Kıbrıs Türkü'nün hafızasından silinmeyen en karanlık günlerden biri olan Taşkent Katliamı'nın acısı, aradan geçen yarım asra rağmen tazeliğini koruyor. Masum sivillerin evlerinden zorla koparılarak kurşuna dizildiği o vahşetin 52'nci yılında şehitler dualarla anılırken, uluslararası kamuoyunun takındığı taraflı tutum bir kez daha yürekleri burktu.
Devletin Zirvesi Taşkent'te Buluştu
Taşkent Şehitler Anıtı'nda düzenlenen anma törenine; KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Başbakan Ünal Üstel, Yüksek Mahkeme Başkanı Bertan Özerdağ, 5'inci Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ve Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri katıldı. Çelenklerin anıta sunulması, saygı duruşu, saygı atışı ve İstiklal Marşı eşliğinde bayrakların göndere çekilmesinin ardından duygu dolu anlar yaşandı.
Şehit ailelerinin gözyaşları tören alanındaki hüznü katladı.
"Kabul Edilemez Bir Çifte Standart"
Törende konuşan Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Avrupa Parlamentosu'nda Kıbrıslı Rum kayıplarla ilgili anıt kararı alınırken Türklerin acılarının yok sayılmasına tepki gösterdi. Bu tutumun kabul edilemez bir çifte standardı ortaya koyduğunu vurgulayan Erhürman, "Avrupa Parlamentosu'nda alınan skandal bir kararla adeta Kıbrıslı Türk kayıplar yok sayılmıştır. Kıbrıs Türk halkının yaşadığı acıların görmezden gelinmesine sessiz kalmayacak, haklarımızı her platformda savunmaya devam edeceğiz" dedi.
Yıllar içinde yapılan itirafların ve Kayıp Şahıslar Komitesi çalışmalarının gerçeği net biçimde ortaya koyduğuna dikkat çekildi.
52 Yıl Önce Yaşanan Vahşetin İtirafları
Tarihler 14 Ağustos 1974'ü gösterdiğinde Rum ve Yunan askerleri, Taşkent, Terazi ve Tatlısu köylerinden 9 yaşından büyük erkekleri esir takası bahanesiyle topladı. Masum 89 Kıbrıslı Türk kurşuna dizilerek toplu mezarlara gömüldü. Kalıntılar ancak DNA testlerinin ardından 15 Ağustos 2014'te inşa edilen şehitliğe defnedilebildi.
Eski EOKA üyesi Andreas Dimitriu'nun Alithia gazetesine yaptığı itiraflar ve eski Rum Dışişleri Bakanı Erato Kozaku-Markullis'in 2016'da bizzat özür dilediği o katliamın belgeleri hafızalardaki yerini koruyor.
Tarihi gerçeklerin üzerinin örtülmesine izin verilmeyeceği bir kez daha vurgulanırken, gözler şimdi Avrupa Parlamentosu'nun bu haklı tepkiler karşısında atacağı adıma çevrilmiş durumda.


