Ekonomideki stratejiyi borçlanma üzerine kurup, büyümeyi

dışarıdan akacak kaynaklara odaklayan anlayış, kalkıp da faiz lobisi demiyor

mu, tam bir kara mizah. Dışarıdan gelecek olan sıcak paraya, spekülatif

sermayeye haddinden fazla önem veren, ekonomideki yama tutmayan açıkların

finansmanını da aynı kaynaklara bağlayan siyasi iktidar, işler sarpa sarınca

yine bir günah keçisi buluyor ve sütten çıkmış ak kaşık rolüne soyunuveriyor.

Bakıyorsunuz ki, faiz lobisi , Soros vs. teorileri havalarda uçuşuyor. Sanki

bu zamana kadar onların uluslararası desteğinden mustarip ve şikayetçiydiler.

Halbuki, borcunu sıfırlamakla övündükleri IMF nin

politikalarını büyük bir iştah ve dikkatle yerine getirmekten zerre imtina

etmediler ve etmiyorlar da. O politikaların (düşük kur-yüksek faiz) neticesi

olarak 10 senede 600 milyar lira aktardıklarını göstermeyip, sanki faizden para

kazananlar zorla gırtlaklarını sıkıyor gibi her zamanki mağdur pozları

kesiyorlar. IMF nin en temel dayatmalarından olan özelleştirmeyi öylesine

benimsediler ki, satacak kurum sayısı azaldığı için Özelleştirme İdaresi

Başkanlığı nın geleceğini düşünmeye başlamış durumdalar. Geçen hafta Maliye

Bakanı bizzat ifade etti bu durumu.

Üretici kesimleri, esnafı, işçiyi, memuru, yani halkın

büyük çoğunluğunu değil de mali sektörü, yani paradan para kazananları

kendisine öncelik olarak seçip ve onların menfaatine olan işler yapıp, sonra da

bu güruhu suçlamak büyük bir tutarsızlık ve samimiyetsizlik olarak görülmeli.

Cumhuriyet tarihinde bankaların bu kadar büyük kazançlar ve rantlar elde ettiği

ikinci bir dönem olmadı. Kendilerini havuz sistemini kurarak faiz çarkına ve

uluslararası sermayenin rant düzenine çomak sokan Refahyol ve Erbakan Hoca ile

aynı safta gösterme çabaları ise fırsatçılıktan başka bir şey değil. Rantiye bu

duruma sadece 1 sene dayanabilmiş ve türlü tezgahlarla Refahyol u iktidardan

uzaklaştırmıştı. Kendilerinin ise uluslararası yamyam sermaye ile bankalarla

aralarının nasıl olduğu, paradan para kazanan bu zevatın devamı kabaran cüzdanlarına

bakılarak anlaşılabilir. Popülizm siyasette başvurulan bir yol olsa da seviye

bu kadar da düşmemeli.

2012 de ekonomik büyümede görülen ve halen devam eden

yavaşlama, (verilerin sözde altın ihracatı ile düzeltildiğini de hesaba

katarsak) hatta neredeyse büyümeme hali, ekonomik aktörleri ciddi oranda

rahatsız ederken ve vatandaşın şikayetleri kulak arkası edilirken, siyasi

iktidarın referans noktası neresiydi acaba Elbette mali piyasalarda bir kriz

hali olmamasına bakıldı ve her şeyin tıkırında olduğu söylendi. Ekonomik

zihniyet olarak bariz bir şekilde paradan para kazananları odak noktası olarak

görenlerin, bugün kalkıp da faiz lobisi demesi kadar komik bir şey var mı

Gerçekten de her şey paradan para kazananlar için,

bankalar için, yüksek faiz peşinde koşan spekülatif sermaye için, yamyam sıcak

para için tıkırında gidiyor. Türkiye, onlar için müthiş bir fırsatlar ülkesi

olmuş durumda. Daha yakın zamana kadar yabancı basının Türkiye ekonomisini yere

göğe koyamayan değerlendirmelerini bir düşünün. Uluslararası sermayenin sesi

olan bu basın organlarının, bu güzellemeleri yok yere yapmadığını anladınız mı

şimdi Tabii, o güzellemeleri hayranlıkla izleyenler, bugün aynı yerlerden

gelen çatlak seslere isyan ediyorlar ister istemez. Boşa denmemiş ayıdan dost

olmaz diye. O gün bu eleştirilere kulak tıkıyorlardı, bugün ise aynı gerekçeye

dayanarak kendilerine mağduriyet üretiyorlar.

Moody s in Türkiye nin kredi notunu, tam da Başbakan

Erdoğan ın ABD gezisi esnasında arttırması ve gerekçe olarak da açıkça siyasi

sebepleri ortaya sürmesi karşısında gıkı çıkmayanlar, şimdi basıyorlar

vaveylayı. Sırtınızı dayadığınız yere dikkat etmememin bedeli böylesi sahte

şikayetler oluyor.