Baskın seçim kararı ile başlayan sürecin bugün finalini yapıyoruz. Türkiye sandık başına gidiyor ve geleceğini doğrudan etkileyecek olan kararı verecek. Yani bugün artık siyasiler susacak, millet konuşacak. Bu vesile ile şimdiden çıkacak sonuçların ülkemizin, milletimizin birliğine, beraberliğine, kardeşliğine vesile olmasını diliyorum. Kamplaşmanın, kutuplaşmanın ortadan kalktığı, insanlarımızın asgari müştereklerde gönül huzuruyla buluşabildiği, siyasetin yeniden güven iklimine dönüştüğü bir ortamın oluşmasını temenni ediyorum. Şunları unutmayalım ve bir kenara not edelim. 25 Haziran itibarıyla hayat devam edecek ve sonuçlar ne kazananlar ne de kaybedenler için bir son olmayacak. Ayrıca şunları da ifade etmemizde fayda var.

1-         Seçimler savaş meydanı, siyasi partiler de birbirinin düşmanı değillerdir.

2-         Siyaset şahsi hesaplaşma alanı değil, millete hizmet etme mecrasıdır.

3-         Türkiye’nin kaderi bir siyasi partiyle başlamadı, onunla da bitmez.

4-         Hiç kimse vazgeçilmez değildir. Nice siyasi kişilikler geldi geçti. Türkiye her sıkıntıyı aşabilecek bilgi, birikim, insan kaynağı ve altyapıya sahiptir.

5-         Türkiye sıradan bir ülke değildir. Bu millet Selçuklu ve Osmanlı tecrübesinin bugüne taşıdığı, aklıyla, duruşuyla geleceği kuşanacak tarih sahnesinin en önemli devletlerindendir.

6-         Türkiye bütün farklılıklarıyla bir bütündür. Etnik ve mezhepsel farklılıklar ayrışma değil, birlikte gelecek inşa edebilmek için en önemli zenginliklerimizdendir.

7-         İnsanlarımızı ortak değerler üzerinden ayrıştırmak, bu millete yapılabilecek en büyük kötülüktür.

8-         Türkiye üretmek ve insanlarına yeni iş sahaları açmak zorundadır. Böylesine önemli bir coğrafyada yaşayabilmek ancak kendi ayakları üzerinde durabilmekle olur.

9-         Temel gıda maddelerinde bile dışa bağımlı hale gelmek bu ülkenin milli güvenliğini ateşe atmaktır.

10-       Türkiye borç sarmalıyla geleceğini güven içinde inşa edemez. Sıcak para destekli ekonomik model günü kurtarmak ve bu toprakları ipotek altına sokmak anlamını taşır.

11-       Adı sivil, kendileri göbekten iktidarlara bağlı her STK’nın ömrü o iktidarlarla sınırlı olur.

12-       İç göç durdurulmalı ve batıdaki nüfus yoğunluğu mutlaka azaltılmalıdır.

13-       Devlet özel sektörün girmek istemediği alanlarda öncülük yapmalıdır. Kapitalist liberal ekonomik model bu ülkeyi dışarıya mecbur hale getirir. Bu da operasyonlara açık olmak demektir.

Seçimlerin tekrar hayırlı sonuçlar getirmesini, siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel açıdan içinde bulunduğumuz kısır döngüden çıkmamıza vesile olmasını diliyorum.

Bugün artık söz millette.

Görelim Mevla neyler, neylerse güzel eyler.