Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
Sosyal güvenlik temel bir insan hakkıdır. İnsan yeryüzüne; burada geçireceği ömür süresince, ihtiyaçlarını karşılayabilecek imkânlar, yetenekler, toprak, hava, su ve güneş gibi nimetler sunularak gönderilmiştir. Nimetler tüm insanlar için yaratılmıştır. İnsan bu nimetlerden emeğini ve yeteneklerini kullanarak yararlanmaya ve ihtiyaçlarını karşılamaya çalışır. Bu imkânlardan yararlanamayan işsiz, fakir, yoksul, düşkün kimselerin sosyal güvenlikten pay almaları ve yeterince faydalanabilmeleri gerekir. Bu payın adil dağıtılması; Milli Görüş’ün sosyal güvenlik anlayışının temel dayanağıdır. İnsani amaçlarla yardım yapmak, bağışta bulunmak, bireyin hakları arasında olup sosyal güvenliğin önemli unsurlarındandır ve teşvik edilmelidir. Ayrıca bireysel ve kamusal alan dışında, sosyal güvenliği ilgilendiren çok geniş bir sivil alan bulunmaktadır. İnsanlar gerek dernek kurarak ve gerekse tarihimize damgasını vuran vakıf müessesesi aracılığı ile sosyal güvenlik hizmetine katılmışlardır ve günümüzde de katılmaktadırlar. Bu çalışmalara, çeşitli bahanelerle engel çıkarılmamalıdır. Çünkü bütün bu organize faaliyetler, bireylerin ve toplumun sağlıklı bir şekilde gelişmesine hizmet edecektir. Bu organizasyonların en üst düzeyde olanı şüphesiz ki devlettir. Devletin temel meşruiyet dayanağı, insan haklarının korunması ve elde edilir olmasını sağlamak olduğundan, sosyal güvenliğin tesis ve temini de devletin asli görevleri arasındadır. Bir ülkede sosyal güvenliği kâmil manada işler hale getirebilmek için, önce temel hak ve özgürlüklerin teminat altına alınması gerekir.
AİLE
Sosyal güvenliğin görünmez bir kısmı vardır ki, o da milletimizin kültüründen ve inancından beslenen aile yapımızdır. Yıllardır eğitim sistemimiz milli ve manevi değerlerimizden uzak bir aile modelini özendirmeye gayret etmiştir. Buna karşı direnen milli aile yapımız, yaşlısına, engellisine, yoksuluna sahip çıkmakta, aile fertleri arasında diğer toplumları kıskandıracak düzeyde bir dayanışma ve yardımlaşma sergilemekte, beceriksiz hükümetler eliyle sık sık düşürüldüğü ekonomik krizlerin oluşturduğu sosyal patlamaları sinesinde söndürebilmektedir. Bu milli aile yapısı, benzer yardımlaşma ve dayanışmayı komşuluk ilişkilerinde de göstermektedir. Belirttiğimiz bu inanç ve kültür yapımızın, kurmak zorunda olduğumuz sosyal güvenliğin sigortası olduğu unutulmamalıdır. Tarihimizde vakıflarla temayüz eden bu yapımızı göz bebeğimiz gibi korumalı ve gelişmesi için elimizden geleni yapmalıyız. Çünkü kurulan sistemler her an krize girebilir, çökebilir. Bugün çok güçlü ekonomilere sahip olan ülkeler bile sosyal güvenlik sistemlerini çalıştırmada zorlanmaktadırlar. Bu durum vakıfların ne kadar önemli olduğunun açık bir göstergesidir. Fert ve toplumun sürdürülebilir bir yaşam için geçim, barınma, sağlık ve eğitim giderlerini karşılayacak bir sosyal güvenliğe sahip olma hakkı vardır.
Bu alanlarda ve eğitimin her kademesinde, sosyal güvenlikten yararlanmak için kamusal desteğe ihtiyacı olan herkese doğrudan destek yapılmalıdır. Sosyal güvenlik konusu, fert ve toplumun dünya ve ahiret saadetini sağlayacak şekilde çözüme kavuşturulması, temeli sevgi ve şefkat olan Milli Görüş zihniyeti ile mümkündür. Şayet Milli Görüş’ün tek temsilcisi Saadet Partisi iktidar olursa, bir “Sosyal Güvenlik Yüksek Kurulu” oluşturulacak ve bu kurulda kamu ve sivil toplum kuruluşları yer alacaktır. “Sosyal Güvenlik Yüksek Kurulu”nun en önemli ve öncelikli görevi; bütün yurt sathındaki muhtaç ve düşkünleri, mahalli şartları yakinen tanıyan, güvenilir görevlilerin yardımıyla tespit etmek ve bunların insanca yaşamaları için gerekli imkânları temin etmek olacaktır. Böylece 85 milyonluk Türkiye’de, aç açık tek bir kimse kalmayacaktır.
EVLİLİK
Evlilik konusu da bir sosyal güvenlik meselesidir. Evlilik çağına gelen her erkek ve kadının evlenme ve aile kurma hakkı ve görevi vardır. Evlilik akdi ancak kadın ve erkeğin serbest ve tam rızası ile yapılır. Evlilik akdi ile kurulan aile kurumu, toplumun doğal ve temel unsurudur. İnancımıza ve milli kültürümüze göre evlilik ve aile, fert ve toplum saadetinin temel taşıdır. Bu sebepten dolayı, toplum ve devlet; evliliği teşvik etmek ve aileyi korumakla mükelleftir.
Bu inanışın aksine olan uygulamalar, yıkıcı tahrik ve teşvikler, fert ve toplumun helak olmasına sebep olur. Nesil emniyetini tehdit eden kötülükler, yıkıcı tahrik ve teşvikler insan hakları ve hukuk çevresi içerisinde önlenmelidir. Geçmişle gelecek arasında köprü olan evlilik ve aile, inanç ve kültürümüzün, kimlik ve kişiliğimizin oluşması ve yaşatılmasında en etkili kurumdur. Evliliğin ve ailenin korunması, bölünmemesi ve geliştirilmesi konusu, ülke güvenliğinin esasıdır. Bu nedenle sosyal ve ekonomik politikalarının şekillenmesinde temel unsur, evlilik ve aile olmalıdır. Evliliği ve aile kurumunu önceleyerek sosyal ve ekonomik hayatı, adil bir şekilde düzene koymak, hakkı üstün tutan bir zihniyetle mümkündür. Bu zihniyet bütün unsurlarıyla Milli Görüş zihniyetidir. Allah’ın inayetiyle Milli Görüş iktidarında evlilik ve aile kurumu her yönü ile teşvik edilecek ve desteklenecektir. İnsanın yaratılmış olduğu fıtrat bunu gerektirir.
BATILILAŞMA
Batılılaşma ve modern cehalete dönüşle beraber gelen çarpık kentleşme ve değişen gündelik yaşam, etkisini en çok aile kurumu üzerinde göstermiştir. Bugün gelişmiş Batılı toplumların en başta gelen sosyal problemleri, ailenin parçalanması, insanların büyük kısmının yalnız yaşamak zorunda kalması, güvensizlik ve yalnızlığın getirdiği ruhsal rahatsızlıklar, şiddet ve intihar eğilimleri, alkol ve madde bağımlılığı ve nüfusun gittikçe azalması gibi sorunlardır. Muharref kitaplara dayanan medeniyetlerin temeli, yanlış, hatalı ve yetersiz olduğu için, Batı, ailenin korunması görevini yerine getirememektedir. Ailenin korunması, bütün tarihin ispat ettiği gibi, ancak milletimizin benimsediği Milli Görüş’ün esas alınmasıyla mümkündür. Selam hidayete tabi olanlara…