Anayasa Mahkemesi Başkanı Prof. Dr. Zühtü Arslan, Asya Anayasa Mahkemeleri ve Muadil Kurumlar Birliği Eğitim ve İnsan Kaynaklarını Geliştirme Merkezi tarafından organize edilen “10. Yaz Okulu Açılışı”nda önemli bir konuşmaya imza attı.

Konuşmanın başlığı, “Temel Hak ve Özgürlüklerin Korunması Bağlamında Anayasanın Yorumlanması.”
Peki, bu konuşmasında neleri ifade etti, hangi önemli hususların altını çizdi Zühtü Arslan? Hepsinden öte, temel hak ve özgürlükler nasıl korunmalıydı? Bakalım;
* “Türk Anayasa Mahkemesi birçok kararında anayasa yargısına hâkim olması gereken yaklaşımın hak-eksenli paradigma olduğunu belirtmiştir. Mahkememize göre, özellikle siyasi hak ve özgürlüklere ilişkin anayasal hükümler “çoğulcu demokrasinin geliştirilmesi bağlamında ve hak eksenli yorumlandıkları takdirde işlevlerini tam olarak yerine getirebilir.”
* “Hak-eksenli yaklaşım, özgürlüğün esas, sınırlamanın istisna olduğu kabulünden hareket eder. Bu yaklaşım anayasanın temel haklara öncelik verilerek özgürlükler lehine yorumlanmasını gerektirmektedir. Nitekim Anayasa Mahkemesi, bu yaklaşımın yansıması olarak demokrasilerde devlete düşen görevin temel hak ve özgürlükleri korumak, bunların etkili şekilde kullanılmasını sağlayacak tedbirleri almak olduğunu vurgulamıştır.”
* “Bir örnek üzerinden bu iki farklı paradigmanın aynı anayasal ilkelerin yorumlanmasında nasıl farklılaştığına ve birbirine zıt sonuçlara yol açtığına değinmek isterim; Türkiye’de kamu kurumlarında ve üniversitelerde kadınlara yönelik başörtüsü yasağı çok uzun yıllar kamuoyunu meşgul etmiştir. Maalesef Türk Anayasa Mahkemesi, Danıştay ile birlikte başlangıçta ideoloji-eksenli bir paradigmayla anayasayı yorumlamış ve yasağı tahkim edici, meşrulaştırıcı bir rol oynamıştır.”
* “Bu sınırlayıcı/yasaklayıcı yaklaşım katı bir laiklik yorumu üzerinden savunulmuştur. Anayasa Mahkemesi, başörtüsünü üniversitelerde serbest bırakmaya yönelik yasal düzenlemeyi laiklik ilkesine aykırı bulmuştur. Mahkemeye göre, “Anayasa, özgürlüklere karşın lâiklik ilkesini özenle korumayı amaçlamış ve bu ilkenin özgürlüklere kıydırılmasına olanak tanımamıştır”. Dahası, Anayasa Mahkemesi 2008 yılında bir adım daha atmış, bu defa başörtüsü yasağını kaldırmaya yönelik anayasa değişikliğini de laiklik ilkesiyle bağdaşmadığı gerekçesiyle iptal etmiştir.”
* “Buna karşılık Anayasa Mahkemesi, 2012 yılından itibaren hak-eksenli paradigmayla konuya yaklaşmış, laikliğin özgürlükçü bir yorumunu yapmıştır. Bu defa Mahkeme, başörtülü olduğu için mahkeme salonundan çıkarılan avukatın, aynı nedenle üniversiteden atılan öğrencinin ve başörtüsü taktığı için işine son verilen devlet memurunun anayasal haklarının ihlal edildiğine karar vermiştir.”
***
Anayasa Mahkemesi Başkanı Prof. Dr. Zühtü Arslan, kritik dönem ve dönemeçlerde yaptığı özgürlükçü açıklamalarıyla, çıkışlarıyla dikkat çekti. Yapılan sert eleştirilere rağmen bu tutumundan taviz vermedi.
Son konuşması da bunlardan biri… Tebrikler…
MİRASIMIZ DERNEĞİ’NDEN “KUDÜSLÜ YETİMLER” ÇAĞRISI!
İşgalci rejimin Kudüs ve civarında bulunan binlerce yetime her gün yenilerini eklediği bir ortamda Mirasımız Derneği, Kudüslü yetimlerin yüzünü güldürmeye ve onları hayata hazırlamaya çalışıyor.
Her yıl Kudüs ve civarında yaşayan yüzlerce çocuk, işgalci yönetim tarafından yetim bırakılıyor. İşgal, terör devleti kendisine yönelik direniş eylemlerini engelleyebilmek için sahipsiz bırakılan gençlere musallat olmakta ve onları uyuşturucu ve diğer kötü alışkanlıklara sürüklemeye çalışmaktadır.
***
Kudüs ve civarında yaşayan, annesini veya babasını kaybetmiş çocuklara sahip çıkmak, bağış yapmak ümmetin üzerine düşen bir görevdir. Onlar ümmetin yetimleridir.
***
Kudüs’teki bir yetim kardeşimize destek olmak için belirlenen bedel, 250 TL.
***
(Mirasımız Derneği, Akşemsettin Mah. Halıcılar Cad. No: 12 Fatih- İstanbul / TÜRKİYE. Tel: (+90) 212 524 01, Faks: (+90) 212 521 34 89)
MEB’DEN AÇIKLAMA GELDİ!
Millî Eğitim Bakanlığı Basın Müşavirliği, “Evet ama yetmez” başlıklı yazım için açıklama yaptı.
O yazıda, MEB’in tüm okullara gönderdiği bütçenin doğru bir adım olduğunu kaleme almış, ancak bunun okulların kapsamlı masrafları göz önüne alındığında yeterli olamayacağını ifade etmiştim. Geçenlerde Sivas’ta yapılan ÖNDER İmam Hatipliler Derneği Kurultayı’nda çok sayıda okul idarecisinin bu yönde yakınmalarına şahitlik etmiştim.
MEB’den yapılan açıklamada, ‘okullara gönderilen bütçenin sadece temizlik/hijyen giderleri için sarf edileceği’ ifade edildi. Temizlik elemanı ihtiyacının ve diğer bazı giderlerin de başka kanallardan sağlandığı belirtildi. İş-Kur’un okullara eleman istihdam ettiği ayrıca vurgulandı.
Cevap hakkı gereği açıklamaya yer verdim. Teşekkürler…
ÖNEMLİ “YEMEN” PROGRAMI
Yemen… Yaklaşık 400 yıl Osmanlı idaresinde kaldı. Nüfusun %99,1’i Müslüman. Bir süredir kan ve gözyaşı hâkim bu İslam beldesinde, birçoklarında olduğu gibi.
Bu bilgileri neden verdim?
* Milletler Arası İlişkiler ve Diplomasi Merkezi (MID) tarafından, 28 Eylül 2022, Çarşamba günü önemli bir program gerçekleştirilecek.
* Program, Topkapı Eresin Otel’de, saat 10.00-13.00 arası icra edilecek.
* Programın konusu, "Savaşın 8. Yılında Yemen!"
* Savaşın üzerinden 8 yıl geçti. Yemen hem siyasi hem diplomatik hem insani kriz merkezine dönüştü, ne yazık ki!
* Dünyanın en önemli jeopolitik bölgelerinden biri olan ve ticaret, ilim ve kültür merkezi bir ülkenin uzun süreli kaosuna şahitlik ediyoruz.
* Toplantıda, Yemen'de olan bitenler, güç dengeleri, siyasi geleceği ve bölgesel gelişmelere etkisi konuşulacak.
* Yemen’in tecrübeli siyasetçileri, ünlü devlet adamları ve medya yetkilileriyle ülkemizin basın mensupları ve gazetecileri bir araya gelecek.
Önemli bir program...
***
Son olarak; bir duvar yazısında gördüm; “Yaşasın İslam Birliği!” İslam Birliği sağlanmadan İslam coğrafyasıyla ilgili sancılar durmayacak, gözyaşı dinmeyecek, sorunlar bitmeyecektir…

BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?
* Türkiye’de ilk seçimin, 1833’ün sonunda, -pek çok ilkleri barındıran- Kastamonu/Taşköprü’de yapılan muhtarlık seçimleri olduğunu, taşradaki ilk muhtarlık teşkilâtının anılan tarihte Taşköprü’de kurulduğunu ve zamanla Osmanlı İmparatorluğu’nun değişik bölgelerinde de benzer uygulamaya geçildiğini ve buna bağlı olarak Taşköprü’nün ilk demokratik seçimlerin yapıldığı yer olarak önem arz ettiğini, seçimlerle ilgili en eski kaydın ise Bolu’da yine 1830’lardaki bir muhtar seçimi belgesi olduğunu, biliyor musunuz? (Kaynak: www.37haber.com)
