Bismillâhirrahmanirrahîm!

     SAADET Partisi’nin 9. Olağan Kongresi’nin heyecanı tüm kadrolarını sardı. Yarın Ankara Atatürk Spor Salonu tarihî bir olaya ev sahipliği yapacak. Her kongre yeni bir heyecan, yeni bir başlangıç demektir. 8 senedir genel başkanlığı başarıyla yürüten Temel Karamollaoğlu, yaşını ve sağlığını gerekçe göstererek görevi, istişare sonucu bir kardeşimize bırakacağını ifade etmişti. Yarın, davayı daha ileriye taşımak için yeni bir genel başkan seçilecek.

     Merakla beklenen 9. kongrenin arefesindeyiz. Genel Merkez, 3.11.2024 günü, “Bölgemizin, Siyonizm ve emperyalizmin kıskacına alındığı, vahşetin kol gezdiği ve kirli planların uygulamaya konulduğu bir dönemde, 55 yıl önce olduğu gibi, bugün de aziz milletimize kılavuz olacak adres Saadet Partisi’dir” diyerek şu açıklamayı yapmıştı: “Kongreyi büyük bir azim ve heyecanla yapmayı planladık. Taze bir kanla yolumuza devam edecek; inanç ve umudumuzu pekiştireceğiz.”

     Dost ve düşman bütün dikkatler yarınki kongreye çevrildi. Büyük bir coşku ve şölen havasında geçmesini; birbirimizle kenetlenmiş, azim ve kararlılığımız artmış olarak kongreden çıkmayı arzuluyoruz. İl, ilçe, mahalle ve köy temsilcilerine kadar bütün kadrolar güzel bir sınav vermeye çalışıyorlar.

     Yarın “Şahlanış Kongresi”ni yaşayacağız. Davanın büyüklüğüne, kuşatıcılığına yakışır bir kongre icra edeceğiz. Kongrede yapılan bütün konuşmaları sükûnetle dinleyip her sözü duyacak, en güzeline uyacağız. Biz kardeşler topluluğuyuz. Kardeşliğimizi pekiştirecek; davamızın haklılığını, reçetesini herkese ulaştırmak için seferber olacağız.

 GÜZEL BİR DAVAMIZ VAR

     ALLAH’A hamd ederiz! Bize kâinat çapında büyük bir davanın sevgisini “nasip” etti. Allah, sevdiği kulunu Kendi yolunda hizmet ettirir. Millî Görüş davası, insanlığın saadetini, huzur ve barışını hedefliyor. İnsanların iyiliği için çalışmak ne büyük şeref! Herkesi, Allah’ın kulu olduğu için seveceğiz. Kardeşlerimizle beraber hayır ve güzellikleri tüm insanlığa ulaştıracağız. Millî Görüşçü, kardeşi için yaşar. Kardeşini kendinden öne geçirir. Nefsini ıslah etmenin en kolay yolu budur.

     Erbakan Hocamızdan Allah razı olsun! Bizlere çok güzel bir davayı tanıttı. İnsanlığın hayır ve iyiliği için çalışarak, bir ömür namaz kılma, oruç tutma sevabını kazandırıyor. Cihat ibadetiyle insan ömrü bereketleniyor. Davamız için çalışıp âhiret azığı topluyoruz. Fâni hayatta, bâki âlem için yaşıyoruz. Bundan daha büyük hangi amel olabilir ki!..

      Böylesine büyük davada bulunmanın şükrü, ancak bu davada canla başla çalışmakla ödenir. Kimseyle çekişmeyelim. İşimize bakalım. Dünyadaki imtihanımızı en güzel şekilde vermeye çalışalım. Allah’ın davası bu! Bize verilen görevleri bir “emanet” olarak görelim. Emanete sahip çıkalım. Görevimizi en güzel şekilde yapalım. Sakın, temsil ettiğimiz davayı “malımız” gibi görmeyelim!

     Cihat meydanı çok geniştir. “Yeni Bir Dünya” kurmayı hedefleyen bu davada hepimize yetecek kadar görev var. 8 milyar insanın huzur ve barışı için çalışmak bizi bekliyor.

 TEŞKİLÂT GÜCÜMÜZ

      YARIN büyük bir olgunluk ve kardeşlik şuuruyla kongremizi yapacağız. Erbakan Hoca’nın kadrolarına bıraktığı en büyük emanet “teşkilât”tır. Teşkilât içindeki kadroların görevleri matematiksel kesinlikte bellidir. Dört ana konudan oluşan Temel Esaslarımız, kadroların nasıl ve hangi yöntemle çalışacağını apaçık ortaya koymuştur. Çalışmaların “cihat” olabilmesi için “Baş başa bağlı…” ilkesine uyacağız; el birlik çalışacak, “tefrika” yapmayacağız.

     Genel Başkan Temel Karamollaoğlu, kademe kademe genişleyen bir istişare sürecini başlattı. İl başkanları ve GİK’in görüşlerini aldı. 7.5.2024 günü, elektronik ortamda 2.570 kişinin katılımıyla temayül yoklaması oldu. Genel Başkan, isteyenlerin e-mail üzerinden görüşlerini açıklayabileceğini söyledi. Yüz yüze görüşmek isteyen herkesle görüşeceğini de açıkladı. 4 binden fazla kadronun görüşleri alındı. Farz olan istişarenin gereği yapıldı.

     Bütün bu sonuçlar Yüksek İstişare Kurulu’nda görüşüldü; istişareden çıkan karar genel başkanca kamuoyuna duyuruldu. İstişare kararına uymak farzdır. Uyulmazsa istişarenin anlamı kalmaz. Bu konuda görüş belirtmeyeceğim. Bugünlerde, paylaşım sitelerinde dolaşan, Millî Görüş’ün kurucusu Erbakan Hoca’nın şu sözlerini nakledeceğim:

      “Şu hatası var, bu hatası var; ben bunun kararına uymam, diyemeyiz. Böyle olursa ordu da olmaz. Hata yaparsa ne olacak? İrfan, kendi fikrinin de yanlış olabileceğini idrakle başlar. Kumandan isabet ederse iki sevap alır; yanılırsa bir sevap! Kumandanın kararına uymak hayırdır. İslâm’ın emri böyle! İslâm’ın emrine uymak hayırdır.”

      Kongremiz hayırlara vesile olsun!