Allah (cc), insanları hür ve özgür yaratmışken ne yazık ki insanlar buna müsaade etmiyor. Ne büyük bir acı. İnsanların diğerleri üzerinde hâkimiyet kurma çabası, diğerlerinin de kendileri gibi düşünme arzuları, farklı düşünce ve fikirlere olan tahammülsüzlük, geri kalmış toplumların en belirgin özelliklerinden biri olsa gerek. Hâlbuki insanlar kendi hür iradeleri doğrultusunda düşünüp örgütlenebilmeli, istedikleri tercihlerde bulunup karar verebilmeli, arzu ettikleri hayatı yaşayabilmelidir. Tabii ki diğerlerinin hakkını koruyup gözeterek, asgari düzeyde ahlâkî seviyeyi koruyarak.

Yaklaşan genel seçimleri de bu anlayış merkezinde değerlendirmekte fayda var. Mevcut hukuk sistemimiz, siyasal alanda yapılacak çalışmaların, parti kurma şartlarının, seçme ve seçilme haklarının, milletvekili olma şartlarının sınırlarını belirlemişken, bu şartları yerine getirerek siyaset yapan kişi ve kuruluşları hedef alarak siyasal propaganda çalışmalarını planlamak ve yönetmek, en hafif ifade ile kötü niyetli olmaktır. Birtakım dini ve milli konular üzerinden istismar yaparak, seçmen tercihlerini maniple etmeye çalışmak başka ne şekilde izah edilebilir ki? En son yapılan yerel seçimleri hatırlarsanız, büyük şehirlerin çoğunu Millet İttifakı kazanmasına rağmen karşıt söylemin hiç de akılcı ve doğru olmadığını hepimiz gördük ve yaşadık. Mesela, “İstanbul düşerse Mekke düşer” diye bir propaganda vardı. İstanbul’u Millet İttifakı aldı, Mekke de yerinde duruyor elhamdülillah. Buna benzer onlarca örnek sayılabilir. Kısaca ifade etmek gerekirse, tarihi şanlı zaferlerle dolu koca bir milletin ve cennet vatanımızın geleceğini herhangi bir partinin kaderine bağlamak akıl ve mantıktan yoksun, kuru, basit ve sığ bir söylemdir.

Şimdi bir genel seçim daha yapılacak. Milletimiz seçme hakkını kullanarak, kendi hür iradesi ile sandık başına gidecek ve kim kazanırsa kazansın ülkemiz ve milletimiz var olmaya devam edecek. Mevcut iktidar kazanırsa aşağı yukarı ne olacağı bellidir, zira şimdiye kadar yapılanlar gelecekte başımıza neler gelebileceğini tahmin etmemiz için fazlasıyla yeterlidir. Muhalefet kazanırsa öncelikle mevcut iktidar değişmiş olacak ve değişim genelde iyi ve faydalıdır. Mesela Türk Lirası’nı baz alırsak, iktidar değişiminde daha kötüsünün değil, daha iyisinin olması kuvvetle muhtemeldir. En dibi görmüş bir para birimine kimse daha fazla zarar veremez. Dünya üzerinde mevcut ülkelerin iktidarları değişir, yöneticiler, başkanlar, bakanlar değişir ve ülkeler var olmaya devam eder. Elbette her iktidar “biz gidersek” ile başlayan korku cümleleri kuracaktır ama emin olun, dünya bundan önce de ne gidenleri ne göçenleri gördü ama ülkeler var olmaya devam etti. Hatta bazen gidenler sayesinde toplumlar daha fazla huzur ve refaha kavuştu.

Bu seçimde mevcut iktidar değişebilir. Yerine gelecek iktidar da zamanı geldiğinde değişecektir. Türkiye Cumhuriyeti sadece iktidarın değil, muhalefetin de tapulu malı değildir. Asıl olan necip milletimizin, asıl güç sahibinin bizzat kendisi olduğunu bilmesinden ibarettir. Mevcut iktidar elbette gidecektir. Yerine gelen iktidar da yanlış kararlar alıp hatalar yaptığında, verdiği sözleri tutmadığında muhakkak onlar da gidecektir. Bu değişim ve dönüşümü bilerek, farkında olarak hayatımıza devam etmek zorundayız.

Hiç korkmayın, endişe etmeyin, rahat olun ve huzur içinde inandığınız kişi ve partiye oyunuzu kullanın. Rabbimizin sizi özgür yarattığını unutmayın. Kimsenin kölesi değilsiniz ve bizim geleceğimiz hiçbir kişi ya da kurumun ipoteği altında da değildir. Biz millet olarak güçlüyüz, birlikte olursak, çalışır, üretirsek kazanırız. Birilerine destek vermedik diye, ne istikbal problemi yaşarız, ne Mekke ne Medine ne de Kudüs düşer, ne ezan susar ne de bayrak iner. Ne diyorduk, “zafer inananlarındır ve zafer yakındır” Allah’ın izniyle.