Dünya kaynaklarını kontrol altında tutan küresel sistem, ekolojik dengeyi bozuyor ve bütün canlıların hak sahibi olduğu yer küreyi yaşanmaz hale getiriyor. Savaşların, işgal faaliyetlerinin, katliamların açtığı yaraları sarmaya çalışırken yaşadığımız krize her gün bir yenisi daha ekleniyor ve kendimizi bir girdabın içinde buluyoruz. Şu günlerde gündemi işgal eden iklim krizi yeni bir tehlikenin sinyalini veriyor ve ne yazık ki sorunu üretenler çözüm vaat etmeye kalkıyorlar.
Toprak çatlıyor, yağmuru bereket olarak tanımlayan halklar başlarını göklere çevirmiş yeryüzüne düşecek rahmeti bekliyorlar. Su kaynakları kuruyor ve bilim insanları yakın tarihte kuraklığın, susuzluğun, orman yangınlarının, kasırgaların ortaya çıkacağını ve onlarca insanın kuraklık nedeniyle yaşadığı yeri terk etmek zorunda kalacağına ifade ediyorlar. Sanayi devrimi ile başlayan iklimsel değişim yavaş yavaş ilerleyerek hayatımızı tehdit eder hale geldi. Ve bugünlerde hemen herkes bu tehlike ile nasıl başa çıkılabileceğini tartışıyor.
Bütün canlıların hak sahibi olduğu kaynaklar erimeye yüz tutarken küresel çeteler bunu bir araç olarak kullanıp, yeni dünya hayallerini hayata geçirmeye çalışıyorlar. Paris İklim Zirvesi mazlum halkların kaynakları ile servet edinmiş olan ülkelerin, iklim değişikliğinden etkilenen yoksul ülkelere transfer ve kapasite geliştirme imkânı sağlamayı öngörüyor. Kurtarıcı bir el gibi lanse edilen iklim anlaşmaları ne yazık ki doğayı korumak, canlandırmak gibi hedefler taşımıyor aksine tasarlanan yeni dünya kavramlarının güncellenmesini ve yapay et projesinin hayata geçirilmesini hedefliyor. Hâkim sistem benzinli araçlardan elektrikle çalışan araçlara geçilmesini gündeme taşıyor ve iklimden etkilenmeyecek bir dünya hayalinden bahsediliyor.
Küresel organizasyon varlığını tahrip etmek, yıkmak üzerine konumlandırıyor. Aile kurumunu zayıflatmak ve bireyleri kolayca etki altına alabilmek için sanal mutluluklar vaat ediyor. Beşinci kol faaliyetler, işbirlikçi yerli ajanlar ve sivil kuruluşlarla birlikte hareket edip toplumların beyinlerini uyuşturuyor. Sistem, kaynaklarını sömürdüğü toplumları hem içeriden hem dışarıdan kontrol ediyor ve sosyal medya araçları ile onların zihinlerini şekillendiriyor.
Sorumluluğun bilincinde olan yöneticilerin ve sesini yükseltebilecek iradeye sahip olan tüm şahsiyetlerin bu esarete karşı çıkmalarını ve Allah’ın koyduğu düzeni içeriden ve dışarıdan yıkmaya çalışan bu çeteye dur demelerini bekliyoruz. Bunun için rahmetli Erbakan Hoca’mın vurguladığı İslam Birliği’nin güçlendirilmesi ve harekete dönüştürülmesi gerekir. Yoksa bu girdaptan kurtulma şansımız olmayacaktır. Bilmiyorum siz ne dersiniz!