Yaşamınızın tam kırk beş yılını tek kişilik bir hücrede
geçirmek zorunda kalsanız ne yaparsınız Karanlık, sessizlik ve siz Yaşam
sadece nefes alıp vermekten ibarettir. İnsanlardan, olaylardan ve dünyadan
kopuktur hayatınız. Kendinizi uzunca bir rüyada hissedersiniz. Zaman sessiz bir
ırmak gibi akarken siz dışarıda olup bitenleri sadece tahayyül edebilirsiniz.
Oysa hücrenin dışındaki hayat sizin hayalinizdekinden çok daha farklıdır. Orada
insanlar hemen her gün yeni bir şeyle tanışmaktadır. Teknoloji baş döndürücü
şekilde ilerler ve icat edilen her ürün artık küresel köyün hizmetine
sunulmuştur. Birkaç yıl içinde birçok şey değişir. Ve siz evinizi, mahallenizi
arkadaşlarınızı dahi tanıyamaz hale gelirsiniz.
Kırk beş yıllık hapis hayatını tamamlayıp dışarı çıkan
ABD li Otis Johnson dışarı çıktığında karşılaştığı değişimi büyük bir
şaşkınlıkla karşılıyor ve duygularını insanlarla paylaşıyor. Otis, cezaevine
girdiğinde yirmi beş yaşındaymış ve yaşamının en verimli yıllarını küçük bir
hücrede geçirmiş. Dışarı çıktığında gözlerinin o yıllara ait ışıklı reklam
tabelalarını aradığını söylüyor. Yollarda yürüyen insanların kendi kendilerine
konuştuklarını gördüğünde hayretini gizleyemeyip, onların çıldırmış
olabileceklerini düşünüyor. Yanlarına yaklaştığında ise kulaklarındaki
kabloları fark ettiğini söylüyor. İnsanların evde, dışarıda, sokakta cep
telefonları ile konuşmalarının kendisinde uyandırdığı şaşkınlığı ifade ederken,
o zamanlar bu görüntülerin sadece gizli servis ajanlarına mahsus olduğunu o
yüzden, o insanları gördüğünde acaba etrafı CIA ya da FBI ajanları mı sardı
diye düşündüğünü belirtiyor. Otis in ifadelerini okuduğumda o bildik soruyu
sormadan edemedim: Acaba dünya yüz yıl sonra hangi değişimlere şahitlik edecek
Teknolojiye esir edilmiş çocuklarımız daha nelerin mahkûmu olacaklar
Hayatlarının merkezine neleri koyacaklar Gelecekle ilgili kesin bilgilere
sahip olamayız fakat şimdiye bakıp çıkarımlarda bulanabiliriz.