Seçimler elbette bir yarıştır!

Her yarışın bir kazananı olacağı gibi bir de kaybedenleri olacaktır. Biz kazananları tebrik ediyoruz.

Hem Saadet Partisi çatısı altında Millî Görüş’ü temsil edecek kardeşlerimizi hem de yeniden birinci parti olmayı başaran AKP’li dostlarımızı kutluyoruz.

Ortaya çıkan sonucun vatana ve millete hayırlı olmasını diliyoruz.

Seçim öncesinde yapılan çalışmalar bize birbirlerinden çok farklı programlara sahip muhalefet partilerinin birlikte hareket edebilme başarısını elde ettiklerini gösteriyor.

Bu çalışmaları önemsiyoruz.

Ve diyoruz ki:

“Keşke benzer çalışmaları tüm partiler yapabilse!”

Çünkü ülke meselelerinin çözümü konusunda birbirlerinden çok farklı düşünceleri olan siyasi partilerin “asgari müştereklerde” buluşabilmeleri çok önemli bir olay!

Farklı görüşler taşıyanların birbirlerini “dışlama” yerine “anlamaya” çalışmalarından daha iyi ne olabilir?             

Nitekim seçim öncesinde benzer gelişmeler yaşandı.

Dünya görüşleri birbirlerine hiç benzemeyen kişilerin bir çatı altında seçime girdiklerini gördük.

Evet, siyasi partilerin birbirlerini “dışlama” yerine “anlamaya” çalışmaları halinde ülkenin önündeki birçok problemin kendiliğinden çözüme kavuşacağını söylemek hayalperestlik olmasa gerek!

Yani siyasi faaliyetleri “gerilimler” üzerine oturtmak yerine “hoşgörü iklimine” taşımak çok daha yararlı olabilir.

Seçim öncesinde nasıl muhalefet partileri anlaşabilmişse!

Seçim öncesinde nasıl birbirine taban tabana zıt görünenler bir çatı altında siyaset yapma imkânı bulabilmişse!

Bu “hoşgörü iklimi” seçim sonrasında da sürdürülebilmeli ve yersiz gerilimlerin ortaya çıkmasına fırsat verilmemelidir.

Seçimde yaşanan hoşgörü iklimi sürdürülmelidir.

Yani asıl kazanan hoşgörü olmalıdır.