Merhum Ahmet Şahin… Saadet Partisi Amasya/Merzifon İlçe Başkanı’ydı.
TSK bünyesinde yıllarca görev yaptı. Emekli askerdi.
1961 Merzifon doğumlu ve 4 çocuk babasıydı.
Geçtiğimiz günlerde rahmet-i Rahman’a kavuştu.
Zaman zaman arar, farklı konularda görüşlerini aktarırdı. Son olarak kısa süre önce vefat eden Saadet Partisi Amasya İl Başkanı merhum Ahmet Necati Cevher hakkında düşüncelerini anlatmıştı.
Burada çok kez bu görüşlerini aktardım. Özellikle tarım ve hayvancılık alanında çok çarpıcı tespitleri vardı. Bu görüşlerinden bir kısmını rahmete vesile olması temennisiyle burada paylaşmak istiyorum;
* “Ahırında bin bir umutla, çileyle malını beslemiş yemciye, samancıya, bakkala, çevreye kurbanlıklarını satınca vermek şartı ile borçlanma yapan besici, malını satamayacak, borçlarını ödeyemeyecekse, alacaklılar alacağını alamazlarsa, bunun için çare ve çözüm nedir?”
* “Tarım kredi görevlilerince farklı devletlerden damızlık hayvan ithal ediliyor, o halde bu dişi mallar önce yerli üreticiden bedeli -hatta fazlası- verilerek neden alınmadı, hâlâ da niçin alınmıyor?”
* “Besiciler asla mağdur edilip küstürülmemeli, alacak verecek meselesi yüzünden itibarları ile oynanmamalı!”
* “Üretim yapanı ürettiğine bin pişman eden politikalar derhal durdurulsun, teşvikler ciddi yapılsın!”
* “Köylü besici gençler evlenemiyor, kimse köye köylüye kız vermiyor, gençler de köylerde kalmıyorlar. Bunun için de devlet acil çözüm üretmeli bu konuda.”
* “Kapımız, gelen tüm partilere, sivil toplum kuruluşlarına açıktır. Görüşme talep eden tüm nezaket sahibi kimselerle görüşüp fikir alışverişi yapar, yıllardan beri Hak üzere savunduğumuz ve geldiğimiz süreçte hiç yanılmadığımız bu duruşumuzla misafirlerimizi ağırlar ve uğurlarız.”
* “Biz siyaset değil; milli değerlerimizi, inançlarımızı kollayarak, cihat niyetiyle tüm İslâm âlemi için çalışmalarımızı yapıyoruz.”
* “Çaresizlik çare olamaz! Çare ve çözüm Saadet Partisi’nde. Saygı ve sevgilerimle…”
***
Ahmet Şahin’e rahmet diliyorum. Mekânı cennet olsun. Peygamber Efendimize (S.A.V.) komşu olsun. Âmin.

ANLAYANA SİVRİSİNEK
ah dünya
ne zalim sevgilisin sen ah ne hain
ne bir yol uğratan ne de yol veren
umduğum dağlar gibisin
karlar yağan ve yığan kapıma
her an ihanet edebilirsin
ah o kadar vefalıyım ben oysa
ölürüm de vazgeçmem ben senden
Selami Güder
[email protected]

MİLADİ YILBAŞI KUTLAMALARI DİNİMİZDE HARAMDIR! (1)

Muhammed Gürler… 78 yaşında… İmam-hatip emeklisi… 10 yıl kadar Almanya Millî Görüş’te hizmetlerde bulundu. Yarım asırdan bu yana Millî Gazete’yi satır satır okuyanlardan. Tam bir Milli Gazete sevdalısı.
Esasen, Samsun’un Terme ilçesi Söğütlü beldesinden. Yaklaşık 50 yıldan bu yana Samsun’da, Belediye Evleri’nde oturuyor. 4 çocuk, 9 torun sahibi…
Muhammed Gürler hoca, yaklaşan miladi yılbaşı dolayısıyla düşüncelerini, görüşlerini paylaştı. Müslümanlara önemli uyarılarda bulundu. Buyursunlar;
“Kuş kanadıyla uçar. Ağaç da yaprağıyla gürler. Milletler de dinlerine bağlı kalırlarsa ayakta kalabilirler.
Yüz milyon Pakistanlının kurtulmasına vesile olan Dr. Muhammed İkbal diyor ki: ‘Fert, can ile tenin irtibatıyla hayat bulur. Milletler de eski örf ve adetlerini yaşarlarsa ayakta kalabilirler.’ Ez cümle; bir milleti ayakta tutan milli ve manevi değerlerdir. Gelenek, görenek, örfler, adetler, ananelerdir. Milli ahlâk ve milli kültürdür. Bir millet kendi öz benliğinde var olan bu değerleri muhafaza ederse ayakta kalabilir. Yoksa zamanla başka milletlerin değerlerine sahip çıkarlar ki, bu da o milletin tarihten silinmesi demektir. Yüce Allah Rad Suresi 11. ayette, ‘Bir millet kendisini değiştirmedikçe Allah onları değiştirmez’ buyurmaktadır.
‘Bilmez misin ki kati düsturdur bu hakça / Bir kavmi bozmaz Allah, onlar bozulmadıkça / Girmeden tefrika bir millete düşman giremez / Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez.’ (Akif)
Bir asır evvel İngiliz ve Rus kralları İstanbul Fener Patrikhanesi yetkililerine soruyorlar; ‘Bu Türkleri harp meydanlarında yenemiyoruz. Bunları mağlup etmenin yolu nedir?’ Patrikhane yetkilileri cevap veriyorlar; ‘Türkleri Kur’an’dan, örf ve adetlerinden koparmayınca yenemezsiniz!’ İşte onun içindir ki son bir asırdır sizi kurtaracağız diye İslam topraklarına çöreklenen ehli salibin asıl gayesi İslami hareketleri kontrol altına almak ve İslam’ı yeryüzünden silmektir.
Böylece bin yıllık maarifimiz, lisanımız, yazımız, musikimiz, mimarimiz, kültürümüz, İslami devlet telakkimiz, namus ve iffet anlayışımız, hülasa tüm kutsal değerlerimiz ayaklar altına alınmış, geride sadece enkaz kalmıştır.
Kur’an’da en tehlikeli düşman olarak tanıtılan Yahudi’nin, her türlü düşmanlığının yanında en son oynadığı oyunlardan biri de Yılbaşı Yortusu’dur. (Maide-82) Kendi yılbaşılarından bihaber zavallı Müslümanlar ise Vatikan Kilisesi’ne parmak ısırttıracak derecede kendi öz benliklerini unutmuşladır.
En büyük kâfirinden en küçüğüne kadar dört bir yandan Müslümanların kanını içmeye devam eden bu insan vampirlerinin yılbaşılarını, Müslümanlar olarak kutlamaya utanmayacak mıyız?
Peygamberimiz (A.S.V.), ‘Kim bir kavme benzerse o da onlardandır’ buyururken, yıllardan beri Yahudi-Hıristiyan adetlerinden alın, yaşayış şekillerine kadar bizi biz yapan her şeyimizi inkâr edercesine taklit ettik. Ama onları yine de razı edemedik…
Kültürel erozyona uğradık, hukukumuzu onlardan aldık… Kısaca, Bizans’ın helâ taşını baş üstünde taşır hale geldik.
Ama Batı’yı yine de razı edemedik.
Zira Allah (Bakara, 120), ‘Onların dinlerine dönmedikçe asla razı olmazlar’ buyurmaktadır.” (Devam edecek.)

AGD’Lİ GENÇLERE BRAVO!

İstanbul’da, 10. sınıf AGD’li öğrenciler... Kuşlar üşümesin diye ağaçlara kuş evleri asmaya başladılar.
Geçen yıllarda da benzer faaliyette bulunduklarını biliyorum. Rezidansların, plazaların 30. katından aşağıya bakarak değil, ayağı yere, toprağa basarak minik kıpır kıpır yüreklere dokunan, bilhassa serçeleri soğuktan korumaya çalışan kocaman yürekler... Ne kadar güzel bir faaliyet bu!
Ecrini, mükâfatını sadece ve yalnızca Allah’tan (C.C.) beklemek... Tebrik ediyorum. Yüreğinize sağlık gençler...