Halkımızın, "Bunlar da Millî Görüşçü" zannıyla yüzde otuzbeş oy, yüzde altmışbeş Meclis çoğunluğu vererek, iktidar yaptığı AKP hükümeti bütün ümitleri boşa çıkardı. Seçimlerde verdikleri sözlere ve hükümet programlarına bakınız. Bunların önemli bir kısmının unutulup gittiğini göreceksiniz. Hatta hükümet yeni kurulduğu zaman "Acil Eylem Planı" diyerek 100 günde yapacaklarını vaad ettikleri hedeflere bile ulaşamamışlardır, hem de 4 sene geçmesine rağmen. Geride bıraktığımız 4 sene halkın güven ve ümidinin ve bu kadar büyük imkanların nasıl boşa çıkarıldığına şahit olduk. Peki, hükümet bu vaadlerini yerine getirmek istemez miydi Her hükümet gibi, bu hükümet de isterdi. Fakat AKP daha işin başında yanlış ata oynamış, ABDile işbirlikçilik yapmış, her ne olursa olsun "Avrupa Birliği ne girmeliyiz" politikasını benimsemiştir. Bu yanlış ve çarpık yaklaşım hükümetin dışa bağlı ve çarpık politikalar uygulamasına yol açmıştır. Türkiye nin şanına yakışır millî bir politika izlemenin önü kapatılmıştır. Ne zaman ülkemizin yararına bir icraat yapılacak olsa, "Dur bakalım" demişler, hükümet de o icraatından vazgeçmek durumunda kalmıştır. Bu yüzden AKP hükümetine, "geri adım hükümeti" de denmektedir.

Son 4 senede ülke öylesine kötü yönetilmiştir ki, yapılan yanlışlıklar ülkemizin geleceğini tehdit edecek boyutlara ulaşmıştır. Düşmanlarımız, bu dönemde Türkiye yi parçalama planlarına hız vermişlerdir. Türkiye, bu hükümet döneminde millî politikalarından hızla uzaklaşmış, dış etkilerin kuşatması altında bırakılmıştır. Devletin en büyük ve çok kâr eden işletmeleri özelleştirme adı altında yabancılara satılmıştır. Türk Telekom un satılması ile haberleşme ağımız büyük oranda yabancıların kontrolüne girmiştir. Galataport ve Haliçport adı altında, buraların işletmeciliği yabancılara verilmiş, Haydarpaşa ve Zeytinburnu sahilleri de halka kapatılarak yabancıların kullanımına açılması çalışması yapılmıştır. Akdeniz ve Ege sahillerindeki işletmelerin önemli bir kısmında yabancılar söz sahibidir.

Halkımızın gayri millî oluşumlara karşı direnci kırılmak istenmektedir. Misyonerlik faaliyetleri, medeniyetler buluşması ve Dinlerarası Diyalog çalışmalarının amacı budur. Hükümetin "zinayı suç olmaktan çıkarması", "eşcinsellerin evlenebilmesi için düzenlemeler yapması", "domuz etine kasaplık hayvan statüsü kazandırılması" gibi icraatlarını başka nasıl izah edersiniz

Bulgaristan bile hava sahasını ABD ye açmadığı halde, bu hükümet  komşumuz Irak ın vurulması için, Türkiye hava sahasını ABD ye açmıştır. Başta İncirlik Üssü olmak üzere diğer üslerimizde de yabancılar söz sahibi olmak istemektedir. Filistin ve Lübnan ın bombalanması sırasında İncirlik ve o bölgeden yapılan lojistik malzeme sevkiyatının hangi amaçla yapıldığı kamuoyundan gizlenmiştir. İsrail uçaklarının Konya Hava Üssü nde tatbikat uçuşları yapmaları ne anlama geliyor dersiniz.

Bugünkü hükümet dış gezi yapma rekoru kırmasına rağmen, sözde Ermeni soykırımı iddiası karşısında Türkiye nin masumiyet ve mazlumiyetini anlatabilmiş değildir. Hatta, Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu İsviçre de verdiği konferansta, "Türkiye Ermenilere soykırım yapmadı" dediği için tutuklandığı zaman, hükümet bu ilim adamımıza sahip çıkmamış, "ilim adamımız doğru söylüyor" diyememiştir.

Hesapsız bir şekilde IMF ye borçlanmak hiç de hayra alamet değildir. Stratejik bölgelerde ve hiçbir dönemde görülmemiş şekilde yabancılara toprak satışının sürdürülmesi Türkiye nin geleceğini tehdit eder boyutlara ulaşmıştır. Bu kadar affedilmez ve yanlışlıklarla dolu politikalar izleyen bir hükümete gerçekte bir tek vatandaşımızın bile destek olmaması gerekirdi. Fakat, vatandaşımıza gerçekler anlatılmamış ve olaylar ters yüz edilerek sunulmuştur. Fransa da meclisin Ermeni soykırımını kabul etmesinden sonra Türk Tarih Kurumu Başkanı Yusuf Halaçoğlu nun şu değerlendirmesi herkesi düşünmeye sevk etmelidir:"Türkiye hiç de iyi bir konumda değildir. Devlet-i ebed müddet demekle devlet ayakta kalmaz, bu kafayla toprakları elde tutamayız." (13.10.2006)

Milletimizin geleceğine sahip çıkma zamanı gelmiştir. Milletimizle birlikte yürüyen Türkiye yi "lider ülke" haline getirmek isteyen ve ülke bütünlüğünün korunması konusundaki titizliği ile tanıdığımız Millî Görüş zihniyetine ve Millî Görüşçülere büyük görevler düşmektedir. Ülkenin yeni maceralara ve yeni yanlışlara tahammülü kalmamıştır.

Ey Millî Görüşçüler! İş başa düşmüştür. Halkımızın 2002 genel seçimlerinde, "buldum" sanıp da yanıldığı plan, program ve reçetenin Millî Görüş zihniyetinde olduğunu bütün gücümüzle anlatmanın tam zamanıdır.Millî Görüş ün siyasi arenada yalnız SaadetPartisi nde temsil edildiğini dost düşman herkes bilmelidir. Millî Görüş çalışma modeli, ülkeyi yol geçen hanı olmaktan kurtarcak, Türkiye yi layık olduğu yere ulaştıracaktır.