İstikrar, huzur, güven içinde olmak mühimdir. İnsanlar, kaosu, teşvişi, belirsizliği sevmezler.
Aslında, normalleşmek demek, özgürce düşünebilmektir. Normalleşmek, güven içinde, mutlulukla yürümektir. Normalleşmek, barut kokusundan, bombalardan, terörden kurtulmaktır.
Normalleşmek, insanca yaşamaktır.
Peki, normalleşmenin neresindeyiz biz?
Kanayan yaramız bir türlü kabuk bağlamadı. Güneyimiz, Doğumuz ateş içinde… Irak hâlâ dumanların altında. Musul’dan yükselen gaz kokusu ülkemizin semalarında dolaşıyor. Halep yerle bir… Suriyeliler, mülteci ordusu oluşturdular.
Müslümanlar, hepimizi utanç içinde bırakacak şekilde, Avrupalıların kapısını çaldılar, bizi kurtarın diyerek…
Biz ne yaptık?
Kavgalara yeni kavgalar ekledik.
İnanç coğrafyamız istikrarsızlığın dibinde debeleniyor.
Müslümanlar mutsuz ve kaygı içinde.
Ya ülkemiz… Ülkemizde durum nedir?
2002’de, bu ülkenin zencileri, bu ülkenin ezilmişleri, horlanmışları, dışlanmışları yani bu ülkenin has evlatları iken, kendi vatanlarında üvey evlat olarak dahi görülmeyenler iktidar olmuşlardı.
Sabahında… Arabanın içinde, gözlerim dolmuştu. Şükretmiştim. Başka bir partili olabilirdim. İktidar olan arkadaşlarımızla aynı düşünmüyor da olabilirdim… Ama bizim çocuklar iktidar olmuşlardı. Sevinmiştim, içim içime sığmamıştı.
Umutlanmıştım. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Daha adaletli bir Türkiye, daha özgür bir Türkiye, daha renkli bir Türkiye… Kimsenin kimseyi horlamadığı, kimsenin kimseyi iteklemediği… Kimsenin kimseyi sömürmediği… Yönetenin de, yönetilenin de, kadı karşısında aynı olduğu bir dünya… Böyle hayal etmiştim.
Birçok işimizi konuşarak, akılla, reel hâl ile çözecektik.
Gelir dağılımı daha iyi bir seviyeye taşınacaktı.
Farklı görüşler, beraber yaşamanın hazzıyla, bu ülkenin evlatları oldukları için gurur duyacaklardı.
Becerebildik mi peki?
Kendisini sivil toplum, iyilik hareketi olarak tanıtan bir cemaat darbeci çıktı. FETÖ’nün bin bir yüzünü bu sayede gördük.
Bu ülke, 28 Şubat darbesine, 7 Nisan e-muhtırasına ek bir de l5 Temmuz FETÖ darbesini yaşadı.
PKK terör hareketi hendek savaşına başladı. Kürtleri bile kızdırdı, azınlık bir zehre dönüştü.
Olumsuzluklar arka arkaya geldi. İnsanımız olup bitenden bezdi.
Şuan umutsuzluk kol geziyor toplumda.
Hamasetle, umut çoğalmaz. Hükümetin gerçeklere dönmesi, herkesi kucaklaması, reel çizgiler ışığında, ülkeyi daha yaşanılır hale getirmesi gerekiyor.
Kısır döngüler, lüzumsuz cedeller, günlük kâr getirici söylemler yerine, ülke çıkarı, insanlarımızın saadeti yolunda çareler üretilmelidir.
Normalleşmek zorundayız. Normal hale dönmeliyiz
Günlük dalgalanmalar, gelgitler, baş döndürücü depremler, insanımızı yeise gark ediyor.
Normalleşmeliyiz… Normalleşmek zor değil… Vicdani, insani, İslami, yani adaletli bir sistem kurarsak, adaletle devam edersek hayata, inanın işler daha kolay, hayat daha güzel olacaktır.