Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) istihdam izleme bültenine göre, 2012 yılı sonunda 1 milyon 56 bin 852 kişi olan “kayıtlı” çiftçi sayısı, 2013 yılında yüzde 12 azalarak 928 bin 454 kişiye geriledi. Çiftçi sayısının en fazla azaldığı illerin başında Samsun, Konya, Manisa, Antalya ve Hatay geliyor. Yüksek girdi maliyetleri altında ezilen, ürünü para etmeyen ve borçtan gözünü açamayan çiftçi, çareyi tarımdan kaçmakta bulmuş. Öyle bir çare ki, en ala dertlere eşdeğer!

Akademisyenler ve meslek odalarınca hazırlanan “Türkiye’de ve Bursa’da Tarım 2013 Raporu” ise, son 13 yılda Türkiye’de 1.7 milyon çiftçinin tarımı bıraktığını söylüyor. 2000’li yılların başında tarımdan geçimini sağlayanların sayısı yaklaşık 7.8 milyon kişi iken, 2013 yılı sonunda 6 milyona gerilemiş bu rapora göre. Yaklaşık 1.7 milyon kişi tarımdan kopmuş.

TEPAV araştırmasındaki çiftçi sayısının en fazla azaldığı iller arasında bulunan Manisa, Soma faciasıyla gündeme geldi. Verimli topraklara sahip olan bir bölgede bile, çiftçinin topraktan para kazanamayıp tarımdan kopması çok acı bir tabloyu ortaya koyuyor. Tarımdan kopan çiftçi, işgücü piyasasına otomatikman “vasıfsız işçi” olarak girecek ve en kötü işlerde çalışmak zorunda kalacak. Aynı bugün olduğu gibi.

Soma’daki madenden çıkan işçilerden birisi şöyle feryat ediyordu: “Çiftçiyi bitirdiler, tarımı bitirdiler, bizi madende çalışmak zorunda bıraktılar!” Soma Bakırçay ovası gibi bereketli topraklarda tütün ekilirken halkın refahının iyi olduğu, şimdilerde ise yeri olanın zeytin diktiği, olmayanın ise madene indiği anlatılıyordu bir yerlerde. Zeytin, üzüm, tütün gibi ekonomik getirisi yüksek ürünlerin yetiştiği yerde 1000 lira için madene inen insanlardan bahsediliyordu, feryat eden işçiyi doğrularcasına.

Facianın ardından anında “hatadan münezzeh” tavırlara kapılanlar ve bir “günah keçisi” arayışına girerek sorumluluğu üzerlerinden atmaya çalışanlar, bunun Hak nezdinde ne derece geçerli bir mazeret olacağını düşünmüşler midir hiç İdarecinin gereken önlemi almayıp, üstüne düşen sorumluluğu yerine getirmeyip meseleyi birilerine yıkarak geçiştirme telaşesi hep mi Türkiye’de yaşanır Neden hiç Almanya’da, Fransa’da, Japonya’da, Güney Kore’de görülmez bu çiğlikler

Tarım gibi sınırsız bir zenginliğin kaynağını insanlar açısından “ekmek yenemez” bir hale sokanlarla (elbette ki uygulanan neoliberal ekonomi politikaları eliyle) bu faciada tedbirsizliklerini ve ihmalkarlıklarını “fıtrat”ın arkasına sığınarak geçiştirmeye çalışanların aynı kişiler olması bir tesadüf değildir elbet.  Verimli toprakların olduğu bir yerde, çiftçinin ürünü para etmeyip de “toprak karın doyurmayınca”, toprağı “insanla doyurmak” da kaçınılmaz oluyor.

Hayatın idamesinde en temel kaynağı kurutunca, geriye kalan da insanlarımızı o kaynağa teslim etmek oluyor. İlginç ve çok acı bir hayat gerçeği yine bizim memleketimizde tezahür ediyor.