Çocuk bir ay önce yedinci yaş gününü kutladı. Kendisinden
bir yaş küçük bir de kardeşi var. Aile çocuğun doğumundan bir ay önce
İstanbul a taşınmış ve baba bir konfeksiyon atölyesinde işe başlamış. Anne ise
küçük kız okula başladıktan sonra markette çalışmaya başlamış. O da her anne
gibi her şey iki çocuğum için diyor.
Hanımlar çay sohbeti için bir araya geldiklerinde bütün
gözler çocuğa çevriliyor ve ardı sıra övgüler geliyor. Hanımlar çaylarını
yudumlarken ne kadar güzel kızınız var, ailede renkli gözlü var mı, diğer
çocuğunuz ablasına hiç benzemiyor, aralarında sorun oluyor mu gibi ifadelerle
çocuğa odaklanıyor ve onu analiz etmeye başlıyorlar. Çocuk eski deyimle aklı erdiği
günden beri güzelliğinin farkında, konu komşu ve yakınlar her karşılaşmada söze
başlamadan önce çocuğun güzelliğini dillendiriyor ve övgüler yağdırıyorlar.
Çocuk artık diğer çocuklardan daha farklı ve daha özel olduğuna inanıyor.
Kardeşini sürekli itip kakıyor ve onunla eşit haklara sahip olduğuna inanmıyor.
Çocuk kardeşini küçümsüyor, onu arkadaşlarının yanında eleştirmekten
hoşlanıyor.
Anadolu dan İstanbul a gelen ve ilk günler şehre uyum
sağlamakta zorlanan anne, kızına yönelen övgülerden fazlasıyla hoşnut oluyor.
Artık kompleks duymuyor, dünyalar güzeli bir çocuğa sahip olmanın kendisine
ayrıcalık kazandırdığına inanıyor. Kadın bir topluma girdiğinde hemen cebinden
küçük kızın fotoğrafını çıkarıyor ve bakın bu kızımın fotoğrafı diye
gösteriyor. Kadınlar fotoğraf hakkında yorum yapmaya devam ederken anne
kasılıyor ve kız üzerinden besleniyor.
Anne, bir kadın için para ve mevkiden sonra en geçerli
akçenin güzellik olduğunu düşünüyor ve küçük kızın güzelliğinin bütün aile için
avantaj olabileceğine inanıyor. Şimdiden onu ajanslara yazdırmayı ve gelecekte
iyi bir oyuncu olması için önünü açmayı düşünüyor. Fakat bu durum hep böyle
devam etmiyor. Çocuk bu ayrıcalığın kendini çok özel kıldığını düşünüp okulda
uyumsuzluk göstermeye başlıyor. Anne çocuğu psikiyatriste götürmekten başka
çare bulamıyor. Tedavi uzun süre devam ediyor fakat anne istediği neticeyi
alamıyor. Anne kızını kurtarabilmek için çarelere aramaya başlıyor.
Kız lise son sınıfa kadar belli aralıklarla yardım almaya
devam ediyor. Fakat üniversite sınavına hazırlanırken karar değiştirip evden
kaçıyor. Aile bütün imkânlarını seferber edip çocuklarının peşine düşüyorlar
fakat ulaşamıyorlar. Aradan üç yıl geçiyor, bir gün aileye bir telefon geliyor.
Uzun süredir kızlarına ulaşamayan aile kızlarının uyuşturucu komasından vefat
ettiğini öğreniyorlar. Anne çocuğunu kurtarabilmek için kanatlarını sonuna
kadar açıyor fakat çocuk dipsiz bir kuyuya batıyor ve hayatına genç yaşta veda
ediyor. Anne ise geç de olsa hatasının farkına varıyor ve asıl suçlu kendisinin
olduğunu itiraf ediyor. Fakat artık çok geç!