Gerçi reklâmlar, mağazalar; insanların beynine kazımakta, öne çıkarılmış günlerle ilgili tüketim çağrılarını.
Fakat genç kız kalbinde bu denli büyük bir hasar yapabileceğini hiç tahmin etmezdim, T. anlattığında;
“Biliyor musunuz ben her 14 Şubat’ta sokağa çıkmak istemiyorum. Her köşe başında çiçek satıcıları ama benim sevgilim yok, o yüzden fulya ve zerrin demetleri başkalarına mutluluk verirken bana sadece acı vermekte. Sokaklarda, metroda, otobüslerde şanslı kızların elinde kalp şeklinde çikolata paketleri, balonlar, çiçekler, ucuz da olsa hediyeler. Benim hediye alanım yok. Sosyal medyada tektaş yüzüklü ellerle kafamızı yumruklamalar, görmediyseniz iyice bakın baskısı. Gittikleri seyahatler, verdikleri pozlar, yedikleri, eğlendikleri, renkli kareler. Her sene dua ederim, ne olur bir daha ki 14 Şubat’a benim de sevgilim olsun fakat bu yıl da yalnız girdim.”
Bir alışveriş ikonunun böylesine travmaya dönüştürülüp insanlara acı çektireceğini doğrusu hiç tahmin etmezdim.
Daha önce de yazdım Anneler Günü paylaşımları ile annelerini kaybetmiş yaralı yüreklerin ne kadar acı çekeceğini.
Ya da evladı doğanların o bebek fotoğrafları yarışlarıyla, çocuğu olmayanların kalplerini kanatacağını.
Yuva kurmamış insanların gittikçe artan dünyasında, düğün fotoğrafları ile başka bir azap konusu olabileceğini hiç hesap edemeyip de.
Boynu bükük bir genç kız olan T.ye sordum, “Yarın sen nişanlanınca fotoğraf paylaşır mısın?”
“Asla, yıllarca o mutluluk paylaşımları ile yaralandım, ben başkalarına o acıları yaşatmayacağım.”
Aslında alelade bir gün, niçin kimi insanlara balon ya da köpük gibi sevinç verirken bir kısım insanı da derin acılara gark eder.
Pahalı yahut ucuz alınan her hediye mutluluk vermekte midir, yoksa manevi olarak paha biçilemeyen duygular mı, yürekten seven, saygı duyan kişiler mi, insanı mutlu eder.
Ölmüş dedesine ait günlüğü sandıkta bulan torun şaşırır, yaşlı aşığın, yaşlı karısına hitabını anlamakta zorlanır delikanlı. İhtiyar adam 85’lik yârine, “Benim körpe sevgilim” demektedir uzun sayfalar boyunca.
Sevdiği kadının hastanede olduğu o son günlerini bir roman gibi kaleme alan yaşlı adam, yüreğini ağzına getiren onu kaybetme duygusu ile baş etmekte nasıl zorlandığını, tuttuğu günlükte, “Dünyam yıkıldı seni kaybettiğim gün körpe sevgilim” diye sayfalarca, bu içli sevdayı ve ayrılığı hıçkırıklarla anlatır. Ne yazık ki günümüz insanı, hakiki aşkları anlamaya, onların sevgi ve şefkat dolu lisanına vakıf olmaya yanaşmıyor, naylon ya da pırlanta hediye üzerinden sevgiyi teraziye atıyor.
Çocukluğumun masalımsı mahallesinde evler yüksek değil, tek katlı, bahçeli, ağaçlı çiçekli huzurlu kahvaltıların akşam yemeklerinin yendiği o mutlu hanelerde; mütevazı şartlarda tencereler kaynar, insanların mutluluğu huzuru, sokağa sirayet ederdi.
Şimdi sanal mutluluk klipleri çeken insanlar, ellerinde hediyeleri ile kimleri kandırmaya çalışmakta, kendilerini mi başkalarını mı anlamış değilim. Sadece kandırmakla kalmamakta, böyle öne çıkarılmış günlerin aldatıcılığına sığınıp hem kendisi sevgiye inandırılıp oyalanmakta hem de başkalarını sahte mutluluğuna tanık tutup, insanlara azap vermekte.