Hayır, şikâyet değil. Şu; bir insanın istediği herhangi bir şey, neden zamanında ve mekânında olmaz? Hayatta herhangi bir istek bu; mümkünü olmayan bir hayal değil. Ki böyle bir şey yok zaten; hayal olan mümkün de kılınabilir bir bakıma. Sosyal normlar yok sayıldığı zaman her şey mümkün ve mubahtır! Veya ahlaki değerler (dini gerçekler) çıkara göre yorumlandığı vakit her şey mümkün ve mubah oluyor! Tabi bu durum insani olmayan bir durumdur. Konumuz ahlaki veya sosyal normlar değil. Bir istek, ufacık bir istek ya da hayatın dönüm noktası olacak olan çok önemli ve büyük bir istek. Fark etmez. Mesele istek ve isteğin zamanında ve mekânında istenildiği şekilde bir gram eksik ve bir gram fazlası olmadan tam istenildiği gibi olması… Bu, bir üniversitenin istenilen bölümüne gitme isteği de olabilir; herhangi bir gün kalkıp mahalledeki bakkaldan ekmek almaya gidildiğinde hangi saatte ve mekânda nasıl olmasını hayalden geçirildiğinde oluşan bir istek de olabilir. Veya girdiği sınav sonucunda devlet memuru olarak atanma isteği de olabilir mesela… Herhangi bir istek! Zamanında ve mekânında gerçekleşen…
İstek deyince insanın sınırları geliyor akla. Nedir insanın sınırları… Kendi benliğinin çevrelediği dünya görgüsü... Yaşam pratiklerinin gelecek günlere doğru emin ya da çekinceli bir şekilde adımlanması ve adımlanırken belli mümkünlerin gerçekleşmesi veya gerçekleşmemesi… Sınırsızlıkları sınırlayan boyut somut verilerin ötekinde bitmesidir. Her istek maddi olarak ötekinden karşılanıyor. Herhangi bir hayalin gerçekleşmesi maddede vücut buluyor. Zaman mekânın üst boyutlarında sınırsızdır. Maddeye giydirilen zaman mekân olarak karşımıza çıkıyor. Peki, insanın istekleri neden hem zamanında hem de mekânında gerçekleşmiyor… Biri varsa diğeri yok diğeri varsa öteki yok!
Anlatılmak istenen bir memnuniyetsizlik değil. İnsan olarak örneğin insan insanlığından memnundur. İnsanın insanlığıyla zaman ve mekânın işleyiş şartları farklı koordinatlarda seyrediyor fakat. Bir konunun bütün gereklerini yerine getirmek o konunun sonucunu mümkün kılmıyor. Diyelim mümkün kıldı ama zamanında değil. Zamanında mümkün kıldı mekânında değil. Mekânında mümkün kıldı isteğin soyut ve somut cesameti üzerinde farklı birtakım değişiklikler olduktan sonra; o zaman da tekrar başa dönülüyor. Her zaman yeniden başlamak her zaman yerinden başlamak anlamına gelmiyor.
Bir kere anlam değişmektedir. Anlam değiştikten sonra mümkün olan ne olursa olsun, olmuyor. Çünkü olan değişmiş anlamdır. Gençken olsa duyulacak sürur yaşlıyken olduğunda duyulmuyor. Kaldı ki istenilen bir tas su istenilen anda olmadığında tasın ve suyun adeta renginin ve boyutunun hatta kimyasının değiştiği görülüyor. İsteğin şekli şemaili zaten yerle bir olmuştur. Zaman ve mekân değişmiş; gökyüzündeki bulutlar bile farklı şekle girmiştir. Üstelik hayat dediğimiz büyük olay şöyle kenara koyalım da dursun bir ara kullanırız gibi bir aygıt da değil. Sürekli bir durmazlık içindedir. Sınırsızdır.
Sınırsızlıkların içinde bir sınır olarak herhangi bir istek, gerçekleşme tonajında gramsal farklılıklarla dahi meydana gelse bile tam zamanında ve mekânında olmamış oluyor. Bu durum ürkütücü değil mi… İstenilen isteğin gerçekleşmesi tam zamanında ve mekânında meydana gelse ne olur! Sınırsızlıkların içinde bir sınır olan herhangi bir basit veya zorlu istektir bu. Hayal edilmiş güzel bir istek. Başta da söylediğimiz gibi sözünü ettiğimiz istek, ahlaki değerleri aşındırmayan bir istektir. Her yolun mubah sayıldığı bir istek konumuz dışıdır. Her yolun mubah sayıldığı bir istek hayal etmeyi değmez.
Mümkünlerin mümkünlüğü her zaman ihtimal dairesindedir!