Osmanlı nın son zamanlarında Avrupalılaşma temayülü

başlamış, bu yabancılaşma koskoca bir devletin yıkılmasıyla sonuçlanmıştır. 50

yıllık bir inkıraz döneminden sonra bir millet yeniden aslına, köklerine, kadim

değerlerine dönmeye başlamıştır. 20. yüzyılın bu en büyük hareketinin adı Milli

Görüş tür.

Allahü Teala Müslüman ümmete, hatta bütün insanlığa büyük

bir lider nasip etti. Maddi ve manevi donanıma sahip Çağının maneviyat

erlerinden feyiz almış... Dünyada olup bitenlerin farkında olan ve çağını çok

iyi okuyan Azimli, kararlı, yılmayan, vazgeçmeyen, hedefine kilitlenmiş bir

lider!

Siz onu çok iyi tanıyorsunuz. Bitmeyen mücadelenin

yenilmez lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan dır. Zalimlerin korkulu rüyası,

mazlum ve mağdurların ümidi olan bir kahraman!

1969 da yola çıkan bu kervan milletimizin inancını,

tarihini, özünü esas aldı. Lider, hep milli ve yerli düşündü. Batı etkisiyle

üzerimize sirayet eden sağcılık - solculuk tabirlerine itibar etmedi. İlk

insandan beri, mücadelenin hak - batıl çizgisinde yürüdüğünü fark etti. Hep

hakkı üstün tuttu. Kadrolarına da, Hakkı üstün tutmak her zaman saadet

getirir prensibini öğretti.

Çizgisi netti. Davasında tereddüdü yoktu. Bir ömür

çizgisinde sebat etti. Bir kere olsun el titremesi olmadı. Baskılar, zorluklar

onu yıldıramadı. Biz şahidiz ki, Rabbimizin şu buyruğuna bağlı kaldı: Hak ile

batılı birbirine karıştırmayın. Bilip dururken hakkı gizlemeyin. (Bakara, 42)

YABANCILAŞMAYA DİRENDİ

Hakkı temsil eden büyük insanların başına gelen çetin

imtihanlarla karşılaştı. İdeal bir dava adamıydı. Bunda o kadar kararlıydı ki,

Batıl davada zirve olmaktansa, hak davada zerre olurum diyordu.

Davasının doğruluğundan ve kendisinden emindi. Batı

etkisiyle oluşan sağ ve sol zihniyetlerle mücadele etti. Kendi tarihimizi,

kendi medeniyetimizi öne çıkardı.

Yanlış zihniyetlerin temsilcileri onunla fikir

mücadelesine giremezlerdi. Her nasılsa, TRT 1991 de Liderler Zirvesi adıyla

siyasi partilerin genel başkanlarını bir araya getirme cesareti gösterdi.

Erbakan Hoca o programda davasının üstünlüğünü ortaya koydu. Yanlış

zihniyetlerin problemlerimizi çözmekteki yetersizliği ortaya çıktı. Fakat bir

daha da böyle bir program yapılmadı.

Hakikatin tesir gücü öylesine yüksek ki Kendi içinde

kabul ettirme gücüne sahip. Bu gerçek her zaman geçerli! Dün, Erbakan Hoca nın

bire bir karşısına çıkmaya cesaret edemeyen Batı işbirlikçileri, bugün de aynı

görüşün temsilcisi olan Saadet Partisi nin karşısına çıkamıyorlar.

Bugün kendilerini dev aynasında gören, nice büyük işler

yaptığını iddia eden ABD işbirlikçisi, AB sevdalısı bir kişi ekranda, özgür ve

eşit şartlarda bir Saadet Partili ile tartışabilir mi Foyası ortaya çıkıp

boyaları döküleceği için buna cesaret bile edemez.

Onlar çarpık yöntemlerin peşindeler. Ellerinde

bulundurdukları dev imkânlarla imaj oyunları ve algı yönetimleriyle halkın

oylarını almaya çalışıyorlar. İhtirasları sebebiyle Türkiye ye zarar verdiklerinin

farkında bile değiller.

HAK YOLCULARI HEP KAZANIR

Erbakan Hoca, Biz siyaset yapmıyoruz, cihat ediyoruz

diyordu. Fıkıh kitaplarına göre cihadın 4 önemli amacı vardır: 1. İslam ın

öğrenilmesi. 2. İslam ın Müslümanlar arasında yaşanılır hale getirilmesi, 3.

İslami yaşantının gelecek nesillere aktarılması, 4. İslam daki iyilik ve

güzelliklerin gayrimüslimlere tebliği.

Erbakan Hoca bunu yaptı, kadrolarına da bunu öğretti.

Dava yolunda dökülenler oldu ama Milli Görüşçüler 46 yıldır istikametlerini

bozmadılar. Hakkı savunmak, iyilikleri yaymak için ellerinden geleni yaptılar.

Hakkın safında yer alabilmek ne büyük şeref!

İmamı Rabbani (ks), Bize bir keramet göster diyenlere,

En büyük keramet istikamettir cevabını vermişti.

Milli Görüşçüler olarak davamızın büyüklüğünün

şuurundayız. Kendimize yeniden çekidüzen verecek, eksikliklerimizi giderecek,

en geniş anlamda yapılmaya devam edilen istişarelerimizi tamamlayacak, davamızı

en güzel şekilde temsil etmeye çalışacağız. İki günü eşit olan ziyandadır

(Beyhaki) anlayışıyla hareket edeceğiz.

Hiç kimse yanlışı sonuna kadar sürdüremez. Yalancının

mumu yatsıya kadar yanar. Yanlışın zaman içinde anlaşılması gibi bir özelliği

vardır. Hayırlı çalışmalar zayi olmaz. Hakkın tebliği her zaman kazanç getirir.

Hakkın sesini kimse kesemez. Hak - batıl mücadelesi dünya durdukça devam eder.

Cihat kıyamete kadar devam edecek bir farzdır. (Sünen-i Ebu Davut) Mücahitler

hakkın tesisi için canla başla çalışır, fakat sonucu takdir etme yetkisi daima

Allah a aittir.

Hak davada sebat edenlere müjdeler olsun!