan intikal etmiştir. 1791 yılında Fransa’da toplanan ulusal mecliste kralı destekleyenler, meclis başkanına göre meclisin sağına oturduğu için sağcı, yenileşmeyi ve halkın haklarının artırılmasını savunanlar da soluna oturdukları için de bunlara solcu denmiştir. Zamanla dünyada kurulu düzeni yenisiyle değiştirmenin mücadelesini verenlere solcu, mevcut kurulu düzeni olduğu gibi korumak gerektiğine inananlara da sağcı demiştir. 

SAĞ VE SOL 

Batıda sağ ve sol kralın düzen anlayışından doğmuştur. O günden beri sağ ve sol kavramları ekonomik anlayışları ifade eder. Bir parti sağcı ise sermaye sahiplerinin istekleri istikametinde yönetim yapar. Bu düzene kapitalizm denmiştir. Sermaye sahibi dev şirketler bu düzenin ürünüdür. Eğer bir parti solcu ise halkın gelir seviyesi ile sermaye sahiplerinin isteklerini dengelemeye çalışır. Bu dengelemede sermayenin talepleri dikkate alınabilir ama bütün ekonomi buna göre şekillendirilmez. Bu ekonomi modeline de sosyal demokrasi denmiştir. İşte batıda sağcılık ve solculuk böyle anlaşılmaktadır.

KAVRAMLAR

Toplum birçok kavramları kullanır, ancak bu kavramların ne anlama geldiğini çoğu zaman bilmez. Şimdi sıkça duyup hiçbir şey anlamadığımız bazı kavramları anlamaya çalışalım.

Merkez Sağ: Sermaye sahiplerinin yani rantiyenin hak ve taleplerini yerine getirirken halkın ekonomik çıkarlarını da gözetir görünen siyasi görüştür. 

Merkez Sol: Sermaye sınıfının ekonomik gücünü destekleyerek halkın ekonomik gelir seviyesini yükseltmeyi amaçlayan siyasi görüştür. Merkez sağ ile merkez sol arasında sadece narkoz farkı vardır. 

Liberalizm: Bireyin özgür olmasını ve ekonomik güçler arasında özgür yarışmayı, devletin bireyler, sınıflar ve uluslar arasındaki ekonomik ilişkilere karışmamasını isteyen siyasal ve ekonomik görüştür. Ancak uygulamada rantiye sınıfının daha zengin hale gelmesini sağlar ve yeni süper zengin sınıfların doğmasına yol açar.

Sosyal Demokrasi: Toplum kesimleri arasında eşitlikçi bir yaşama düzeyi sağlamayı amaçlayan, sosyal sınıfların olmadığı bir toplum fikrini öneren siyasi görüştür. Batıda vahşi kapitalizmin zulmünü dengelemek için doğmuştur.

Muhafazakârlık: Liberalizmin gelişmiş bir safhasıdır. Sermaye sahipleri burada önemlidir ve bu sistemi yürütenler çoğunlukla bu kişilerdir. Bu hal kabul edilir ve kararlılıkla savunulur. Burada zenginin daha zengin olması esastır. Fakirin daha fakir olması istenmez ama burada fakir daha fakir olmaktan kendisini kurtaramaz.

Komünizm: Halk arasında zengin fakir ayrımının kaldırılmasını esas alan bir düşüncedir. 

Anarşi: Halkın özgürlüklerinin sınırsız hale gelmesidir. Burada hiçbir kuralın varlığı kabul edilmez. Bu akıma aşırı sol da denilmektedir.

Faşizm: Demokratik düzen yerine aşırı, ulusçu ve baskıcı bir düzen kurmayı amaçlayan görüştür. Lider ne derse toplum onu sorgulamadan izler. Bütün bu kavramlar batıya aittir.

SOL 

Türkiye’nin solu kendisini şöyle tanımlamaktadır. Sol, solun evrensel değerlerine sahip çıkar, eşitlikçidir, emekten yanadır, anti-emperyalisttir, yurtseverdir, ırkçılığa ve faşizme karşıdır, bütün ülkelerin işçilerinin birliğinden yanadır, her türlü sömürü ve ayrımcılığa karşıdır, aydınlanmacıdır, işbirlikçilerden, liberallerden, gericilerden, ırkçılardan hoşlanmadığını gizlemez. Avrupa Birliği’ne karşı mücadele etmeden solcu olunmayacağı ilkesiyle hareket eder. Türklerin ve Kürtlerin birlikten başka çareleri olmadığını, birliğin emperyalizme karşı mücadele ile pekişeceğini her fırsatta dile getirir. Gerçekler ile hareket eder, karalama, dedikodu ve hakaretten uzak durur, işine gelmeyenlere gözünü kapatmaz. Türkiye’nin solu kendisini böyle tanımlıyor. Mücerret olarak bu tanıma baktığınızda, bazı bizce kabul edilemez görüşleri hariç Türkiye’nin solunun da Milli Görüşçü olduğunu söyleyebiliriz. Ancak onlar Milli Görüşçü olduklarını bilmiyorlar. Bunu hatırlatmak da Milli Görüşçülere düşmektedir.

BİR ÖĞÜT

Milli Görüş’ün yıllarca savunduğu temel ilkeleri, Türkiye’nin solunun savunduğunu görmek biz Milli Görüş mensuplarını hakikaten memnun eder. Ancak 14 Aralık 2016 tarihinde Milli Gazetede yayınlanan bir yazım için haber sitelerinde yaptıkları haberde kullandıkları “Gerici Yazar, Gerici Milli Gazete” nitelemesini yukarıda ifade ettikleri “karalama, dedikodu ve hakaretten uzak durur” ilkesi ile bağdaşmadığı kanaatini taşımaktayız. Bilinmelidir ki Milli Görüş en ilerici görüştür. Milli Görüş’ün gericilikle ilgisi olamaz. İnandığımız esaslar buna engeldir. Gericilik, nura erdikten sonra, karanlık ve cehalete geri dönmektir. Bilinsin diye bir delil sunacağım. ALİ İMRAN 149: “Ey iman edenler! Eğer inkârcılara (ırkçı emperyalistlere, zalim batıya) uyarsanız, (onlar sizi) geriye, gerisin geriye (cahiliye döneminizdeki eski dininize) döndürürler de, zarara ve kayba uğrayanların durumuna düşersiniz.” Bu ayet meali inanmış kimselere geriye dönmeyi, gericiliği yasaklamaktadır. Hak ve doğru olan bir şeye yanlış demek, o hakkı ve doğruyu yanlış yapmaz.

İLERİCİLİK

İlericilik dediğimiz şey, hakkı üstün tutmak, nefis terbiyesini esas almak, maneviyatçı görüşü benimsemek ile olur. Hakkı üstün tutmak hakkın hak anlayışını benimsemektir. Hakkın hak anlayışı doğru hak anlayışıdır. Bu haklar ise şunlardır:

Doğuştan insanlara verilen haklar, Temel insan hakları.  

Yaşama hakkı,  

Mülkiyet hakkı,  

İnanç Hürriyeti (4 unsuru ile birlikte: ifade hürriyeti, öğrenim hürriyeti, örgütlenme hürriyeti, inandığı gibi yaşayabilme ve ibadet hürriyeti) 

Neslin muhafazası hakkı,  

Aklın muhafazası hakkı, 

Ve diğer bilinen temel insan hakları hürriyetleri (seyahat, iş tutabilme, meslek seçebilme v.s.) 

Emek.

Rıza ile yapılan anlaşma ve mukaveleler. 

Adalet gereği doğan haklar. İşte gerçek ilericilik, bu hak anlayışını benimseyip bütün insanlığın saadet bulması için Adil Bir Düzenin kurulması mücadelesini canla başla yürütmektir. Bunu da bugün Milli Görüş yapmaktadır. Selam hidayete tabi olanlara…