O gün genç kızın ruh haline baktığımda, tüketim canavarı

en çok kadınları ele geçirmekte yargısına bir kez daha vardım. Öğrenci,

kredisinin gelecek ayla olan kısmını bile harcayıp gelmişti. Annesine göstermek

için çantasından çıkardığı mağazaların çullarını bağrına basıyor, ertesi gün

okuluna giderken giymek için duyduğu sevinci yansıtıyordu.

Küresel ekonominin alışveriş virüsünü bulaştırdığı, vahşi

kapitalizmin kandırılacak karga gördüğü kadınların ruh halini bu kadar mı

acıklı yansıtmakta idi o genç kız. Son kuruşuna kadar harcadığı öğrenci bütçesi

değil de, elinde devlet bütçesi olsa yine sonuna kadar tüketecek o ilkel hırs

karşısında korktum.

Bu iflah olmaz beşeri hırsları iyi okuyan, insanı

yükseltmeyi hedeflemiş İslam; israf gibi bir dengeyi sürekli anımsatmakta.

Dünyanın kaynaklarını tüketmemek için deniz suyuyla abdest alırken bile israf

etmeyiniz diyen zarif din; zayıflığımızı, zaaflarımızı denetlemeyi hiç ihmal

etmemekte.

Zira adım attığımız her yerde israfla ilgili tehlikeler,

dehlizler, labirentler, AVM ler, reklamlar; açgözlülüğümüzü, tamahkârlığımızı,

zaaflarımızı kullanmaya hazır bir tilki gibi ağzımızdaki son peynir kırıntısını

kaptıran kargaya dönüştürebilmekte her birimizi.

Kozmetiğin savaşında yenik düşen kadın dünyasını kandıran

reklamların yalanları ile kırışıklık kremleri, moda trendleri, bugün ne giysem

düşük zekâlıkları. Ancak giydikleri üzerinden bir değer kazanacağına

inananların yanılgısı ile topuk ve topuz derdine düşürebilmekte. Bulaşık

makinem 20 yılda 20 kez tamir gördü,32 senelik masamı, kapısı kırık dolaplarımı

her seferinde eski bulup neden değiştirmediğimi sorgulayan kuzenlerime

anlatamam ki o masa benimle birlikte İzmir, Amasya, İstanbul u gezdi ne

anılarım var nasıl atayım yeni bir masa onun yerini tutabilir mi desem de anlayamazlar,

zira o eski ve sevimsiz bir masadır, dışarıda parlak ve gösterişli yüzlerce

masa arasında yeri yoktur.

Tüketim canavarının kıskacındaki karga olan kadınlar için

binlerce tuzak kurulmuştur, birinden kurtulurken diğerine mutlaka

yakalanacaktır. Ev hanımlarının küçük bütçesine göz diken vahşi kapitalizm için

onların hijyen düşkünlükleri, deterjan saplantıları, evi iyi temizleme

tutkuları; para kazanma hırslarına dolanacaktır, küresel güçler ellerine

tutuşturduğu ürünlerle kadınları pazara sürüp; kapı kapı dolaştırıp mallarını

yine hemcinslerine sattıracaktır.

Artık ihtiyaçları olmasa bile aldıkları deterjanlar, evde

bir kenara atılan kullanılmayan aparatlar. Kaynağı bilinmeyen yerlere yollanan,

bir mazlumun kemiklerini kırmak için emperyalistlere silah mı olmaktadır. Asıl

merak ettiğim, Arap ve Müslüman ülkelerde de durum böyle midir Kadınların

zayıflığını, saflığını sömüren sermaye, holding, market; hangi gün halk günü

yapıp ucuz ürün olarak namluya sürdüğü patates soğan ile ağına düşürdüklerine

çok gereksiz mallarını da satacaktır.

Güzelliğin, gençliğin, hiç yaşlanmamanın, inceliğin,36

bedenin kadınların eline kuruş kuruş sayılması için onların cebinden tonla para

çekme sihirbazı sermayeye direnecek kadınlar grubu da; güzeller, sıfır bedenler

arasından değil zekiler içinden çıkacak.

İsyan yüreğini, direnç eylemini geliştirebilen kadınlar

fark eder ancak bu sinsiliği.

Dünyanın kötü gidişatına en başta ev hanımları karşı

durmalıdır.

Mağara resimlerindeki tek omuzlu giysili insanların

oluşturduğu kadar masum ve zengin değil artık dünya.

İhtiyaçlar bitmez akıllı insanlar ihtiyaç diye dayatılan,

reklam bombardımanı ile kirli bir savaşa dönüşen bu kabalığı, hayatlarından bir

an önce atmalıdırlar.

Gittikçe yoksullaşan dünyanın özellikle kadınların

yardımına çok fazla ihtiyacı bulunmakta, bir bilge gibi sermayenin sırtlan

sırıtışına kafa tutacaklar ve kaynakların sömürülmesine alışveriş etmeyerek

karşı çıkacaklardır.