Bir genel tarif yapmış, adına da Batı demişiz. Belki de biz demedik de birileri dedi, biz de kabul ettik. Ancak Batı nitelendirmesi sadece bir yönü ifade etmiyor. Bir kültür ve medeniyeti de ifade ediyor. Ne var ki, bu medeniyet birtakım Batı hayranı kompleksi tipler tarafından ülkemizde erişilmesi gereken ideal hedef olarak algılanmış ya da toplum bu nitelendirmeye inandırılmış. Sonuçta ister istemez insanımız için Batı hemen her alanda ideal olarak alınmış. Bu uğurda ülke olarak yaklaşık 150 yıldır Batılı olabilmek için gayret sarf ediyoruz, bunun da ötesinde Batı değer yargılarını kendi değer yargılarımızın yerine ikame etmek için uğraşıyor, hatta bunun için bir kesim insanımız darbelere bile destek verdi. Halbuki dünya üzerinde yüzyıllar boyu imparatorluk kurmuş ve korumuş bir ülke iken sahip olduğumuz değer yargılarımızı Batı’dan almış değildik. Bunun da ötesinde yüzyıllar boyu ülkemizi en güçlü bir devlet yapan değerlerle geliştirdiğimiz her alandaki gelişmeleri Batı dediğimiz, aslında Haçlı ittifakından başka bir şey olmayan bugün Batı medeniyeti diye taklit ettiğimiz birtakım gelişmeleri Batı bizden almış ve sonunda bizden aldıkları gelişmelere öylesine hayran olmuşuz ki, bu gelişmelerin temelini kendimizin attığını unutmuş, sanki Batı’nın sihirli bir değnek vasıtasıyla dünyayı bugünkü durumu getirmiş olduğunu kabul eder hale gelmişiz.

Bütün bunlara rağmen Batı bizi hiçbir zaman ulaşılması gereken hedef olarak görmediği gibi medeniyet ve gelişmenin temeli olarak değil, çağ dışılığın ürünü olarak nitelendirmiş, kısacası, artık sadece Türkiye olarak bizler değil, İslam dünyasınca Batı olarak nitelendirilen ülkeler toplumunun aslında bir Haçlı ittifakı olduğunu unutmamak gerekiyor. Çünkü unuttuğumuz takdirde sahte bir cazibenin esiri olunuyor. Bu bakımdan artık Batı’yı sadece bir yön olarak ve bunun bir Haçlı ittifakından ibaret olduğunu görmek ve özümsemek durumundayız. Bunun da ötesinde Haçlı ittifakının ülkemizi ve tüm İslam dünyasını Haçlı anlayışı sebebiyle düşman olarak gördüğünü unutmamak gerekiyor. Aslında bu gerçeği bağıra bağıra ilan eden Haçlılardan İslam dünyasına yönelik pek çok eylem ve söylem her gün tekrarlanıyor.

Bilmem bunlara birtakım örnekler vermek gerekiyor mu? Söz gelimi Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısının ardından yüz binlerce Ukraynalı AB ülkelerinin kapılarında sevgiyle karşılanırken Müslüman olan mültecilerin Ege ve Akdeniz’in serin sularına itilerek ölüme terk edildiklerini hatırlatmak yetecektir. Bunun sadece Haçlı zihniyetinin bir tezahürü olduğunu söylemeye bile gerek olmadığını düşünüyorum.
Bu arada Yunanistan’ın Ege’deki düşmanca eylemlerine karşı ABD ve AB’nin sessizliğini görmek bile Haçlı zihniyetinin boyutunu anlamaya yetecektir. Bir adım daha atarsak, ABD’nin Yunanistan’da her gün yeni bir üs kurarken, bu devlete her istediği silahı verirken, Türkiye’ye parasını ödediği uçakları vermeyen, vermek için birtakım şartları kabul etmemizi isteyen bir ABD için AB’den farklı bir ülke olarak söz etmek doğru olur mu?

Sözün özü; artık Batı denildiğinde anlaşılması gerekenin Hristiyan dünyanın oluşturduğu Haçlı ittifakı olduğunu bilerek İslam dünyasının hareket etmesi gerekiyor.