Türkiye ciddi bir güvenlik sorunu ile karşı karşıya.
Silahlı terörün gözü dönmüş durumda. Patlamalar, saldırılar, çatışmalar, yol
kesmeler Şehit olan asker ve polisler Feryat eden anne babalar Kanla
beslenen bazı sözde siyasiler (!) İçine ateş düşen aileler Yetim kalan
yavrular
Peki, halk kan ağlarken yöneticilerimiz ne yapıyor
Çözüme mi kilitlendiler (!) dersiniz Halkın seçerek sorunlarını emanet ettiği
milletvekilleri nelerle meşgul
Seçimin üzerinden 2 aydan fazla bir zaman geçti. Hâlâ
hükümet kurulabilmiş değil. Seçilenler, bir an önce işe koyulup millete hizmet
etme zevkini tatmaya başlayacakları yerde, yeni bir seçimde durumlarını
kurtarma hesabındalar.
AKP ve CHP, koalisyon çalışmalarına başladıkları günlerde
Deniz Baykal basına bir haber uçurdu: Kasımda seçim var, gördükleriniz
tiyatro.
Davutoğlu ve Kılıçdaroğlu durur mu Onlar da
teşkilatlarına haber saldılar: Erken seçime hazır olun!
AKP, milletvekillerini araziye gönderiyor. Halkın nabzını
tutuyor, yeni bir seçim için seçmenin gönlünü almaya çalışıyor. Belediyelerin
iş makineleri ise halkın göreceği yerlere konuldu.
Bazı siyasiler, şerefsiz söylemi üzerinden birbirlerine
hakaretler yağdırıyorlar. Mustafa Kamalak, Türkiye nin geçmekte olduğu bu
hassas süreçte sürdürülen gerilim üslubu konusunda uyarıyor: Şerefsiz sözü
üzerinden yapılan ağız dalaşı asla ve asla kabul edilemez. Bu durum en az terör
kadar tehlikelidir.
TEMEL SORUNUMUZ GÜVENLİK
Erbakan Hoca nın sorumluluk şuuru ve milletimize hizmet
etme heyecanına çoğumuz şahit olduk. O, Biz gelecek seçimler için değil,
gelecek nesiller için çalışıyoruz diyordu.
Terör, son 30 senedir Türkiye nin güvenliğini tehdit eden
önemli bir sorun. Bu süre içinde en ciddi ve isabetli çözüm teklifi Milli Görüş
partilerinden geldi.
Refah Partisi 1991 ve 1994 te terörün sonlandırılması
için 2 ayrı rapor hazırladı. Saadet Partisi de 2009 da ihtisas komisyonları
kurarak Teröre Karşı Gönüllü Birliktelik ve Kardeşlik başlıklı başka bir
raporu kamuoyuna sundu. 4. 8. 2015 günü bölge illerinden gelen temsilcilerden
oluşan bir ihtisas komisyonu kurarak yeni bir çalışma daha başlattı.
Milli Görüş partileri hak, adalet, kardeşlik gibi
değerler üzerinden bir çözüm yolu ortaya koyuyorlar. Bölgede, İslam faktörü
dikkate alınmadan çözümün olamayacağını vurguluyorlar. Farklı etnik kökene
mensup vatandaşlara adil davranılmasını, Adil bir düzen kurulmasını teklif
ediyor ve bu iş için canla başla çalışıyorlar.
Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak,
Türkiye deki güvenlik probleminin çözülmesi için başlattıkları çalışmayı 5. 8.
2015 günü bir basın toplantısıyla kamuoyuna duyurdu: Siyaset kan üzerinden
dizayn edilmeye çalışılıyor. Bu yanlıştan derhal vazgeçilmelidir. Çözümde
buluşmayanlar cenazede buluşmaya devam edeceklerdir.
Medya, siyasilerin ağız dalaşını sayfa ve ekranlarına
taşırken; Saadet Partisi nin problemlerimize reçete olacak çalışmalarını gözden
kaçırmaya çalışıyor. Oldukça düşündürücü değil mi
ADİL BİR YÖNETİM GEREKLİ
İnsan vicdanının zulüm ve haksızlığı kabullenemeyen bir
özelliği var. Hakça adil bir uygulama ise, insan kalbinin derinliklerine kadar
işleyen bir memnuniyet oluşturur. Bütün dünya, Osmanlı nın adaletine bu yüzden
hayranlık duyuyor. Çünkü Adalet mülkün temeli.
Hükümet, hangi ırk ve mezhebe mensup olursa olsun, bütün
vatandaşlarına adil davranmak zorunda! Bugün terörün yaygınlaşmasında; Doğu ve
Güneydoğu daki köylerin boşaltılması, Diyarbakır Cezaevi ndeki insanlara dışkı
yedirilmesi, ırkından dolayı vatandaşın aşağılanması gibi olayların rolü hiç de
az değildir.
Terör ve Türkiye nin güvenlik probleminin çözümü için
insanca, hakça adil bir yönetime ihtiyaç var. Hükümetler dürüst, güvenilir ve
her türlü şaibeden uzak olmalıdır. Problemler mutlaka hukuki zeminde ele
alınmalıdır.
Doğu ve Güneydoğu daki halk ile terörü aynı kefeye koymak
yanlışların en büyüğü! Devlet yetkilileri peşin hükümle haddi aşan tavırlardan uzak
durmalıdır. Terörle mücadele bir ırkla mücadeleye dönüştürülmemelidir.
Terör dış kaynaklıdır. Abdullah Öcalan ın Avni Özgürel e
verdiği bir mülakatta Terörü bitirmek isteyeni bitirirler (Radikal, 27. 10.
2003) dediği unutulmamalıdır. Türkiye yi bölmek isteyenlerin ağzına bakarak
birbirimizle mücadeleye girişmek ancak düşmanlarımızı sevindirir.
Biz bir aileyiz, bir bütünüz. Allah korusun, birimizi
bitirirlerse sıranın diğerine geleceğini bilmeliyiz. Biz, ölsek de, kalsak da
beraberiz. Bizi birbirimize bağlayan en güçlü harç İslam dır. Yöneticiler,
İslam kardeşliğinin dışında bir çözüme yönelirlerse, bu hem zaman kaybı, hem de
çözümsüzlük olur.