Son olaylarla halk karşı karşıya gelmekte.
Herkes burnundan solumakta.
Genç bir annenin bebeği ile birlikte linç edilmesi;
merhametsizliğin, sevgisizliğin, düşmanlığın boyutlarını ortaya çıkarmakta.
Travmaya tutulmuş genç annenin, kendime geldiğimde
üzerim idrar kokuyordu cümlesi her birimizin kanını dondurdu.
Kabataş, Beşiktaş, Taksim kurtarılmış bölgeniz olsun.
Hadi biz de hiç çıkmayalım oralara.
Korku kokan insanlar bir daha ayrışsın.
Tıpkı 12 Eylül öncesi olduğu gibi.
Hadi bir kez daha kan gövdeyi götürsün.
Bu kavga bitmez türküleri söylensin.
1905 de yazmış, Tevfik Fikret Tarih-i Kadim i.
Her şeref yapma, her mutluluk piç;
Her şeyin başı, sonu hiç;
Din şehit ister, gök kurban;
Her zaman her yerde kan, kan, kan!
...
Kahramanlık Temeli kan, vahşet;
...
Her zafer bir yıkıntı, bir mezar
...
Yırtılır ey köhne kitap, yarın
Düşüncelerin mezarı olan sahifelerin
...
Bunu bir Yaratıcı yapmaz,
Yaratan yok eder, harap etmez.
İşte en zorlu düşmanın ey Yaratıcı!
Senin karşında seni boğan!
...
İnkâr kokan şiir sürüp gidiyor ama yüz yılı aşkın bir
süredir nesilleri de peşinden sürüklüyor.
Keşke diyorum Amerikalılar o güzel manzara içerisindeki
köşkü, Fikret e hediye etmeseydi.
Belki de minnetinden şair, bütün inancını bırakıp doğaya
tapınmada karar kıldı.
Amerikalıları memnun edecek inkâr kokan bu şiiri kaleme
aldı.
Keşke Amerikalılar Haluk a burs verip yurt dışında
okumasına da yardım etmeselerdi.
Fikret in gözünün bebeği, Sabah Olursa şiirinin
kahramanı oğlu Haluk, sadece Hıristiyan olmakla kalsa iyi.
Bir daha ne babasını aradı.
Ne de memleketini.
Fikret öldüğünde de Amerikalılar sevgili dostlarının
Aşiyan ını satın alıp müze yapmak için kesenin ağzını açtılar.
Belediye bu şeref bize aittir deyip onlardan önce
davrandı.
Tarihte böyle, Rus yanlısı paşalarımız, İngiliz Fransız
muhibbi askerlerimiz, Alman ekolünden fikir adamlarımız.
Avrupa, sanki kendi ülkeleri güllük gülistanlıkmış gibi
bizdeki en ufak kaosa, tuzu benden olsun diye koşmakta.
Fransa da birkaç yıl önce kan gövdeyi götürdü.
Göçmen mahallelerinde halk polisle çatıştı.
Arabalar yakıldı.
Ölenler oldu.
Hiçbir yerden kınamalar olmadı.
Hıristiyanlar, bir Müslüman la karşılaştığında sık sık
barıştan yana mısınız diye sorarlar.
Kendinizi ispat etmek zorundasınızdır.
A, evet tabii bütün dünyada barış olsun diye kendinizi ne
kadar paralasanız da, gözlerinde inanmadığına dair kıvılcımlar görürsünüz.
Irak ı, Somali yi sanki Müslüman bir ülke işgal edip yüz
binlerce insanı katletmiş gibi kendi cinayetlerinin üzerini örterler.
Ülkemizde tekrar kardeş düşmanlığı için sahnelenen
tehlikeli oyun.
Ve içinde yine yabancıların kirli parmağı.
Hep birlikte dileyelim bu oyun bozulsun.
Halk birbirine düşmesin.
Zira barıştan başka şansımız yok.