Son günlerde ülkemizde yaşanan bir büyük yolsuzluk olayına pek çok ünlü ismin şu veya bu şekilde karıştığı görülüyor!
Olayın bir numaralı faili ise son derece pişkin!
Yapılan yolsuzluğun herhangi bir şeyi çalma olayı olmadığını ileri sürerek yaptığı işin ödünç alma olduğunu iddia ediyor.
Bunun adının da olsa olsa usulsüzlük olabileceğini söylüyor.
Olayın bir numaralı faili pişkinlikte sınır tanımıyor.
Kendisine tuzak kurulduğunu ifade ederek operasyon bir gün sonra yapılacak olsa ödünç alınan(!) paranın yerine konulduğunun görüleceğini ama bunu bilenlerin ellerini çabuk tutarak kendisini gözaltına almak böyle davrandıklarını ileri sürüyor.
Bu sözler bizi hayretten hayrete düşürüyor.
Ve bir yardım kuruluşuna ait paralar çeşitli bahis oyunlarında har vurup harman savruluyor!
Ve böyle bir yolsuzluğu nasıl yaparsın diye sorulunca da bu yolsuzluk değil usulsüzlüktür cevabı veriliyor.
Söz konusu paranın çalınmadığını ödünç olarak bir bakıma borç olarak alındığını savunuyor.
Böyle bir mazeret hukukta geçerli sayılacak olursa yani geçer akçe halini alırsa tüm yolsuzluk yapanlara gün doğdu denilebilir.
Herkes çaldığı malı ödünç olarak aldığını iddia ederek vakti saati geldiğinde yerine geri koyacağını dile getirebilir.
Olayın bir numaralı faili ne kadar pişkinse kendisini yakından tanıyan isimler de bir o kadar pişkin.
Verdikleri ifadelerde olayın bir numaralı failini neredeyse bizim kadar bile tanımadıklarını beyan ediyorlar.
Hiç görmedim diyorlar.
Hiç tanışmadık diyorlar.
Hiç konuşmadık diyorlar.
Böyle iddialı açıklamaların ardından belki bir sefer telefonda görüşmüş olabiliriz gibi ifadelerle gerçeği ortaya koyuyorlar.
Evet, son günlerde bir yardım kuruluşunda yaşanmış olan yolsuzluk olayı sokaktaki vatandaşın bu tür kuruluşlara olan güvenini bir kez daha derinden sarsmış bulunuyor.
İnsanlar deprem felaketinde zor günler yaşamaya başlayan insanlar için gönderdikleri yardımların çeşitli bahis oyunlarında kullanılmış olmasından fevkalade rahatsızlar.