Gün geçmesin ki; evliliklerin sağlıklı olması ile ilgili haberlerden biri gazetelere düşmesin. Ailelerin uyumu, farklılıklar, kişilik yokuşları, genellemeler, hatırlatmalar, haklılıklar, niyet okumalar, acımasızlıklar, çokbilmişlikler, yükseltiler, alçaltılar; maddeler halinde sıralanmasın.

Bakıyorum, yuva kuracak bireylerin aralarında kültür birliği de olmasına dair bir yorum yok. Zira Türkiye baylarında, yüzlerce yılın birikimi midir bilinmez, bir yabancı bayan tutkusudur gitmekte.

Oysa tarih kitaplarında okumuşsunuzdur, yabancı gelinin Türk ırkını nasıl bozduğunu. Daha Hunlar, Göktürkler zamanında bir Çinli prenses modası almış başını gitmiş. Oğlan anaları konu komşuya hava atmış; bizim delikanlı bu civarlardan kimseleri beğenemedi, taa Çin den gelini getirdi deyince, komşu yarışı bırakır mı o da oğluna, Çin den gelin ısmarlamış.

Çinli gelinlerinde aklı vatanlarında, baba ocaklarındaki pirinç kâselerinde, köylerinin sarı dağlarında kalmış tabii. İç sıkıntısı ile Göktürk ün ocağına incir dikmişler. Doğan çocuklarının kulaklarına Çince ninniler söyleyip, Şanghay kahramanlarının destanları ile büyütüp oğullarını, çeyizlerinde getirdikleri Çin kaftanlarını sırtlarına geçirip, Türk neslinin Çinlileşmesine önemli katkılarda bulunmuşlar. Kim bilir Çin in kadim geleneği, bu kadın atalarının Türkleri pasifize edip, akraba oldukları Çin diyarına seferleri rölantiye aldırdıkları için, meydanlarına heykellerini bile dikmiştir.

Gerçi ataerkil yapımız Osmanlı padişahlarının evlendiği yabancı kadınların Türk bünyesine tam bir uyum sağladığını kaydeder. Acaba öyle mi. Hala derin şüphelerim var. Zira Yahudi geleneği, Yahudi anneden doğmayan çocuğu Yahudi kabul etmez. Bu yüzden Olcay öğretmenin Yahudi eşinden olan oğlunu cemaat bir türlü bağrına basmıyordu. Oğlan da, Türk dedenin köyünde Yahudi babasının geleneğini sürdürüp kestane yemiyordu.

Nerden çıktı bu bahis diyebilirsiniz. Bir kaç ay önce, ünlü bir reklâmcı, büyük Türk kadınlarının hayatlarını, kahramanlıklarını anlatan film dizisi çekeceğini açıkladığı bir basın toplantısı düzenlemişti. Konu benim için çok saygın ve temizdi. Kahraman Türk kadınları.

Heyecanla haberin devamını okuduğumda midem bulandı. Bu işadamı reklâmcı çok tanıdık bir isimdi. Şerefli bir Türk eşi, sevimli çocukları vardı. Ne yazık ki bayımızın on sekizlik Rus metresi de mevcuttu. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu. Madem şerefli Türk eşinin üzerine bu ihaneti yaptın. Onun duyguları ile alay ettin. Bari kirli ellerini kahraman Türk kadınları dizisinden bir zahmet çekiver de daha büyük suç işleme. Temiz insanları, temiz kalabilenlerin konuşmasını istemek en doğal hakkımız sanırım.

Önceki gün Hrant Dink duruşmasında da, sanıklardan birinin avukatı, hem Türk çocuğu olmakla övünmekte hem de özel hayatında vazgeçemediği kadınlar koleksiyonunu Ruslardan seçmekte. Ne tesadüf ki, Dink in katili 17 lik O. Samast a cinayetten bir gün önce Rus kadınlarla bir alem düzenlendiği haberini de okumuştum gazetelerde. Puzzle ler birleştirildiğinde adres hep Rusları göstermekte.

Bizim Türk çocuklarının bu Rus kadın merakı nereden gelmekte acaba diye düşünebilirsiniz. Çarlık Rusya yıkılıp yeni rejimin baskısından İstanbul a kaçan pek çok Rus kadının serbest tavırları, açık saçık bedenleri, fuhuş hususunda cüretkârlıkları ile Türk ailelerin yıkım süreci başlamıştır. Bu kadınların sere serpe deniz kıyılarına hücumu, İstanbul un asil hanımefendilerinde de plaj modasını geliştirmiş. Hatta İstanbullu hanımlar kocalarının bayıldığı bu Rus dilberlerle rekabet edebilmek, onlara benzemek için çarşaflarını çıkarmışlar. O dönem İstanbulunda "Rus başı" baş bağlamak moda olmuş. Onlar gibi Türk kadınları da başlarına bir eşarp alıp, saçlarının onlar gibi önden gözükmesine aldırmadan, eşarbın uçlarını boyunlarına düğüm atarak bağlamışlar.

Hani bugün orduevi ve nizamiyelerde askercikler "ana, o başını öyle bağlama, böyle bağla" diye gösteriyorlar ya. İğneleri, boneleri, kadınların başından toplayıp örtüyü boyundan bir düğüm attırarak tutturuyorlar ya. Yani "Rus tesettürü" istiyorlar.

Hasılı hiç ırkçı değilim ama evlilikler hususunda herkes kendi kültüründen olan insanlarla yuva kurmalı diyorum. Zira çocukların annesinin iyi seçilmesi, gelecek kuşakların sağlıklı olması açısından çok elzem.