Siyaset olgusunun doğal, hatta zorunlu bir gereği olarak siyasi parti kavramının tanımlanması, dolayısıyla kavranması kolay görünmektedir. Bu kavrayışı destekleyen, başta Anayasa olmak üzere Siyasi Partiler Kanunu ve ilgili düzenlemeler içinde çeşitli maddeler, ilkeler ve hükümler bulunmaktadır. Sözgelimi Anayasa’nın 68. maddesinin 2. fıkrasında, “Siyasi partiler, demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır” hükmü genel bir ilke şeklinde anlaşılır bir bakıma. Ancak, böyle bir anlayışa varabilmek için siyaset olgusundan başlayarak “demokratik siyaset”, “siyasi parti” kavramlarının lehinde ve aleyhinde ileri sürülmüş kuramlara, görüşlere, tartışmalara, eleştirilere bakmak gereği de söz konusudur. Kuşkusuz, siyaset olgusu üzerine ortaya konulmuş kuramlardan, görüşlerden, tartışma ve eleştirilerden bağımsız, bu olgular ve kavramlar hakkında yeterli, mantıklı, ikna edici değerlendirmelere, yargılara, yorumlara ulaşmak pek öyle kolay olmayacaktır. Bunun doğal olduğunu söylemeye bile gerek yoktur.

Öte yandan, genel anlayış ve oluşmuş kültürel birikim bakımından, insan ve toplumu etkileyen değerleri, bir yönüyle göz önüne alma gereği de vardır. Batı kültür ve uygarlığında bu ve benzer olguların ve kavramların ortaya çıkışları, bunlar üzerindeki tartışmaların uzunca sayılacak bir tarihinden söz edilebilir. Ulaştığı sonuçlar Batılı toplumlar bakımından, her ne kadar tartışmalar yapılagelmekteyse de, sonuç itibariyle, birey olarak insan ve toplum açısından bir anlamı, işlevi, önem ve gereği vardır. Genel olarak da, temel olgular ve ilkeler bakımından belirgin uzlaşmalardan söz edilebilir.

Bizde, başta siyaset olgusu olmak üzere, onunla doğrudan veya dolaylı bir şekilde bağlantılı olgular, kavramlar, ilkeler, dolayısıyla kurumlar bakımından, yerine göre derin ayrımlar, farklılıklar varlıklarını ve etkilerini sürdürmektedirler.

Ne var ki, gerek söz konusu olgular, gerekse kavramlar ve ilkeler, belirli bir düşünce sistematiğine göre ele alınıp tartışılamadığı, eleştirilemediği ve yorumlanamadığı için, kaçınılmaz olarak çelişkiler, tutarsızlıklar, birbirini yok saymalar ortaya çıkmaktadır. En ilgi çekici, dikkatleri toplayıcı olgular ve alanlar ister istemez öne çıkmaktadır. Köken ve etnik, inanç ve ideoloji benzeri olgular ve alanlar kolayca kullanılabilinmektedir. Bütün bunlara rağmen, insanlarımızda ve toplumumuzda hâlâ canlılığını koruyup sürdüren kültürel değerler, köktenci çatışmaları, çekişmeleri, sürtüşmeleri belli bir sınırda tutabilmektedir. Ancak, bu durum dengeli bir dikkati ve ince ve ayrıntılı bir özeni gerektirmektedir. Adeta bıçak sırtı bir siyaset ve parti anlayış ve uygulaması görüntüsü verilmeye de çalışılmaktadır. Bunun toplumsal temellerinin, sanıldığının aksine bulunmadığı düşünülebilir. Her ne kadar ileri sürülen söylemler, bunları destekleyici gibi sunulan eylemler söz konusu edilmeye uğraşılsa da, böyledir.

Sözgelimi, bugün oluşturulmaya çalışılan, farklı program, görüş, yönetim ve bunların uygulanmalarını savunan siyasi partilerin, mesela demokrasi, özgürlük, kamu, kalkınma, paylaşım gibi konular temelinde uzlaşım sağladıkları görülmektedir. Giderek, insanlar ve toplumun belli kesimlerince bu uzlaşıma destek vermeye başladıkları tespiti yapılabilmektedir. Kuşkusuz, bu gelişmelerin köklü bir toplumsallığa kavuştuğunu ileri sürmek, buna dayanarak değerlendirmelerde bulunmak acele verilmiş bir değerlendirme ve yargı olabilir.

Bununla birlikte, siyaset ve parti olgularını, gerçekte önem kazandığı iyice belirginleşen bir seçim sürecinde, göreceli de olsa değerlendirmek gerekmektedir. Devletin iktidar erkini ele geçirmiş bir siyasi partinin, hem siyaset hem de parti olgu ve kavramları bağlamında kuşkulu bir konum sergiler hale düşmesi değerlendirmeyi zorunlu kılmaktadır. Çünkü iktidar erkinin kullanılması, kamu yararı başta olmak üzere, devlet, siyaset, parti, bunların konumlarını ve işlevlerini yerine göre belirleyen temel insan hak ve özgürlükleri olmak üzere, adalet, kalkınma, paylaşım gibi uygulama edimlerini doğrudan ilgilendirmektedir. Uygulamalar ise, kamu kaynaklarının keyfi bir biçimde belirli kişilere ve kesimlere sunulduğunu göstermektedir.

Bu bile siyaset ve parti kavramlarının yeniden gözden geçirilmesi gereğini söylemektedir.