Washington ve Pekin hattından sızan istihbarat raporları dünya kamuoyunda derin bir endişe yaratıyor. Kapalı kapılar ardında yürütülen güç savaşları, sadece koltukların el değiştirmesine değil, köklü devlet geleneklerinin de bir gecede yıkılmasına yol açıyor. Güven duygusunun tamamen kaybolduğu bu yeni dönemde, liderlerin en yakınındaki isimler bile kendilerini bir anda hedef tahtasında bulurken, başkentlerde tüm hesaplar şaştı.

PENTAGON’DA YALAN MAKİNESİ DEPREMİ

ABD merkezli CNN'in 15 mevcut ve eski savunma yetkilisiyle gerçekleştirdiği röportajlar, Pentagon koridorlarında kelimenin tam anlamıyla bir "cadı avı" yürütüldüğünü gözler önüne serdi.

Bakanlıktaki günlük işleyişi anlatan üst düzey bir Pentagon yetkilisinin, "Her gün, aldığımız her kararda 'Bu patronun işini güvence altına alacak mı, yoksa kovulmasına mı neden olacak?' diye hesap yapıyorduk. Muazzam bir paranoya var" şeklindeki itirafı, kurum içindeki baskının boyutunu ortaya koydu.

TEK TELEFONLA BOŞALTILAN OFİSLER

Bakan Hegseth'in askeri terfilere doğrudan müdahale ederek dört albayın generalliğe yükselmesini engellemesi üzerine, Kara Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı General Randy George’un 1 Nisan’da yüz yüzey bir görüşme talep ettiği kaydedildi. Ancak beklenen o görüşme hiçbir zaman gerçekleşmedi. General George’un, ertesi gün ordu kurmaylarıyla toplantı halindeyken Hegseth’ten gelen kısa bir telefonla görevinden alındığı bildirildi. George’un ofisinin ise ertesi sabah tamamen boşaltıldığı ifade edildi.

Bugüne kadar iki düzineden fazla üst düzey subayı ve çatıştığı Donanma Bakanı John Phelan'ı aniden görevden alan Hegseth'in, müşterek kurmay kurulunu İran savaşına dair planlamalardan uzak tutması askeri kanatta kafaları karıştırdı. Kongre'nin sert tepkisine rağmen Başkan Donald Trump'ın kabine toplantısında, "Savaş Bakanı Pete Hegseth tam bir başrol oyuncusu, o savaşı seviyor" diyerek bakanının arkasında durduğu vurgulandı.

Xİ JİNPİNG EN YAKIN YOL ARKADAŞINI BİLE SİLDİ

Sınırın diğer tarafında, Çin’de yaşanan sarsıntıların da Washington'daki güç savaşlarıyla birebir örtüştüğü görüldü. Wall Street Journal'ın analizine göre, dış dünyaya karşı sarsılmaz ve yenilmez bir imaj çizen Çin lideri Xi Jinping, içeride bitmek bilmeyen siyasi tasfiyelerle yoğun bir çaba sarf ediyor. Xi'nin yıllardır sürdürdüğü amansız tasfiye dalgasının, son olarak bir dönem yolsuzlukla mücadele kampanyalarının mimarı ve en yakın müttefiklerinden biri olan eski Devlet Başkan Yardımcısı Wang Qishan'ın yakın çevresine kadar ulaştığı dikkat çekti. Geçen hafta, Wang'ın "Beş Kaplan Generali" olarak bilinen beş üst düzey yardımcısından sonuncusunun da soruşturma kapsamında gözaltına alındığı kaydedildi.

Çin uzmanı Minxin Pei, ABD basınına yaptığı değerlendirmede,

"Xi Jinping, attığı stratejik ve kurumsal adımlarla Çin'i otoriter tek parti yönetiminden tam anlamıyla totaliter bir sisteme taşıdı. Totaliter bir sistemde sadakat tek yönlü bir yoldur. Lider, çevresindeki herkesten koşulsuz ve mutlak bağlılık talep eder ancak karşılığında hiçbir şey borçlu olmadığını düşünür. Hiçbir hizmet veya fedakarlık, liderin korumasını hak etme iddiası oluşturmaz." ifadelerini kullandı. Eski dönemlerde emekli liderlerin hapse atılmasının son derece nadir bir durum olduğuna değinen Pei, "Tarihsel olarak Çin'de emekli liderlerin hapse atılması nadiren yaşanan bir durumdu. Xi'den önceki on yılda sadece bir vaka görülmüştü; o durumda bile ilgili yetkili hapse atılmamış, sadece ayrıcalıklarından mahrum bırakılmıştı. Zımni kural, eyalet parti başkanlarının emekli olduktan sonra partinin korumasını hak ettikleri yönündeydi. Xi bu normu tamamen paramparça etti. Çok sayıda emekli eyalet lideri şu anda soruşturuldu ve hapse atıldı. Totaliter bir hükümdarın gözünde herkes vazgeçilebilirdir."

Kaynak: Haber Merkezi