Ortadoğu'da barış umutları bir kez daha ağır yara aldı, ateşkes masasında yapılan hesaplar fena şaştı. Lübnan sınırında tansiyonu düşürmesi beklenen mutabakata rağmen bombaların peş peşe patlaması, Tahran yönetimini ayağa kaldırdı. Deyr ez-Zahrani, Ensar ve Nebatiye gibi yerleşim yerlerinden yükselen dumanlar ve gelen acı haberler karşısında uluslararası toplumun tavrı kafaları karıştırdı.
Katliam Gibi Saldırıda En Az 11 Can Kaybı
İran resmi haber ajansı IRNA'da yer alan bilgilere göre, İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyini hedef alan kanlı operasyonlarını şiddetle kınadı. 17 Nisan'da yürürlüğe giren ateşkese rağmen gerçekleştirilen son hava saldırılarında en az 11 sivilin hayatını kaybettiği bildirildi.
Saldırıların durması için diplomasi kanallarında beklenen olmadı.
Bekayi, İsrail'in Lübnan'ın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü pervasızca çiğnediğini vurguladı. Sözcü, BMGK'nın uluslararası hukuk ve insancıl hukukun ayaklar altına alınması karşısındaki "sessizliği ve eylemsizliğini" açıkça eleştirdi.
"İsrail Derhal İşgal Ettiği Topraklardan Çekilmeli"
Tahran'dan yapılan resmi açıklamada, İsrail'in güney Lübnan'daki askeri varlığını sonlandırması ve işgal altında tuttuğu topraklardan derhal geri çekilmesi gerektiği net bir dille ifade edildi.
Lübnan halkının meşru müdafaa hakkına dikkat çeken Bekayi, Lübnanlıların kendi kimliğini ve egemenliğini korumak adına gerekli gördüğü her türlü aracı kullanma hakkı bulunduğunu kaydetti. İran'ın, Lübnan'ın ulusal bağımsızlığı ve onurunu koruma mücadelesiyle tam bir dayanışma içinde olduğu aktarıldı.
Korkunç Bilanço: 4 Bin 335 Kişi Hayatını Kaybetti
Lübnan Sağlık Bakanlığı'nın paylaştığı resmi veriler ise bölgedeki felaketin boyutunu gözler önüne seriyor. İsrail ordusunun 2 Mart'tan bu yana Lübnan geneline düzenlediği aralıksız bombardıman ve saldırılarda tam 4 bin 335 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.



