Tek ayaklı 28 Şubat İddianamesi nin kabul edilmesinden

sonraki süreçte başlayan davada, 75 sanıktan 37 si için tahliye kararı çıkmış.

Mahkemenin suçlamaların düşük yoğunlukta olması ve tutukluluk süresi

gerekçesiyle tahliye kararı verdiği ortaya konulmuş. Geçtiğimiz hafta da bu

konuyla ilgili yazdığımız yazımızda, 28 Şubat davasının sadece militarist bir

iradenin kalkışması olarak yorumlanmaması gerektiğini, bu süreçte yaşanan

toplumsal travmanın mesulü olan herkesin bir bir ayıklanarak, mahkemeye

çıkarılması ve bu dönemin aydınlatılması gerektiğini ifade etmiştik. 28 Şubat,

1960 ihtilalinin tüm ağırlığını, tüm cesametini ve toplumsal olarak oluşturduğu

korku imparatorluğunu üzerinde hissettiren, ordunun yönetime sivil iradeyi

manivela yaparak el koyduğu bir süreçtir. Post modern darbe olarak

nitelendirilen, özellikle medyanın birebir figüran olarak rol aldığı, kendisine

rol biçtiği bir süreçtir. Sivil toplum örgütlerinin militarist iradeden

brifingler aldığı, demokrasinin ayaklar altına alındığı, zihinlerde bir korku

imparatorluğu oluşturma adına bir dönüşüm paradigmasının uygulandığı, her akşam

televizyon ekranlarında, Acaba ne zaman darbe olacak Tanklar sokaklarımızda

ne zaman yürüyecek endişesiyle herkesin beklentiler içine sokulduğu hazin bir

süreçtir.

Demokratik algıların yok edildiği, insanların

zihinlerinin dönüştürüldüğü, Türkiye Cumhuriyeti nin en başarılı hükümeti olan

Refah-Yol un alaşağı edilmesi için siyaset, sivil toplum, medya baskısının

doruğa çıktığı bu dönemin, bir bütün olarak kabul edilmesi ve bu süreçte dahli

olan herkesin sorumluluğu oranında hukuk önüne çıkarılması gerekir.

Gerekirse, bu dönemde demokrasiye sahip çıkmayan ,

militarist iradenin buyruklarına eyvallah çekerek siyasetin dizaynına ses

çıkarmayan eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel in de hukuk önünde hesap vermesi

sağlanmalıdır.

28 Şubat belgeseliyle ilgili kendisiyle röportaj

yaptığımız merhum televizyoncu Mehmet Ali Birand, Bu süreçte bir çoğumuzun

yatacak yeri yok tanımlamasında bulunuyordu. Yatacak yeri olmayan, bu sürece

sivil iradeymiş gibi destek veren, insanlarımızın algılarını yok eden herkesi

bu iddianame içinde görmek istiyoruz. Önümüzdeki süreç içinde, 28 Şubat ta

dahli olan sivil toplum örgütlerinin de ifadelerine başvurulacak, bu süreci

nasıl tetikledikleri noktasında hesap vermeleri sağlanacakmış.

Demokrasi, ya vardır, ya yoktur Demokrasiyi ya istersiniz,

ya istemezsiniz Demokrasiye karşı yapılan kalkışmalara, nasıl destek

verirseniz verin, demokratik hukuk düzleminde attığınız adımların da bir hesabı

olduğunu unutmayacaksınız. Demokrasi eğer bedel ödemekse, bu bedeli bir şekilde

ödeyeceksiniz.  Ben özellikle bu süreç

içinde militarist iradeye zihinlerini kiraya veren, siyasetin dizayn edilmesini

ve Refah-Yol un alaşağı edilmesi sürecini hızlandıran medya mensuplarının,

hukuk önündeki itiraflarını dinlemek isterim. 

Medya gücünü, toplumun genetik kodlarına müdahale etmek,

demokratik algılarını yok etmek, zihinleri dönüştürerek bazı şeylere rıza

üretmek için kullanan medya patronlarının özellikle ifadeye çağrılmasını

bekliyoruz.  Türkiye yi babalarının

çiftliği gibi gören, her dönemde ellerindeki gücü kapitalist hevesleri için

kullanmaktan geri kalmayan, perdenin gerisinde kirli senaryolara alet olmak

için anlaşmalar yapan, ihaleler bağlamak için menfaat kuyuları kazan kim varsa,

suratlarındaki maskenin düşürülüp toplum vicdanında yargılanacağı bir süreci de

bekliyoruz.

Her şeyin bir bedeli

var Bu bedeli biz ödüyorsak, bu topluma kastedenler de ödemeli!