Ateşkes umutlarıyla güne başlayan bölge halkı için hesaplar bir kez daha şaştı. Aylardır kan ve gözyaşının eksik olmadığı Lübnan sınırında, İsrail ordusunun sivil hedeflere yönelik acımasız hava harekatının yankıları sürüyor. Deyr ez-Zahrani ve Ensar beldelerinde 11 masumun can verdiği o korkunç saldırıların ardından, İsrail cephesinden gelen açıklama dünya kamuoyunda şok etkisi yarattı. Beklenen olmadı; Tel Aviv yönetimi geri adım atmak yerine suçu yine karşı tarafa yükledi.
Katliama "Kalkan" Bahanesi
İsrail Başbakanlık Ofisi'nden yapılan açıklamada, ordunun ateşkese rağmen sivilleri hedef aldığı resmen kabul edildi. Ancak açıklamada, ordunun bölgeye sivillerin yerleştirildiğini "saldırıdan sonra öğrendiği" iddia edildi. Kafalar karışık, zira masum sivillerin ölümünü meşrulaştırmaya yönelik bu savunma inandırıcılıktan oldukça uzak bulundu.
Yapılan resmi bilgilendirmede, Hizbullah'ın Rıdvan birlikleri komutanlarından Ali Samir Hasan'ın hedef alındığı öne sürüldü. Hasan'ın ailesini "canlı kalkan" olarak kullanması nedeniyle sivil kayıpların yaşandığı iddia edildi.
Karşılıklı Suçlamalar ve Ağır Bilanço
Tel Aviv, kanlı saldırının gerekçesi olarak Hizbullah'ın ateşkesi ihlal etmesini gösterdi. Açıklamada, İsrail askerlerine yönelik saldırıda 3 askerin ağır yaralandığı ve ordu birliklerinin buna karşılık vermek için havalandığı vurgulandı.
Hizbullah cephesi ise bu iddiaları kesin bir dille reddederek, sivil ölümlerine yol açan bombardımana sert tepki gösterdi.
Bölgede 2 Mart'ta başlayan yoğun işgal ve hava harekatları geride devasa bir yıkım bıraktı.
Lübnan ile İsrail arasında 17 Nisan'da yürürlüğe giren ve defalarca uzatılan ateşkese rağmen tablo giderek ağırlaşıyor. Lübnan hükümeti, bu süreçte yerinden edilenlerin sayısının 1 milyonu aştığını kaydetti. Lübnan Sağlık Bakanlığı ise o korkunç rakamı paylaştı: 2 Mart'tan bu yana devam eden saldırılarda tam 4 bin 335 kişi hayatını kaybetti.


